Duygu SUCUKA

Hüzünlüyüm Bugün


Duygu SUCUKA
21 Mayıs 2014 Çarşamba 15:02

Çocuklarım, ailem, hayatta mücadele nedenlerimin başında gelenler. Onlarla hiç sorun yaşamadan, onları hiç üzmeden ve onlar da beni hiç üzmesin diyerekten yaşamak istediğim bir hayatın nerelerindeyim bilemiyorum. Ne zaman, nerede, ne şekilde yok olacağız, öngörüsü olmayan bir durum çünkü.

 

Bizim toplumumuzda anne-kız diyaloğunda eksik olmayan bir olgu; didişme. Belki diğer toplumlarda da var. Bu olguya pek takılmamaya çalışsam da bazen karşılıklı üzüldüğümüz oluyor. Bilhassa çocuklarımla bir tatsızlık olmuşsa aramızda ki hiçbir zaman büyük bir tatsızlık olmaz, kendimi yaralı, yüreğimi acılı hissederim hep. Annelik duygusunun en belirgin özelliklerinden birisi de bu olmalı.

 

Anne-babalar hayat tecrübelerini aktarmak isterler çocuklarına. Onlarsa kendilerini hep büyümüş görürler, “bana güven” derler, anne-babalarını bir türlü anlamak istemezler. Ta ki kendi çocuklarıyla yüz yüze geldikleri zamana kadar.

 

Bazen düşünüyorum ben mi katıyım, fazla mı sıkıyorum onları diye. Bazen arkadaşlarım öyle söyler. Ama bana kalırsa hiç öyle değilim. Sadece yanlışı ve doğruyu öğretip yanlış ve doğruda karar vermeyi onlara bırakırım. Bana kalırsa diyorum. Bir de karşı tarafın penceresinden bakmaya çalışıyorum; çevre, zaman dilimi, yaşam şartları hiç kendimizinki gibi değil. Onların da haklılık payı çok fazla olabilir. Toplumsal bir sosyolojik vaka olan ebeveyn-çocuk arasındaki didişmelerin en önemli nedeni de bu kuşak farklılıklarıdır.

 

Bugün kızım da oğlum da üniversiteli birer yetişkin insanlar. Yaşam buldukları tüm süreç içerisinde, maddi ve manevi anlamda onlara verebileceklerimi kendi sınırlarım içerisinde sonuna kadar seferber etmiş durumdayım. Tek çabam toplumda iyi birer birey olmalarıydı. Şu an için öyle olduklarına sonuna kadar inancım var. Bu kazanımda baba rolü de elbette ki çok fazla. Onları kucağımda taşıdığım, sütümle beslediğim, dizlerimde salladığım günler hiç eskimedi. Daha dünmüş gibi hepsi çok taze, hepsi çok canlı. Düne dair, küçüklüklerine dair her şeyi canlı tutmak istiyorum hep. İşte bu hislerden ötürü olmalı ki onları bugün bile dünkü gibi algılamaya devam ediyorum. Sadece ben mi? Değil elbette. Tüm anneler, hatta bazen babalar hep böyle düşünmez mi? İşte bu düşünceler onlarla karşılıklı üzüntü yaşamanın temelidir aslında.

 

Kızımı da oğluma da çok seviyorum demek klasik bir söz ama elbette ki çok seviyorum. Onlar benim canlarım. Canlarına en ufak bir zarar değmesin isterim. Bazen onları iyi anlamıyor muyum diye de düşünüyorum. Sonuna kadar özgürler ama özgürlüklerini kendileri kısıtlamak zorundalar. Bunu söylemeye çalışıyorum sadece.

 

Bugün birazcık hüzünlüyüm. Onun gözyaşları hep yüreğime akar çünkü. Ve damla damla kendi gözlerimden süzülür sonra.

 

21 Mayıs 2014


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star