Recep KOÇAK

İki Odada 23 Kişi


Recep KOÇAK
11 Mart 2013 Pazartesi 11:08

İki yıldan beri devam eden savaş milyonlarca Suriyelinin evlerini terk etmesine neden oldu. Canlarını kurtarmak için dört milyon Suriyelinin hareket halinde olduğu biliniyor.

600 bin Suriyeli ülkesinden ayrılıp bir komşu ülkeye sığınmış. Ürdün, Türkiye ve Lübnan en fazla Suriyeliyi misafir eden üç ülke. Elbette bir de dünyanın dört bir yanına dağılmış, ülkelerinin normalleşmesini bekleyen Suriyeliler var.

Geçen hafta sonu Kilis’teydim. Sadece Kilis’te, devletin hazırladığı prefabrik konutlarla oluşturulan kamplarda yaşayan Suriyelinin 15 bin kişi olduğu söyleniyor. Şehir içinde, kendi imkanlarıyla ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının destekleriyle ayakta durmaya çalışan Suriyeli muhacir sayısı ise 35 bine ulaşmış. Kilis’in üzerine adeta kendi nüfusu kadar misafir Suriyeli nüfus eklenmiş.

Deniz Feneri gönüllüsü Ahmet Urfalıoğlu dert dinliyor, çözüm üretmeye çalışıyor. 45 yaşlarındaki Suriyeli bir anne ile 25 yaşındaki dul kızı hem kalacak yer hem de iş konusunda yardım istiyorlar Urfalıoğlu’ndan. O ise kalacak yeri ayarlamakta zorlanmasa da işle ilgili umut veremiyor, “Bekleyin, sabredin, araştıralım” diyor.

Suriyeli anne-kız ile Ahmet Urfalıoğlu arasında tercümanlık yapan 50 yaşlarındaki Kilisli bir vatandaş, “Benim iki odalı evimde 23 kişi kalıyoruz” diyor. Dişlerinin birkaçı hariç tamamı dökülmüş bu Kilislinin beden diline dikkat kesildiğinizde halinden en ufak bir şikayeti olmadığını kolayca görebiliyorsunuz. O, diğer Kilisliler gibi sabırla ev sahipliği yapmaya devam ederken yüzünü ekşitmemeye özen gösteriyor.

Suriyeli doktor, hemşire ve sağlık görevlilerinin çalıştığı sağlık ocağında her gün 450-500 Suriyeliye ücretsiz olarak sağlık hizmeti veriliyor. Sağlık ocağını Deniz Feneri Derneği, Kilis Belediyesi ve çeşitli Sivil Toplum Kuruluşları tarafından destekleniyor. Bu merkezde en acil ihtiyaç ise ilaç.

Deniz Feneri, Kilis’te anlaştığı bir fırına un vererek, günlük 1000-1100 ekmek ürettiriyor. Ekmekler Suriyeli ailelere dağıtılıyor. Ekmek yardımlarının sürmesi için un takviyesinin devam ettirilmesi gerekiyor.

Kısa bir süre önce İslam Dünyası STK’lar Birliği’nin öncülüğünde başlatılan “bir ekmek bir battaniye kampanyası” da aynı ihtiyaca işaret ediyordu.

Deniz Feneri’ne bir çuval un için 50 TL bağış yapıldığında bir ailenin bir aylık ekmek ihtiyacı karşılanmış oluyor. Satın alınan unlar Suriye’nin içindeki savaş mağduru ailelere doğrudan ulaştırılıyor; Kilis ve civardaki Suriye muhaciri ailelere dağıtılıyor ya da Kilis’teki fırında ekmeğe dönüştürülüyor.

Çok sayıda yardım kuruluşu yaraların sarılması için Kilis’te seferber olmuş durumda. Aylardan beri Kilis’te görev yapan ve TIR’lar dolusu yardımı Suriye’ye sevk eden Deniz Feneri görevlisi Doğan Selçuk’a acil ihtiyaçların neler olduğunu sorduğumuzda, “Gıda, bebek maması, bebek bezi, giyim, ilaç, nakit..” diye listeyi özetledi.

Suriye normalleşinceye kadar her türden yardım malzemesine ihtiyaç devam edecek. Suriye sınırındaki sıkışıklığı ve Kilislilerin omuzlarındaki ağırlığı hissedebilmek için Kilis merkeze yapılacak birkaç saatlik ziyaret kafi gelecektir.

Deniz Feneri’nin 6 Mart Çarşamba günü Eyüp Feshane’de Suriye yararına başlattığı kermese olan yoğun ilgi ve coşkuyu anlamanın bir yolu da Suriye dramını doğru değerlendirmekten geçiyor.

Geçen yıl Arakan Müslümanlarının içler acısı hali, ondan önceki yıl Somali’deki açlık, daha evvelki yıllarda ise Gazze’de yaşanan acılar gündemimizdeydi. İki yıldan beri ise, Suriye gündemimizin bir numaralı konusu.

Hayırseverlerimiz, Suriye imtihanını da yüz akıyla vereceklerdir. Yardımlaşma ve dayanışma bizim genlerimizde mevcut ve tarihimizin bütün dönemlerinde bunun şahane örneklerini görmek mümkün.

Kanadı kırık leyleklerin tedavisi için kurulan cemiyetler, bir hizmetlinin çalıştığı konakta kırdığı tabağı yerine koymak üzere kurulan vakıflar ve şiddetli kış günlerinde vahşi hayvanların aç kalıp köylere ve şehir merkezlerine saldırmasını önlemek üzere ormanlara yiyecek, et bırakmak üzere tesis edilmiş vakıfların çok sayıda örneğini geçmişimizden hatırlayalım.

Türkmen asıllı Suriyeli Fatma Hanım, Deniz Feneri’nin Suriye kermesinde Radyo İstanbul Ajansı’nın özel yayınında Ömer Çelik’e konuşurken, “Türkiye’deki kardeşlerimiz Suriyeli mağdur ve mazlum insanlara umduğumuzun, beklediğimizin çok fevkinde yardımcı oluyor. Türkiye, yaptığı yardımlarla bütün dünyaya insanlık dersi veriyor” diyordu.

Bugün Türkiye’ye ensar olma görevi verilmiş, şimdi, muhacir Suriyeliler için kardeşlik, akrabalık ve komşuluk vazifelerimizin gereğini yerine getirme zamanıdır.

Şimdi, bir yandan yakınlarını kaybetmenin acısıyla yürekleri yanarken, diğer taraftan da yaralı akrabalarının tedavisi için çırpının Suriyeli kardeşlerimize kol kanat germe zamanıdır. Şimdi, prefabrik evlerin ya da daracık odaların olağanüstü şartları bir an önce bitsin diye dua eden ve gelişmeleri kaygıyla izleyen Suriyeli kardeşlerimize umut olma zamanı.

Adiyy ibn-u Hatim der ki: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle söylediğini işittim:
"Bir hurmanın yarısı da olsa onu sadaka olarak vererek ateşten korunun! Kim yarım hurma bulamazsa güzel bir sözle korunsun!"


Adiyy İbnu Hatim (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Yarım hurma ile de olsa kendinizi ateşten koruyun" buyurdu."

Bir rivayette de: "Sizden kim, bir yarım hurma ile de olsa ateşten korunabilirse, bunu yapsın" buyurmuştur."

(Buharî, Zekât 10, 9, Menâkıb 25, Edeb 34, Rikâk 49, 51, Tevhîd 24, 36; Müslim, Zekât 66-67, (1016); Nesâî, 63, (5, 74-75).

 

gumuslale@gmail.com

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık