Mustafa GÜNEŞ

HÜKUMET ALTERNATİFLERİ


Mustafa GÜNEŞ
22 Haziran 2015 Pazartesi 13:05

         Her zaman söylediğimiz gibi 12 Eylül Anayasası iktidarlar için öyle tatlı ve cazip bir Anayasa ki, partiler muhalefetteyken bu Anayasadan kan kusarken iktidara gelince “biraz da biz ölelim “  deyip tadını çıkarmaya başlarlar.

        20 yıl yüzde 10 barajının zulmünü çeken Erdoğan ve arkadaşları iktidara gelir gelmez hepsini unutmuş, onlar da bu barajın nimetlerinden sonuna kadar faydalanmanın yolunu seçtiler..

        Ancak her şeyin bir gün sonunun geleceği kuralı Erdoğan için de işlemiş ve nihayet 7 Haziranda kendi zulmünün kurbanı olarak tüm karizmasını kendi eliyle yerle bir etmiştir.

        Asıla bakarsanız 35 yıldır yürürlükte olan bu baraj zulmü, iki dönemlik Özal ve üç dönemlik AKP devri dışında hiçbir işe yaramamış, baraja rağmen ülke yıllarca koalisyonlarla yönetilmiştir.

        İSTİKRAR YALANI

        Tek başına iktidar olan bütün parti ve liderleri, her seferinde bu barajın hükümette istikrar olsun diye konulduğunu söylemiş, kitleleri inandırmaya çalışmışlardır.

        Hâlbuki bu tamamen adi ve riyakârca bir yalandır.

        12 Eylül Rejimi bu barajı “istikrar” için değil, Sosyalistler, dinci-anti-laik partiler ve Kürtlerin etkin olduğu partilerin (tabi özellikle Kürtler) parlamentoya girmemesi için derin araştırmalar sonucu koymuştur. Uzun yıllar de etkili oldu. Nitekim Erbakan’ın başlattığı “Milli Görüş Hareketi” yıllarca bu barajın altında ezilmiş, bir türlü parlamentoya girememişlerdi. Hatta 94 seçimlerinde Refah Partisi, MHP ve Büyük Birlik Partisi ortaklaşa girdikleri halde barajı aşamamışlar ve Erbakan ağlar halde bu barajın adaletsizliğinden yakınmıştır.

        Yıllardır Müslüman’ım diye siyaset yapan Tayyip Erdoğan, bunları bile bile ve hiç rahatsız olmadan (İslam’ın lanetlediği) bir yığın yalan sıralayarak dünyanın gözüne baka baka “istikrar” diye ortalıkta dolanmıştır.

        Sonuçta toplum vicdanı baskın geldi  ve barajı yerle bir ettti.

        Öte yandan dünya ülkelerine baktığımızda “istikrarlı”, yani tek partinin baskın çoğunlukla iktidarda olduğu ülkelerin hemen hepsi de despot ve totaliter ülkelerdir.

        Kuzey Kore, Küba, Saddam Dönemi Irak, Esed Dönemi Suriye, Kazakistan, Azerbaycan vb ülkeler en iyi örneklerdir.

Demokrasisi işleyen hiçbir Avrupa Ülkesinde böyle ezici çoğunlukta iktidarlar göremezsiniz.

        Bize göre AB’yi girme aşamasındaki Türkiye’nin, sırf istikrar martavalı adına bu tür hükümetlere ihtiyacı yoktur ve layık da değildir.

        ALTERNATİFLER

        Gelelim hükümet kurma alternatiflerine:

        Partilerin mevcut milletvekili sayılarına baktığımızda, kesin güvenoyu alacak aşağıdaki 4 durum söz konusu:

        1-AKP-CHP,

        2-AKP-MHP,

        3-AKP-HDP ve

        4-CHP-MHP-HDP.

        Teorik olarak durum bu…

Ancak pratik olarak baktığımızda son iktidar dönemi boyunca AKP öyle bataklara saplandı ki artık “ateşten gömlek” bir parti haline dönüştü. Kim ki koluna girer veya el verirse toplum nazarında işi biter.

Aslında AKP de böyle bir fırsat peşinde. Bir partiyle ortak hükümet kurarak bir yıl içinde hükümeti bilerek çıkmaza soktuktan sonra halka;

-“Bakın, görün işte koalisyonlar yürümüyor, ülke elden gidiyor, ekonomi batıyor, (hatta sokakları da harekete geçirip terör geliyor atmosferi yaratarak ) güvenlik kalmadı.” Gibi propagandalarla seçime giderek ortağı olduğu partiyi bitirip gene tek başına iktidar olmak hesabı içindedir.

Onun için gözlediğimiz kadarıyla şimdilik bu tehlikeyi sezen partilerden hiç biri AKP ile hükümet kurmak istemiyor.

MHP MİNİ ZAFER SARHOŞU

        Öte yanda MHP yüzde 3’lük bir oy artırdı diye zafer sarhoşluğuna girdi ve bir seçim daha yapılırsa iktidara geleceği sevdasına kapılarak her alternatife ve teklife “rest” çeker duruma geldi. MHP’nin şu andaki ruh hali, LOTO’dan ikramiye çıkmış züğürt şaşkınlığıdır. Bu tutumu sürdürürse toplumun verdiği bu basit primi çarçur edip tüketerek eski haline döneceği kesindir.

        Ayrıca yüz yıl boyunca Kürtleri yok sayan MHP, artık Kürtleri yok sayamayacağını anlamış, “Kürtler yok” diyemediği için, bu kez de Kürtlerin Partisini yok saymaya başlamıştır.

        HDP’Yİ HÜKÜMETE ALMAZLAR

        Gördüğümüz kadarıyla         mevcut partilerden hiç biri HDP’yle hükümet kurmak istemez, hatta kurmaz. Çünkü her ne kadar “Türkiye Partisi” oldu gibi bir hava var ise de, herkes partiye hâkim olan felsefe ve tabanın Kürtler olduğunu çok iyi biliyor. İttihatçılardan bu yana devletin bütün hesabı Kürtler üzerine olduğu için, Türk Devlet refleksi ve diğer partilerin birer “Devlet Partisi” niteliği gerçeğiyle, hiçbiri Kürtlerin devlet sırrına vakıf olacak makamlara gelmesini istemez.

        Dolayısıyla olağanüstü bir durum doğmadıkça, bu alternatifin de işleme imkânı yok gibi.

        BİZE GÖRE

        En mantıklısı ve olabilirlik özelliği olan alternatif, AKP-MHP ortaklığıdır. Ne var ki bu hükümetin kurulup ülkeyi yönetmesi için MHP içindeki akılcı e pragmatik elemanların parti yöneticilerini ikna etmesi için zamana ihtiyaç var.

        Geriye biraz tuhaf ancak akla en yatkın olan bir yol kalıyor: CHP-MHP azınlık hükümeti.

İki parti hükümeti makul bir süreliğine kurar, HDP de Mecliste destek verir.

Öncelikle anti demokrat kanunlar ayıklanır, yolsuzluk soruşturmaları, Devlet, İdari kurumlar, Güvenlik teşkilatı ve Yargıdaki partizanlık tasfiye edilir.12 yıldır ”AKP Devleti”ne dönüştürülmüş devlet mekanizması normal devlet haline dönüştürülür.

Baraj rezaleti de tahammül edilir bir seviyeye çekildikten sonra seçimlere gidilir.

Ne var ki bunların olabilmesi için MHP’nin bu zafer sarhoşluğu ve inattan çıkıp akla ve mantığa uyar bir duruma gelmesi gerekiyor.

Ne zaman olur bilemeyiz. Ama olmazsa ve erken seçime gidilirse baraj altında kalma tehlikesi en yüksek parti durumuna düşebilir. Unutmasınlar ki kendi oy tabanı ile AKP oy tabanı aynıdır. Bu taban her an AKP’ye rücu edebilir.

Çünkü aralarında tek ve basit bir fark var: Biri  “Türk-İslam”,diğeri “İslam Türk” sentezcisi.

…VE BARIŞ SÜRECİ

Merak etmeyin. Süreç için ülkenin önünde sayısız baharlar var. Eni sonu “Devlet Politikası”na dönüşecek ve daha nice yıllar görüşmeler devam edecektir. Kıbrıs Meselesi 70 yıldır görüşülüyor. Kısmet olur o çözülürse sıra “süreç” e gelir. Biraz sabır.

        Her konu için bu günlerde tek yapmamız gereken beklemek.

 

        21.6.2015

        Mustafa Güneş / URFA

        


YORUMLAR
  • yorum2015-06-30 22:30:35siverekli

    bence abdullah gül ile meral akşener parti kursunlar patlama yapar.. halk yeni bir siyasi oluşum bekliyor...

Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star