Şeyhmus İDRİSOĞLU

HUZURU VURMAYIN, EFENDİLER


Şeyhmus İDRİSOĞLU
3 Kasım 2011 Perşembe 00:47
Huzursuz, psikopat erkekleri biliyorsunuz. Günlük gazetelerin üçüncü sayfaları ve manşetleri bunlarla dolu. Gün geçmiyor ki ölüm haberi okumayalım. Eğitimlisi de eğitimsizi de öldürme meyilli. Bu insanlığını kaybetmiş salya akıtan "zararlılar" bana birilerini hatırlatıyor… Namussuzca güç denemesi yaptıkları kadını doğrarken akılları duruyor olmalı. Şeref kurtarma bahanesiyle kandırdıkları o zavallı uyuşuk beyinlerini kemiren sinsi virüs fena yayılıyor BİZİM ERKEKLERDE. Tıpkı savaş çığırtkanları gibi. Bizi birbirimize düşman etmek için pusuda bekleyen o şeref yoksunu mahlûklar…
Ortalığı toza dumana buladılar. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Gencecik çocuklar ölüyor bu kirli savaşta. Ne için öldüklerini bile bilmeden parçalanmış cesetleriyle teslim ediliyorlar ailelerine. Kimisinin adı "şehit" kimisinin adı "gerilla".
Âşık olamadan, daha tutamadan güzel bir kızın elini. Hayal ettiği kiraz dudaklara bir öpücük konduramadan, kadehindeki kan kırmızısı şarabı sevgiliyle tokuşturup içemeden, sonrasında sevgilinin boynunu öpemeden, ölüm fermanını takıyorlar narin boyunlarına ve bir bir ölüyor BİZİM ÇOCUKLARIMIZ...

Politikayı iş edinenler; yapılan her eyleme oy gibi bakan güruh, nutuklar atıp tutarak, bu kirli savaşı "olmazsa olmazlar" arasında gösterip halkı inandırmaya çalışıyorlar.
Bir taraf "biz haklıyız, savaşımız sonuna kadar devam edecek" derken diğer taraf " kanımızın son damlasına kadar, tek bir ferdimiz kalana kadar" diyerek savaş naraları atıyor.
İki taraf da yalan söylüyor...
İki taraf da doğru söylüyor...
Ne fark eder?
Bilinmeyen bir gerçek var. Kürtlerin istediği kayda değer bir şey olmadığ, istenilen daha özgür ve insanca kabul görülen bir yaşam. Bu isteklerin bedeli bu kadarmı ağır olmalı.  Bu ülkeye kimse uzaydan gelmedi. Ülke hepimizin. Kirli savaş çocuklarımızı öldürüyor.
Sizlere sesleniyorum; Hey!…. Mangalda kül bırakmayanlar! Gelin bir anlaşma yapalım. Alanlara dökülüp haykırmayı bırakın. Biraz da sizin çocuklarınız gitsin savunduğunuz kutsal dava uğruna ölmeye, ne dersiniz? Çocuklarınız ölsün veya öldürsünler. O masum tabutlarınızın önünde nasıl acı çekip boğazınızın düğümlendiğini hissedin bakalım.. Öyle havanda su dövmek yok!
Bu savaşın haksız ve kirli bir savaş olduğunu Türkiye'de yaşayan insanlarımız biliyor artık.
Ülkeyi, kargaşa ve savaş ortamına sürüklemenin yanlışlıklarının Van depremine yansıdığını gördük.
Bakın faşizan söylemlere; "Mala geleceğine Van'a gelsin." " Taşları polise atmak için mi üst üste yığdırdılar? " gibi mide bulandırıcı laflar duyduk. Van'daki depremin Allahın Kürtler'e verdiği bir ceza olduğu, bundan sonra Diyarbakır'a da bir el atıp helak etmesi gerektiğini haykıranlar can acıtıcı. Öfkenin anlaşılır bir yanı yok. Ateşi körüklemenin kazandıracağı ufacık bir gerçek yokken, ağlayan ve dizini dövenlerin hepsi BİZİM KADINLARIMIZ.
Gelin memleketin ruhuna sindirmek istenen kindarlıktan kendimizi sakınalım ki eski kardeşlik günlerimize geri dönebilelim...


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Şanlıurfa





Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star