Mustafa GÜNEŞ

HÜKÜMET VE HUKUK


Mustafa GÜNEŞ
9 Ocak 2014 Perşembe 16:40

Nihayet hukuk hükümete de lazım oldu.

Şimdiye kadar işlerine gelen her olayı “İlahi Adalet” diye açıklayan Erdoğan ve yardakçıları, şimdi gerçekten “ilahi bir adalet”le karşı karşıyalar.

Bugüne kadar Terörle Mücadele, TCK ve CMK gibi kanunların anti demokratik hükümlerinden tutuklu ve hüküm giymiş binlerce insanın çığlığını duymazdan gelen ve her seferinde topu hâkim ve savcılara atan Erdoğan ve yandaşlarına da ilahi bir tecelli gibi hukuk lazım oldu.

Lazım olmasına oldu da ders alırlar mı almazlar mı önümüzdeki günler gösterecek. Doğrusu bize göre ders alacaklarından pek emin değiliz. Çünkü despot ve diktatörlerin tarihten ve olaylardan ders almamak gibi bir zaafları vardır. Ders almadıkları için de bütün diktatörlerin sonu hep dehşetle bitmiştir.

Ya da şöyle diyebiliriz; tarihten ders alan diktatör olmaz!

Tarih boyunca bütün despotlar, etraflarını saran Mehmet Metiner, Şamil Tayyar ve benzeri dalkavuk taburunun amigoluğuyla egemenliklerinin sonsuza kadar süreceğini sanmak gibi bir aptallığın içinde olmuşlardır.

Aynı ruh hali içindeki Erdoğan da ne buların ilkidir ne de sonuncusu olacaktır.

 

ERDOĞAN DA ADALETTEN ŞİKÂYETÇİ

 

Yüzlerce yıldır hukuksuzluktan zulüm gören uygar ve çağından sorumlu insanların bu tiplere karşı  “hukuk herkese lazımdır” diye attığı çığlıklar, kendini sonsuz sayan despotlara hep vızıltı gelmiştir.

Ta ki bir gün hukuk, o despotlara da lazım oluncaya kadar.

Ne var ki despotların en riyakâr yanı, hukuk kendilerine lazım olduğu anda, sanki o vahşi kanunları yapan, onca “devlet fedaisi hâkimi” tayin eden kendileri değilmiş gibi bir pişkinlik ve utanmazlıkla “adalet” diye bağırmaya başlarlar.

Nitekim Saddam bile kendi kanunlarıyla yargılanıp idam edilirken kanunların ve mahkemenin adil olmadığından söz ediyordu.

Bu riyakâr diktatörlerin utanmaz pişkinliğini ünlü Divan Şairi Ragıp Paşa bir beytiyle çok güzel anlatmış:

 

BÖYLEDİR RAGIP MÜCAZAT-I AMEL KİM FİL MESEL,

SORSALAR MAĞDURUNU GADDAR KENDİN GÖSTERİR.

Ragıp Paşa gaddara, “senin devrinde en çok kimler zulüm gördü, kimler mağdur oldu diye sorsalar, o zaman bile kendini gösterir,” diyor.

Diktatörlere ne kadar uygun düşüyor görüyor musunuz?

Kendine yoldaş olarak seçtiğin “Hoca Efendi Çetesi”ni devletin en ince damarlarına kendi imzanla yerleştireceksin, bu çete binlerce insanı dünyanın gözü önünde uydurma gerekçelerle tutuklayıp yıllarca içeride perişan ederken “yargının işine karışamayız” diye geçiştireceksin, fakat işin ucu sana dokununca da “bunlar devlet içinde çete”,bunlar “paralel devlet kurmuş” diye figan edeceksin.

Zatınız bu tutumu nasıl açıklar bilemeyiz. Ancak biz pişkinlik,utanmazlık  ve riyakarlık deriz.

AYIKLAMAK DA SİZE DÜŞER

Kaç yıl daha iktidardasınız kimse bilemez. Ama kalan iktidarınız süresinde bu organize paralel gücü yerleştirdiğiniz gibi temizlemek de size düşer. Bunu yapıncaya kadar kimseden şikâyette bulunma hakkınız da yoktur.

Ancak bildiğiniz gibi bu işlemler karmaşık  ve zamana yayılı işlerdir. Oysa yıllardır uyduruk sebeplerle içeride tutulan binlerce insan var. Onun için önce ve acilen KCK ve komutanın emrini yerine getirmekten başka bir kastı olmayan yüzlerce alt rütbe subay, ast subay ve sivil memurun serbest kalmasını sağlayacak düzenlemeler yapmak zorundasınız.

Bu zulmü mutlaka telafi etmeye, insanlardan ve ailelerinden özür dilemeye mecbursunuz.

Üstelik bir de akıl verelim. Bu yeni düzenlemeler zaten ileride nasılsa size de lazım olacaktır. Şimdiden düzenleyin ki sonradan,”sırf kendileri ve yandaşları için kanun çıkardılar” denmesin.

Tersine davranır, eski despot inadınızı sürdürürseniz , kazan kaldıran yeniçerilerin deyimiyle ileride “Padişahım yoksa sen bilirsin” durumuna düşersiniz.

Bizden hatırlatması...

 

8.1.2014

Mustafa Güneş/URFA


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık