Recep KOÇAK

Hz. Ali’yi Sevindiren İki Nimet


Recep KOÇAK
20 Temmuz 2012 Cuma 21:28
İsmail Kabak amca ile Burdur’a giderken Düğer Köyünde karşılaştık.
Köyün girişinde yol kenarında beli bükülmüş, yaşlı bir adamın beklemekte olduğunu ve durup kendisini almamız için el kaldırdığını gördük. Arabada yerimiz vardı, durup aldık amcayı. Daha yolculuğun ilk dakikalarında tanıştık. Kendisi Düğer köyündenmiş. Düğer, 450 hanelik bir köy imiş. Akıcı konuşan, özgüveni yüksek bir amca ile karşı karşıyaydık. Amca 80 yaşındaymış ama daha genç gösteriyordu. Konulara bütüncül bir yaklaşımı ve hissedilir bir ileri görüşlülüğü vardı. Gençken bir müddet İstanbul’da yaşadığını, Kur’an-ı Kerim okumayı orada öğrendiğini söyledi. Otostop konusunda ilginç bir ruh haline sahipti. “Yola çıktım. Bir arabanın gelip beni alması için dua ettim. Almasaydınız da kızmazdım” dedi. Sebebini şöyle anlattı: ”Benim hafız bir akrabam vardı. (Dayısı olabilir.) iki gözü de kör idi. Bir gün şehre gitmek için bu yolun kenarında beklerken bir kamyon gelmiş. Durup almış bizim akrabayı. Biraz gidince, ihtiyaç gidereceğiz diye durmuşlar. Akrabamız da inmiş kamyondan. Sonra onu almadan kaçıp gitmişler. Akrabam gece karanlığında tek başına kalmış yollarda. Elinden bastonla yolun kenarından yürümeye başlamış. Oradan geçmekte olan birileri tek başına ilerlemeye çalışan akrabamızı görünce durup almış. Yola devam etmişler. İlerde bir yerde bir kamyonun kaza yaptığını fark etmişler. Meğer âmâ yakınımızı yolda bırakıp kaçan kamyon devrilmiş. Şoför ve muavin çok kötü durumdaymışlar…” İsmail amca bu tecrübeden sonra otostop yaparken kendisini almayan araç sahiplerine kızmadığını, onlara asla beddua etmediğini söyledi. “Bunda da vardır bir hayır” deyip geçiyormuş. İsmail amcanın iki oğlu, üç torunu varmış. Eşi vefat etmiş. Evlenmek istiyormuş. Bu yolculuğa da evlenmeyi düşündüğü bir hanımı görmek için çıkmış. Bizimle gideceği yol uzun değildi. Bizim arabadan indikten sonra ikinci bir vasıtaya binmesi gerekiyormuş… Köyün camisinin boş olmasından ve kahvehanenin doluluğundan dert yandı. Kısacak sohbet sırasında, Merhum Başbakan Adnan Menderes’in Türkiye’ye çok büyük hizmetler yaptığını, Başbakan Erdoğan’ın da o hizmetleri sürdürdüğünü söyledi. Başbakan’dan söz ederken, “Erdoğan’dan Allah razı olsun. Memleketi bataklıktan kurtarmaya çalışıyor” dedi. İsmail amcanın anlattıklarını dinleyince şu ayet-i kerimeyi hatırladım; “Olur ki (bazen) hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlı olur ve hoşunuza giden bir şey de sizin için şer olur. (Hayırlı ve doğru olanı) Allah bilir, siz bilemezsiniz.”ekrar görüşe
(2/Bakara, 216)
…
Yukarda anlattığım yolculuktan kısa bir süre sonra Samsun’dan Ankara istikametine giderken Çorum’un şehir merkezine doğru tek başına yürüyen yaşlı bir amca gördük. Durup aldık.
Yaşlı amcanın karısı Çorum Devlet Hastanesi’nde yatıyormuş. Doktorlar karısını Ankara’ya sevk etmişler ama yol parası yokmuş. Yaşlı amcayı hastanenin kapısına kadar götürdük. Ekibimizden birisi amca ve karısını Ankara’ya götürüp getirecek kadar parayı kendisine takdim etti. Biz ayrılırken o hâlâ dua ediyordu... Rasûlullah s.a.s şöyle buyurdular: “Allah Teâlâ insanların ihtiyaçlarını temin etmek üzere bâzı kimseler yaratmıştır ki, insanlar ihtiyaçları için onlara ko­şa­rlar. İşte onlar, Allâh’ın azâbından emin olan kimselerdir.” (Heysemî, VIII, 192) Hz. Ali (k.v) de bu nebevî müjdeye nâil olabilme heyecanı içinde şöyle buyurmuş: “İki nîmet vardır ki, beni hangisinin daha çok sevindirdiğini bilemiyorum. Birincisi, bir adamın ihtiyacını karşılayacağımı sanarak bana gelmesi, bütün samimiyetiyle benden yardım istemesidir. Diğeri de, o kimsenin arzusunu Allâh’ın benim vâsıtamla yerine getirmesi yahut kolaylaştırmasıdır. Bir müslümanın işini görmeyi, dünyâ dolusu altın ve gümüşe sâhip olmaya tercih ederim.” (Ali el-Müttakî, Kenzü’l-Ummâl, VI, 598/17049)

gumuslale@gmail.com

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star