Duygu SUCUKA

Hibe Projeleri Amacına Ulaşıyor mu?


Duygu SUCUKA
21 Ocak 2013 Pazartesi 09:02

2000’li yılların en önemli umut kaynaklarından birisi oldu hibe projeleri. Bir dernek kurayım, proje alayım düşüncesiyle kurulan dernekler sayesinde, amacından uzaklaşan bir sivil toplum anlayışı gelişti.

 

Bilhassa sivil toplum kuruluşlarına yönelik verilen hibe projeleri, her sivil toplum kuruluşunu en azından bir proje yapmaya yönlendirdi. Sadece sivil toplum kuruluşları değil, üniversiteler, belediyeler, kamu kurumları da projelere takılır oldular.

 

Projelere finans desteği veren kurumlar Avrupa Birliğiyle sınırlı değil. KOSGEB, TUBİTAK, Kalkınma Ajansları, çeşitli bakanlıklar karşılıksız hibe programları geliştirdiler. Amaç, özellikle sosyal sorunların aşılması için destek olmak. Ancak bu tür desteklerin, bugüne kadar nasıl bir getirisi oldu, başarı oranı nedir, bir araştırma yapıldı mı sorusuna net bir yanıt bulmak mümkün değil. Sanki o hibeler verilirken, birtakım çevrelere bağış dağıtılıyor. Hibelerde aslan payı kimin, kimlerin cebine giriyor, dönüp de bakıldı mı hiç diye sorulsa cevap bulmak mümkün müdür, bilinmez…

 

Destek kazanmış bir projenin uygulama sonuçlarına bakmak, devamında neler kazandırdığını görmek gerekir. Ya da işe yarayıp yaramadığını konuşmak lazım. Mesela, Tunceli’de, kadınlara beceri ve mesleki kurslar kazandırmak için yapılmış bir proje varsayalım. Proje yazılırken, öncelikle yazan kişi yüklüce parasını alıyor. Sonra uygulamada birçok malzeme ve yer temin ediliyor. O malzeme ve yerler, proje bitiminde kime ya da nereye kalıyor? Proje esnasında koordinatörlük yapandan tutun da ders veren eğitmenlere kadar birçok kişi proje kapsamında faydalanıyor, ücret alıyor. Diyelim ki, proje kapsamında 100 kadına mesleki beceri kazandırıldı, örneğin arıcılık ya da seracılık ya da dikiş-nakış, kuaförlük, garsonluk, vs öğretildi. Bu kadınlar öğrendikleri işleri yapabilme imkânlarına sahipler mi? Ya da istihdam edilebiliyorlar mı? Birçoğunun, öğrendiği dikişi yapabilmesi için bir makine alma imkânı bile yoktur. Eğer ki burada bir sonuç alınamamışsa, meslek edindirilen kişilere, edindikleri mesleklerde çalışma fırsatı verilememişse, sizin projeniz sadece uygulama esnasında, uygulama kapsamındaki kişilere mali destek sağlamıştır. O zaman şöyle düşünmek gerekir; böyle bir projeyi yürütmek için verilen karşılıksız, hibe anlamındaki parayla, bir fabrika kuramazsınız belki ama bir atölye, küçük bir üretim yeri kurabilir ve orada belli sayıda işsiz insanı çalıştırabilirsiniz.

 

Projeli hayat, bu konuda profesyonelce çalışanlar sınıfı oluşturdu. Danışmanlık şirketleri kuruldu, işi koordinatörlük ve eğitmenlik olan kişiler arttı. Projeler ne işe yarıyor sorusunun en geçerli cevabı belki de burada saklıdır.

 

Bir de, yazdıkları, sundukları projelerin hatır-gönül ilişkisiyle kabul göreceği umudu taşıyanların, bunun için bile torpil arayanların çoğaldığını düşünmeden geçmemek gerekir.

 

Konuya, hibe projelerinin tümden gereksizliği anlamında bakmamak gerekir. Elbette ki bu projelerin önemli olanları, başarı sağlayanları, bilimsel olanı ve iyi ki desteklenmiş dedirten türden olanı vardır. Ama o kadar çok çeşitli hibe projesi var ki, bir o kadar da uygulama alanı var. Hak eden de, salt bir proje almak için dernek kuran da var. Üniversitelerin proje çabaları da oldukça fazladır. Bu çabalar, bilimselliği bir kenara bırakıp ben buradan ne kazanabilirim düşüncesine yönelmemelidir.

 

AB Projeleri, Doğu ve Güneydoğu’daki derneklere, belediyelere veriliyor, burada art niyet vardır, Avrupa Birliği Türkiye’yi bölmek amacıyla bunu yapıyor yorumları çok yapıldı. Ancak bu anlamdaki her söylenen söz, yorumdan ibaret kaldı. “Biz, Türkiye olarak, her yıl Avrupa Birliğine hibe projeleri için belli bir miktar para aktarıyoruz, bu projeler için o paralar kullanılıyor” denilse de, hiçbir yetkili kanattan, bu konuda, kamuoyuna bir bilgilendirme yapılmıyor. Dolayısıyla AB’den proje kapan ve almamayı tercih eden kıyaslaması yapılıyor.

 

İş kurmak isteyen, bir sosyal yarayı iyileştirmek isteyen, sosyo-kültürel sorunların çözümü için çaba harcamaya çalışan, bilimde ilerlemek isteyen, bu arada maddi imkânsızlıklar nedeniyle bu isteklerini yapamayan kişi ve kurumların, kredili ya da karşılıksız finans programlarıyla desteklenmesi gerekir. Ancak bu destekler, verilen krediler çok iyi denetlenmeli, sonucunda getirisi iyi değerlendirilmeli, alınan sonuçlara göre yola devam edilmelidir. Adı her ne kadar hibe olsa da salt hibe amacıyla krediler verilmemelidir.

 

Çeşitli kurumlar tarafından, sayısız hibe destekleriyle geliştirilen projelerin amaca ulaşıp ulaşmadığı, yetkili makamlarca değerlendirilip kamuoyunun bilgilendirilmesinde fayda vardır.

 

20.01.2013

duygusucuka@hotmail.com


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star