Osman GEREM

İKİ TEMEL DÜSTURUMUZ.


Osman GEREM
22 Ağustos 2015 Cumartesi 11:57

İKİ TEMEL DÜSTURUMUZ

1)      Kavl-i Leyyin: Tatlı ifade, yumuşak söz

2)      Zamm-i Fail Değil Zamm-i Fiil: Yani suçluyu tenkid değil, suçu teşkil eden ameli tenkittir.

Allah-u Teâlâ peygamberini zalim gaddar firavuna tebliğe gönderirken; Firavuna gidin çünkü o azmıştır. Ona yumuşak söz söyleyin belki öğüt alır yahut korkar. (Taha suresi 43-44)

Yumuşak söz söyleyin emir buyurmuş. Atalarımız yumuşak söz yılanı deliğinden çıkarır demişler.

İslam bize kötülükleri iyilikle savmamızı hak ve hakikate davet için insanları en çok etkileyebilecek ve onların gönüllerini en çok kazanabilecek hususların başında şüphesiz yumuşak söz ve tatlı dil gelmektedir. Zira yumuşak söz ve güler yüz insanın gönlüne, kalbine ve ruhuna daha munis gelir. Bu yüzden yumuşak huylu hilm sahibi, tatlı dilli kimseler her zaman toplum içinde sıcak ve yakın ilgiye, sevgiye, saygıya mazhar olurlar.

Hz. Peygamberin yüce ahlakı, hoşgörülü oluşu, yumuşaklığı ve yufka yürekliği serih bir şekilde Ali İmran suresinden geçen 159. Ayet

Ey Habibim insanlara yumuşak davranmakta Allah’ın merhametinin eseridir. Eğer katı yürekli, kaba biri olsaydın insanlar senin etrafından dağılıverirlerdi. Öyleyse onların kusurlarını affet ve onlar için mağfiret

Küsmek ve darılmak için bahaneler aramak yerine sevmek ve sevilmek için çareler arayın…  (Mevlana)

Bir kalbin içinde ne taşıdığını asla bilmezsin. Kırmadan önce iyi düşün, belki de içinde ki sensin…      (William Butler)

“Rıfkten nasibi verilen bir kimseye hayırdan da nasibi verilmiştir. Yumuşaklıktan nasibi verilmeyen bir kimse ise hayırdan mahkûmdur.”    (Tırmizi Kitabul Birri)

 

Her söylediğin hak olsun, fakat her hakkı söylemeye senin hakkın yoktur. Her dediğin doğru olmalı. Fakat her doğruyu söylemek doğru değildir.      ( Bediüzzaman Said Nursi )

Sosyal medya tuzağına dikkat, Sosyal medya  ipi bizim elimizde değildir. Araçta biz olsak bile direksiyon başkasının elinde. Sosyal medya üzerine bir birbirimize zarar veriyoruz birbirimizi kırıyoruz, bize yakışan bu değildir. Yan yana, yüz yüze gelmek suretiyle çözemeyeceğimiz sorunumuz yok diye düşünüyorum. İnsanlarımızın kalbini kırmak, onu küstürmek büyük bir vebaldir. Çok gergin ve zor bir süreçten geçiyoruz. Birbirimize dua etmeliyiz. Temel ölçümüz hak olmalı. Hakkın üzerinde ayaklarımızın sabit kalması için bir birimize yardımcı olmamız lazım, çünkü biz kardeşiz. Kardeşin kardeş üzerinde hakları var. Haklarımıza saygılı olmak zorundayız. İslami erdemliklerimizi, sabrımızı, güzelliklerimizi heba etmeyelim. Sert ve kırıcı olmamız kimseye fayda sağlamaz.

Rabbimiz size bir fasık haberle gelirse onu iyice araştırın, buyuruyor. (Hucarat 6) Ne kadarını araştırıyoruz.

AKILLI BİR İNSAN DÜŞÜNDÜĞÜ HERŞEYİ SÖYLEMEZ,

                                                                          FAKAT SÖYLEYECEĞİ HERŞEYİ DÜŞÜNÜR…

Kısadan hisse ile devam edelim.

 

Öfkelenince neden bağırırız?

Hintli bir ermiş öğrencileri ile gezinirken Ganj nehri kenarında birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş. Öğrencilerine dönüp “insanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?” diye sormuş. Öğrencilerden biri “çünkü sükûnetimizi kaybederiz” deyince ermiş “ama öfkelendiğimiz insan yanı başımızdayken neden bağırırız? O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de aktarabilecekken niye bağırırız?” diye tekrar sormuş.

Öğrencilerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış: “İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak zorunda kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları gerekir.”

“Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar, çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır. Peki, iki insan birbirini daha da fazla severse ne olur? Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar. Çünkü kalpleri birbirlerine daha da yakınlaşmıştır. Artık bir süre sonra konuşmalarına bile gerek kalmaz, sadece birbirlerine bakmaları yeterli olur. İşte birbirini gerçek anlamda seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir.”

Daha sonra ermiş öğrencilerine bakarak şöyle devam etmiş: “Bu nedenle tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine izin vermeyin. Aranıza mesafe koyacak sözcüklerden uzak durun. Aksi takdirde mesafenin arttığı öyle bir gün gelir ki, geriye dönüp birbirinize yakınlaşacak yolu bulamayabilirsiniz.”


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star