Mustafa GÜNEŞ

İKİ ERDOĞAN


Mustafa GÜNEŞ
17 Nisan 2014 Perşembe 10:33

Birinin adı, ötekinin soyadı Erdoğan…

Bir Erdoğan öteki Erdoğan’ı telefonda azarlayıp hakaret ediyor.

Öteki Erdoğan yalvarıyor, yakarıyor para etmiyor. Sonunda yaşlılık ve meramını anlatamamanın verdiği duygusallıkla ağlayarak ona sadık olduğunu ispata çalışıyor. Ama kar etmiyor ve ağlama efektleri eşliğinde telefon kapatılıyor.

Peki, kimdir bu Erdoğanlar?

Adı Erdoğan olan, Erdoğan Demirören. Bir Rumeli Göçmeni… Milyarlarca dolarlık sermayeye hükmeden, akaryakıt ve medya sektörünün en büyük kuruluşlarını bünyesinde barındıran bir holding patronu…

Soyadı Erdoğan olanı, 3 aylık 4 yıldızlı otel tipi hapis hayatını müebbet hapis gibi pazarlayıp Başbakan olmuş, Anadolu’nun bir köşesinden İstanbul’a göçmüş bir denizcinin çocuğu. Yani o da bir Anadolu Göçmeni.

Peki, nasıl olur da Anadolulu bir denizcinin çocuğu bir İstanbul patronunu ağlatacak güce kavuşmuş?

90 YILLIK BİR HİKÂYE

Bundan 90 yıl önce, bu ülke 600 yıllık bir padişahlık macerasından sonra yeni bir maceraya ayak attı: Cumhuriyet…

Ne var ki bu Cumhuriyetin kuruluşunda ipleri ellerinde tutanlar bu toprakların değil, “Rumeli Diyarı”ndan gelmiş insanlardı. Tüm ipler ellerinde olunca da yeni kurdukları Cumhuriyetin başta Ordu, MİT ve Emniyet olmak üzere, bütün kritik yönetim noktalarına Rumeli’den gelen ve çoğu da birbirini tanıyan kimseleri yerleştirdiler.

Sonradan bazı aydınlar onları “Selanik Grubu” diye adlandırdı.

O günden itibaren devleti onlar şekillendirip yönlendirdi ve yönetti. Kurulduğunda ciddi bir sanayi gücü bulunmadığı için haliyle sanayiyi kuracak iş adamlarına ihtiyaçları vardı.

Elbette devleti kendileri kurup şekillendirdiğine göre, sanayi işinde de ipler kendi ellerinde olacaktı. Öyle yapıp iş adamlarını da kendi güvendikleri gruplarından, yani Rumeli Göçmenlerinden yaratacaklardı.

Böylece merkezi İstanbul ve çevresi olmak üzere İstanbul’a göçmüş birkaç Anadolulu iş adamı ve sanayici hariç, bütün büyük sermaye ve sanayi sektörü de onlardan yaratıldı.

ANADOLU-İSTANBUL SERMAYESİ ÇELİŞKİSİ

Yıllar geçip İstanbul/Rumeli Sermayedarları Grubu, keser ellerinde olduğundan devletin bütün imkânlarını kendi taraflarına yontarak güçlenip palazlandılar. Onlar palazlanıldıkça, başlangıçta seslerini duyurmaktan çekinen Anadolu Sermayedarları giderek böyle sürgit üvey evlat muamelesine razı olamayacaklarını seslendirmeye başladılar.

İlk yüksek sesli itirazlar tek partiden çok partiye geçişle başlayıp Bayar-Menderes önderliğinde Demokrat Parti’ye, oradan Adalet, Anavatan ve Doğruyol Partilerine kadar gelen bir süreç izledi.

Ancak ne kadar uğraşıp oy alarak Mecliste çoğunluk elde ederlerse etsinler, devlet yönetimini ele geçirmeye her kalkıştıklarında ipleri elinde tutan “Selanik Grubu”, askeri veya sivil bir operasyonla tepelerine çökmüş, kendi gruplarının yönetimin sürdürmeyi becermişlerdir.

KÜRT MESELESİ SAFLARI AYRIŞTIRIYOR

Bu arda bütün operasyonlara rağmen Anadolu Grubu o kadar da pısırık olmayıp ekonomi ve günlük siyaset yönetiminin önemli kesimini ele geçirmişse de ülkenin iki temel fay kırığı, Kürt ve Dindarlar konusundaki temel politika hiç tavizsiz “Selanik Grubu”nun elinde olmaya devam etti.

Bu iki temel sorun aynı zamanda huzursuzluğun ve kanın da kaynağıydı ve ne kadar kan dökülürse dökülsün, Selanikçiler hiçbir şeye aldırmadan direnmeye devam ettiler

Ta ki Kürtlerin bir kesimi işi silaha dökünceye kadar…

Kürtler işi silaha dökünce:

-Devşirme Irkçılığına dayalı devlet ve politikası çıkmaza girdi.

-Selanik Grubu’nun ana dayanağı olan ordu yıllar süren “asimetrik” dedikleri savaşta kayaya tosladı.

-Bütün kumanda birim ve yetkilerini ellerinde tutan “Selanik Grubu”nun paçası indirildi, tafrası bozuldu.

-Eskiden Kürt kelimesini bile kullanmayı yasaklayan bu grubun forsu bozulunca, Anadolu Grubu’ndan savaşın çözüm olmadığı sesleri giderek yükselmeye başladı.

-Bu arada dindar kesim de Kürt hareketi sayesinde sesini duyurmaya, Kürtlerin yaramaz, kendilerininse devlete, millete ve laikliğe sadık yurttaşlar olduğunu, kimsenin onlardan korkmaması gerektiğini dillendirmeye başladılar.

Böylece bir zamanların “kodu mu oturtan Rumeli Paşaları”, giderek artık kimsenin takmadığı, havası sönmüş, sıradan devlet adamlarına dönüştüler.

VE ANADAOLU GRUBU ELE ALIYOR.

İşte bu “ahval ve şerait”  altında Anadolu İnsanı, R.T. Erdoğan ve AKP’yle Anadolu Siyasetçilerinin 80 yıldır bir türlü elde edemedikleri güç ve yetkiyi ele geçirip devlet yönetimine el koydular.

Diğer yandan Kayseri, Konya, Antep gibi illerde kendi sanayi devrimlerini yaratarak bu konuda da rüştlerini ispat etmiş oldular.

Tabi sadece iktidara gelmek yetmez, bir de bütün organlara kendi taraftarlarının yerleştirilesi gerekirdi.

Geçtiğimiz 10 yıl bu organların ele geçirilmesi ve kendi “iç kozlaşmalarının” sonuçlanıp bitirilmesi dönemidir.

Cemaat-AKP boğuşması da bu sürecin sancılarıdır ve kesin olan şu ki , “Cemaat”in bulunması gereken yere gönderilmesi ile sonuçlanacaktır.

SIRA GÜCÜN KİMDE OLDUĞNU GÖSTERMEDE

Nihayet yapılması gereken her şey tamam oldu. Anadolu İnsanı, Osmanlıdan bu yana yüz yıllardır kendini hor görüp beyinsiz, zekâsız ve idraksiz gören Rumeli Devşirmelerine kendini ispatlamış, devletin hem asli unsuru, hem de yöneticisi olduğunu göstermiştir.

İşte Anadolulu Erdoğan’ın Rumeli Devşirmesi Erdoğan’ı azarlayıp ağlatmanın hikâyesi budur.

Ve bu azar ve ağlatma artık bundan sonra bu devleti Anadolu İnsanının yöneteceğinin mührüdür.

Yani devran döndü.

Bir zamanların ağlatanı ağlayan, ağlayanı ağlatan oldu.

Kısaca R.T.Erdoğan gider; Nuh, Ökkeş, Cumali veya Durmuş gelir. Ama bu sistem artık böyle işleyecek.

Artık arada bir Selanik Grubu ve İstanbul Dukalığından benzeri ağlama efektleri duyacaksınız.

Kürtler mi?

Büyük ihtimalle bizim kuşak göremez. Ama devletin şimdiki yöneticileri de eski mantıksızlıkta direnmeye devam ederlerse, en çok bir kuşak sonra, Kürtlerin de kimilerini ağlatacak günleri gelecektir.

 

14.4.2014

Mustafa Güneş/URFA


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Şanlıurfa





Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star