Gülderen GÜLTEKİN

İnsan Kaç Kere Sever?


Gülderen GÜLTEKİN
27 Haziran 2013 Perşembe 15:59

O ‘nu ne zaman görsem, yada O na ne zaman seslensem , Ruhumu anlatan ÖMER LÜTFİ  METE’nin GÜLCE Şiiri ni hatırlattığı için belki…Yada şiirdeki Gülce ye çok benzediği için…Masumiyetiyle, mahcubiyetiyle her zaman gönlümü celbeden şirin öğrencim…GÜLCE’M…Geldi günlerden bir gün okulda ziyaretime…Sürpriz oluşu ayrı bir mutluluktu tabii…Sarıldık…Hoş geldin faslından sonra baktım ki ,gözlerinden okunan mahcubiyet, içini dolduran sevincin dışa taşmasına mani oluyor. Bir şeyler anlatmaya çalışıyordu da diyemiyordu sanki…

Ya da bana öyle geliyor. Merakımı zar zor bastırıyordum. Bir an önce anlatsa. Yoksa? Yok canım, daha neler? Gerçi benim için hiç sürpriz olmaz. Bu ilk şahit olmam değil, son olmayacakta…

Birkaç ay önce, “Duygular da fena alemindendir, bugün var yarın yok olabilir, insan kalbi bu, neye ve kime karar vereceği hiç belli olmaz, bir bakmışsın başkasını sevmişsin, merak etme,” demiştim. Boş boş konuşmuş gibi hissetmiştim kendimi sonra da. Kendim söylemiş kendim dinlemiş gibi. Sözlerime duvarlar bile hak vermişti de bir o, “Hadi canım siz de, kalbimden zerrece haberiniz yok,” dercesine, inanmaz bakışlarla karşılık vermişti. Gülmüştüm…Çocuk işte demiştim. İçimden tabii…halbuki değildi de …ben öyle görmek istemiştim belki…

Ölesiye umutsuzdu. Sahip olduğu tek şeyi kaybetmiş gibi. Âşık olduğu şahıs ; bir “seviyorum” diyor, bir “ben sana layık değilim” diye yan çiziyordu. Anlaşılan o ki, arkadaş ta gönülsüzlerin  klasik repliğine sarılmıştı.

Baktı ki delikanlı ,delikanlı olamıyor, o yaşa gelmiş hâlâ ne istediğini bilmiyor, kararını vermiş ve bir daha  yüzüne bakmamıştı. “Kesin ayrıldın mı?” diye sormuştum. “Evet,” demişti dikleşerek, “bu sefer kesin.” Ayrıldığına inanmıştım, sözcüklerin üstüne basarak söyleyişindeki kararlı havadan, bana ceylanlar gibi bakan koyu karanlık gözlerinden…“Bu süreci rahat atlatmam için ne önerirsiniz?” diye soruşundan.

“Yok say , bitir kafanda, ve ne olursa olsun iletişimi kes!’’

Ne demek bu, dercesine bakınmıştı yüzüme. Açıklamıştım. O da dinlemiş bu önerimi, Allah’tan. Hiç mesaj yazmamış. Hiç mail atmamış. Hiçbir telefonuna çıkmamış. Deli gibi özlese de, bağrına taş basmış, hiç iletişim kurmamıştı. “Bana bir telefon borcunuz var,” demişti sonrasında gülümseyerek. Bir akşam özlemine yenilip de güçsüz düşmüşken ve tam aradı arayacakken, duvara fırlattığı telefonu kırık bir kalp gibi paramparça olmuş.

“Seviyorum” diyor gözleri yerde.( başka biri tabii…)

Daha birkaç ay öncesine kadar bir daha kimseyi sevemeyeceğinden dem vuran kişi mi şu karşımdaki?

İnsan, kaç kere sever?

Hani bir zaman önce oturup da bir yandan burnunu silip bir yandan da iç çekerek, “Onun gibi birini bulacağımı sanmıyorum bir daha. İnsan bir kez sever, bunu çok iyi biliyorum.’’ diye yana yakıla ağlayanla aynı kişi mi bu karşımdaki?

İnsan, kaç kere sever? Doğru cevabı nedir bu sorunun? Sıkıştığım zamanlarda başvurduğum referansa başvurmuştum o an içimden. Efendimiz (sav) birden fazla sevmedi mi? İnsan olmanın en kamil noktasındaki bir insan için geçerli olan diğerleri için neden geçerli olmasın, demiştim, içimden. Ona o gün söylememiştim bunu.

Aşk belki zannetmektir. Âşık olduğumuz kişinin dünyanın en muhteşem kişisi olduğu sanısıdır bu. Hayal aleminde sevilen kişi“En yakışıklı, en zeki, en eğlenceli, en şefkatli... erkektir, ya da o en güzel, en anlayışlı, en güzel gülen, en tatlı kadındır.” Hayal aleminizde ne kadar ‘’EN ‘’ varsa hepsiyle donattığınız bu hayali sevgili tasavvuru, bulunmaz Hint kumaşıdır. Âşığın buna ihtiyacı vardır. Sevilenin  gerçekliğini  gördükçe duyguların yüksekliği düşer, normalleşir. İyi ki de öyle olur…

“Aşk güzeldir, gerçek çok ama çok daha güzeldir,” demiştim de dudak bükmüştü.

“Önemli olan, bir insanı her yönüyle, tüm zaaflarıyla , olduğu gibi, değiştirmeden kabul etmeye razı mısın, değil misin?”

Soruma verdiği cevap netti. “Sevdiysem razı olurum.”

“Duygular değişkendir,’’ demiştim de, bir azar işitmediğim kalmıştı .

“Her  insan unutur mu?” diye sormuştu sonra da inanamaz gözlerle.

Çoğu insan unutur...

“Bütün insanlar olmasa da çoğu insan unutur. İnsan unutan varlıktır çünkü. Her insanın bağlanma kapasitesi farklıdır. Kalbi sarmaşığı andıran bazı nadir insanların unutmasının zor olacağını biliyorum. Ama çoğumuz için gerçek olan, kalbin başkasına gönlünü kaptırabileceğidir.”

İşte bugün bambaşka bir insan var sanki karşımda. Birkaç ay önceki karşılaşmamızdan bu yana ne kadar çok şey değişmiş onda. Aşkının ebediyete kadar süreceğini, onu hiç unutamayacağını, başka birini sevemeyeceğini iddia eden kişi gitmiş, kalbinde güller açan ve çok yakında biriyle evleneceğini söyleyen bir kız duruyor.

Heyecanla anlatıyor... Sanki kelimeler dilinin ucunda sıraya girmiş, sabırsızlıkla çıkacakları vakti bekliyorlar…Anlatıyor…Anlatıyor…

Yok, onu, son görüşmemizde söyledikleriyle yüzleştirerek mahcubiyetini artırmak niyetinde değilim. Kader bunu benim yerime çok daha güzel bir şekilde ve memnuniyetle yapmış belli ki.

“Sanırım haklıydınız, duygular değişkenmiş. Bıraktığım şahıs şimdi sevdiğim  şahısla tanıştığım an silindi gitti, ona dair ne varsa unuttum. Bunda bir anormallik var mı sizce?”

“Kimse kimse için zorunlu istikamet değildir ” diyorum.

“O halde?”

“O halde ” diyorum, derin bir nefes alıp, “İnsan için vazgeçilmez tek bir varlık vardır, o da Mutlak Varlık’tır.”

“O halde?” diye soran gözlerle bakıyor yeniden.

“Kalplerdeki gizli aşikar olanı bilen ve kalplerin sahibi O’dur’ Er ya da geç kalp bunu idrak eder.”

“O halde ” diye atılıyorum tekrar, ondan önce davranarak, “Sonu olan hiçbir şey, hakiki güzel olamaz,” ve bundandır ki kalp kimseye tüm yaşam boyu aynı tutkuyla bağlı kalamaz…
‘’O halde’’ diyor gülümseyerek…
‘’O halde’’diyorum gülümseyerek…

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık