Osman GEREM

İNSAN BOZULUNCA DENGELERDE BOZULUR


Osman GEREM
5 Nisan 2012 Perşembe 07:03
İNSAN BOZULUNCA DENGELERDE BOZULUR  Ahlak bozulunca insanda bozulur.
  İnsan bozulunca cemiyet bozulur.                                   
  Cemiyet bozulunca devlet yönetimi bozulur.
 Devlet yönetimi bozulunca,   dünya bozulur. Dünya bozulunca kıyamet yakın olur.
  İnsan yaradılış gayesinde fıtri özelliğinden manevi değerlerinden,     tarihi geçmişinden uzaklaştırılırsa Eşrefi Mahlûkat makamından  Belhum adal çukuruna yuvarlanmış olur.
  Belhum adal seviyesine inen insanlar öncelikle kendi işlerindeki huzur,   barışı kaybederler. Ahlak kurallarını unuturlar.Manevi değerleri   şuursuzca karşı gelirler.Özgüvenlerini kaybettikleri için başkalarına   güvenmezler.Hayatlarını endişe ve korku içinde geçirirler.
  İnsanı insan yapan yüksek ahlak sahibi kılan manevi değerleridir.
Ahlaki ve manevi değerleri hiçe sayan veya bu değerlere düşman
gözüyle bakan birey ve toplumları eğitmek sanıldığı kadar kolay değildir. Aklını kullanmayan, zekâsını geliştirmeyen, etrafında olup bitenlere aldırmayan hissiz duygusuz bir toplumun bireylerinden adalet merhamet beklemekte boşunadır.
  Yapılacak iş; ümitsizliğe düşmeden yeniden bir diriliş ile ahlaki ve manevi değerleri asrımızın insanlarına, anlatma usulünü keşfederek,bütün iletişim araçlarını kullanarak birlikte yolculuk yaptığımız geminin batması için
hep birlikte Hak olan doğruları anlatmaya mecburuz.Yani ümmet olma şuurunu geliştirmektir.   Açık ve net bir şekilde görünen bu çürümüşlüğün durdurulması ve yeniden
sıhhat bulması için; partiler, cemaatler, tarikatlar, vakıflar,dermekler aydınlar yazarlar,bürokratlar,fikri ayrılıklarını bırakarak,geleceğimiz için bir araya gelerek,tolumu kurtarmanın reçetesini yazmalıdırlar.
  Tarihte çağ açıp kapayan, dünyaya medeniyet ihraç eden, önemli bir geçmişi olan ülkemizin ve insanlarımızın durumuna bakarsak, iç açıcı bir manzara göremiyoruz. Ülkemizin siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel, alanlarına planlı ve sinsi bir şekilde, dışarıdan içeriye doğru, ahlaksız kirleri sızdırılmıştır. Zaman süreci içinde yapılan bu sızmalarla, önemli sahalarımızı bataklığa çevirmişlerdir.
 
Ayrıca ahlaksızlık nehrinden kanallar açarak, diğer alanlarımızı da kirletmeye başlamışlardır. Mahlûkatların en şereflisi olarak yaratılan insanların, doğuştan temiz olan beyinleri yanlış fikirlerle, kalplerini dünyevi menfaatlerle,midelerini haram yiyecek ve içeceklerle, dengesiz bir şekilde doldurarak işgal ettiler. Şimdide açık bir şekilde, ahlaksız nehirlerinin bütün kirli sularını Ülkemize ve İslam dünyası üzerine boşaltmaktadırlar. Şergüçlerin; ülkemizi ve İslam dünyasını sel'e verip yok etmek için estirdikleri ahlaksız fırtınalarını geri çevirmek, zehirli fikirlerini yok etmek zor değildir. Yeter ki yeniden Kur'an ve sünnete samimiyetle sarılalım.Ümmet bilinci ile zalimlere karşı elbirliği ile dik durmasını bilelim. Kendi içindeki bütünlüğü sağlamayan birbirine güvenmeyen, fikir düşünce ve inançlarının tartışılmasından korkan, menfaat ve saltanatlarından başka bir şey düşünmeyen kim olursa olsun, ister siyasetçi, ister bürokrat, ister işadamı ülkenin sorunlarını çözemez, çözemeyecektir.Çözmenin tek yolu vardır.Dünya dengelerini iyi okuyarak tarihi gücümüzü ve misyonumuzu hatırlayarak,Hakkı üstün tutarak, birlik ve beraberlik içinde zalimlere her alanda dik durmaktır.
  Erdemli cemiyetleri meydana getirmek için ferdin kendi nefsinden başlamak suretiyle ailesini, çevresini ıslahı ile başlamalıdır. Bediüzzaman said nursi hazretleri ; "Kişinin ben dünyayı şöyle böyle yönetirim dediğinde o'nun küçük dünyası olan ailesine bakın nasıl yönetiyorsa dünyayı da öyle yönetir." Dengelerin alt üst olmasını istemiyorsak üstün vasıflı erdemli nesiller
yetiştirmek zorundayız.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık