Mehmet FARAÇ

İBRAHİM’İN DİYARINDA YANMAK!..


Mehmet FARAÇ
26 Haziran 2012 Salı 01:22
Urfa Cezaevi 225 kişilikmiş... AKP iktidarında cezaevleri ağzına kadar taştığı için buradaki ortak kullanım alanları da koğuşa çevrilmiş!.. Yani kapasite tam 400 kişiye çıkartılmış...
Peki, Urfa Cezaevi’nde kaç tutuklu ve hükümlü barınıyor dersiniz?.. Binden fazla!..
Yani zorlamayla büyütülen kapasitenin tam 3 katı insan, birbirinin üzerinde yatarak, cezalarını değil adeta işkencelerini çekiyorlar...
İsyan çıkartılan 8 kişilik koğuşta ise tam 18 kişi barınıyormuş!..
Urfa’ya gitmeyen bilmez... Haziran geldi mi sıcaklık 40 derecenin üzerine çıkar.
İddiaya göre, koğuştaki vantilatörün hangi tarafı serinleteceği konusundaki tartışma isyana dönüşünce, 13 insan yanarak ölmüş!..
Urfa gibi gölgenin yaz aylarında izne çıktığı bir kentte, dört duvar arasında itiş kakış yaşamaya çalışanlar, isyan ateşini yakınca kurtulamamışlar!..
Putperestlere isyan ettiği için devasa bir ateşe atılan Hz. İbrahim’in memleketinde, sıcağa isyan uğruna canlı canlı ateşe düşen mahkumlar...
Özgürlüklerin tamamen kısıldığı, nefes almanın bile güçleştiği küçük koğuşlarda, kapasitenin çok üzerinde insanı barındırmak bile başlı başına bir ölüm olduğuna göre, Urfa’daki rezalet bir cinayet değil midir?..
İHD Urfa Şube Başkanı Cemal Babaoğlu, cezaevindeki utanç verici tabloyu şöyle özetlemiş:
“Yangın kavga üzerine çıkartıldı iddiası yalan. İsyan cezaevi koşullarını protesto etmek için başlatıldı. Cezaevi kapasitesinin 4 kat fazlası mahkum var. İnsanlar pamuk çuvalı gibi istiflenince, aşırı kalabalığın getirdiği bir protestodur.”
Hadi diyelim AKP ülkeyi neredeyse açık cezaevine çevirdi... Peki, bu ülkenin cezaevlerinde, yatak kapasitesinin üç katı insanın hangi koşullarda yaşadığını araştıracak bir muhalefet partisi var mı acaba?..
Diyeceksiniz ki, kendi vekillerini bile cezaevinden çıkartamayan partilerden ne bekliyorsun?..
Haziran’da çığ!..
 
Bu köşede sıklıkla Doğu’nun çelişkilerini anlatırım ya?.. O çelişkiler zincirinin paslı halkaları yalnızca terörizmle-törerizmin öfkesini değil, bazen ateşle karın ölüm getiren çığlığını da yan yana tutar!..
Bu öyle bir çelişkidir ki; Urfa’da 45 derece sıcaklıkta vantilatör kavgası yüzünden 13 canı yakar, Bitlis’te ise Haziran’da çığa dönüşür!..
Bakınız, Urfa’da insanlar canlarını serinletme kavgasında bedenlerini ateşe verirken, birkaç yüz kilometre uzaklıktaki Bitlis’te neler yaşanmış:
“Bitlis’in Mutki ilçesi yakınlarında Haziran ayında çığ düştü. Çatalerik köyünde, tarlalarına su taşımak için kanal çalışması yapan Hayrettin Gölbaşı ve Hayrettin Kartal‘ın (46) üzerine yamaçtan kopan kar kütlesi düştü. Yaşanan çığ faciasında Hayrettin Kartal olay yerinde öldü. Gölbaşı ise Bitlis Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alındı.”
Güneşin doğduğu coğrafyada; gece de gündüz de, sıcak da soğuk da ölüm getiriyor!..
Kimi serinlik uğruna yangında ölüyor, kimi de su uğruna kar altında!.. Çelişki ne kadar derin değil mi?..
Kontöristan!..
 
Urfa demişken, yarın size bu kentin Suriye sınırı yakınlarında kurulan bir dolandırıcılık imparatorluğunun çok çarpıcı bilgilerini aktaracağım...
Yüzlerce uyanığın, binlerce saf insanı nasıl tuşa getirdiğini okuduğunuz da, kesinlikle “eğitim şart kardeşimmm” diye bağıracaksınız!..
Dolandırıcılar kralı Sülün Osman’ı bile kıskandıracak bir şebekenin, devletin Fırat Nehri’ni akıtmak için 10 milyar dolar harcadığı Harran Ovası’ndaki faaliyetlerini okuduğunuzda çok şaşıracaksınız...
Ben oranın adını “Kontöristan” koydum... İlkokulu bile bitirmemiş gençlerin ülkemizin ünlü oyuncularını, profesörlerini, işadamlarını, muvazzaf subaylarını hatta insanlara davranış biçimlerini öğreten “yaşam koçları”nı bile hangi yöntemle dolandırdığını okuduğunuzda, “pes artık!..” diyecekiniz...
Urfa polisinin çok başarılı operasyonlarıyla darbe alan “Kontorüstin”ın öyküsü, yalnızca cep telefonu üzerinden yürütülen inanılmaz bir tezgahı değil, korku imparatorluğunun toplumu nasıl sanal köleler haline getirdiğini de anlatıyor!..
Siz siz olun, bu yazıyı okumadan tanımadığınız numaraları sakın açmayın...
CHP’ye Zonguldak sinyali!..
 
Zonguldak bir işçi kentti... Üstelik burada CHP’li bir belediye de var... CHP Genel Merkezi burada “Emek, Demokrasi ve Özgürlük” mitingi düzenlemek için haftalardır çalışıyordu...
Zonguldak’taki etkinliğin “gövde gösterisine” dönüşmesi için aralarında İstanbul’un da bulunduğu çevredeki 20 kente, mitinge katılımın zorunlu olduğuna ilişkin yazı da gönderilmiş...
20 milletvekili de işte bu mitingin çok görkemli olması için seferber olmuş...
Medyaya yansıdığına göre, CHP lideri Kılıçdaroğlu mitingin yapılacağı Heykel Meydanı’nın dolması için otobüste beklemek zorunda kalmış...
Sonunda miting ancak 3500- 4000 kişinin katılımıyla yapılabilmiş!.. İddiaya göre bu gösteri için “500 bin TL bütçe” ayrılmış!.. Yani kişi başına neredeyse Yüz TL‘nin üzerinde harcama yapılmış...
Şimdi “durup dururken yapılan bu miting için bu kadar emek ve para harcamaya değer mi” demek istemiyorum!.. Değmediği zaten ortada...
Asıl sorun, Zonguldak gibi CHP’li bir belediyenin de bulunduğu bir işçi kentine, miting için çevre illerden insan taşımak zorunda kalınması değil mi?..
Bu bile “Yeni CHP”de yaşanan erozyonu anlatmaya yetmiyor mu?..
Acaba Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, çevresinde kendisini hatalı stratejilere yöneltenleri bir tarafa bırakıp, “Biz ne yapıyoruz, nereye gidiyoruz” diye düşünecek mi?..
CHP’nin yararına bir açıklama yapılırsa, “başım üstüne” deyip yayımlayacağım!..

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Şanlıurfa





Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star