Osman GEREM

İNSANLARIN İLK VE EN ÖNEMLI OKULU AİLEDİR.


Osman GEREM
16 Eylül 2012 Pazar 05:13

İNSANLARIN İLK VE EN ÖNEMLI OKULU AİLEDİR.

 

Abdullah bin Abbas (r.a)'dan rivayet edildiğine göre Rasulüllah (s.a.v); "Sizin en hayırlınız, ailesine en iyi olanınız onlara en iyi davrananızdır. Bende aileme en iyi olanınızım." buyurmuştur.

 

Hadis'in zahirine göre ailesine iyi olan ve onunla güzel geçinen mü'min en hayırlı kişi sayılır. Halbuki, dinen en hayırlı kişi sayılabilmek için diğer alanlarda da iyi amel sahibi olmak gerekir. Sair alanlarda iyi amel ve ibadet sahibi olmayıp, sadece ailesine karşı iyi olan kimsenin en hayırlı kişi sayılamayacağı bilinen bir şeydir. Kısaca bu hadisi şerifi iki şekilde yorumlayabiliriz:

 

A) Aileyle iyi geçinmek, din açısından arzulanan ve güzel görülen şeylerdendir. Böyle davranan kişi bu açıdan hayırlı kişi sayılır.

 

B) Ailesiyle iyi geçinme hususunda muvaffak olan kişi, diğer güzel amelleri işlemede de muvaffak olur. Ve böylece hayırlı kişi durumuna yükselebilir. Kişi ailesine iyi davranmak zorundadır.

 

İnsanın ilk ve en hayırlı okulu, ailedir. Her iyiliği, güzelliği insan ilk önce aile ocağında öğrenir. Aile mektebinin muallimleri olan anne ve baba, her hususta olduğu gibi, güzel geçinme noktasında da çocuklarına güzel örnek olmak zorundadırlar. Zira ailedeki huzursuzluk, çocuklara da olumsuz yönde etki eder.

 

çocuklarında huysuzlaşmasına, haşinleşmesine, gerilime düşmesine neden olur. Kaba davranış, katı kalplilik, haksız muamele, sorumlulukları ihmal etmek ve birbirlerinin aleyhinde bulunmak, çocuklar üzerinde çok kötü etkiler bırakır, çocukların şahsiyeti gelişmez aile ortamında huzursuz olan çocuk, bunu başarısızlık olarak, geçimsizlik ve kabalık olarak kendinde gösterir. Öyleyse önlenemeyen anlaşmazlıklar bile olsa, çocuklara çaktırılmamalıdır.

 

Öylelerimiz vardır ki, dışarıda tanıdığımız, tanımadığımız kimselere karşı son derece hoşgörülü, mülayim ve nazik davrandığımız halde, eve gelince dünyanın en kaba, en asık suratlı ve en müsamahasız, en geçimsiz insanı olup çıkarız. Takke düşer kel görünür. Maskemiz düşer, asıl hüviyetimiz ortaya çıkar. Böylesine huzursuz, geçimsiz ve kabalıktan, haşinlikten Allah’a sığınmak gerekir.

 

Müslüman anne ve baba; evde istenmeyen kimse durumuna düşmemelidir. İmam Malik İbn-i Enes hazretleri: “Bir kimse aile fertlerine, kendini dünyanın en sevimli insanı olarak kabul ettirmelidir.” der. Dünyanın en sevimli insanı olabilmek içinse, güzel geçinmeyi bilmek ve her konuda Rasulullah (s.a.v)’i örnek almak gerekir. Bu hususta faydalı olacağını umduğumuz bazı tavsiyelerimiz olacaktır. Elbette erkeğinde kadınında uyacağı davranış kuralları vardır. Önce erkeğin nasıl davranacağını anlatalım:

 

a)   Her şeyiyle evine dönük ve evine bağlı olmalı. Ayağı dışarıda gözü başkalarında olmamalı. Boş zamanlarını evinde eşiyle geçirmeli, ev halkına vakit ayırmalı, asla ihmal etmemelidir.

b)   Ehlinin geçimini güzelce sağlamanın yollarını bulmalı, helalinden kazanıp ehlinin geçimini güzelce yapmalıdır. Unutmayalım ki, huzursuzlukların çoğunun sebebi, yokluktur. Hani ne demişler: Var evi kerem evi, yok evi verem evi… Elbette huzur sadece maddede değildir, amma işin maddi yönü de asla ihmal edilmemelidir. Eşlerin karşılıklı anlayışları esastır.

c)   Güler yüzlü, tatlı dilli olmalı, asık suratlı, küfürbaz, katı ve kırıcı olmamalıdır. “Dumansız baca, çekişmedik karı koca olmaz” demişler. Ara sıra şeker rengi şeyler olsa bile, bunları birbirini kırmadan atlatmayı bilmelidir.

d)  Hanımına ve çocuklarına karşı nazik ve şefkatli olmalıdır. Kaba, üzücü, acımasız olmamalıdır. Hz. Peygamber bütün hayatında hiçbir hanımına kırıcı tek bir söz söylememiştir, onları dövmemiştir.

e)   Hanımına ve çocuklarına karşı gerekli fedakarlıklığı yapmalıdır. Hep kendi istek ve arzularını düşünmemeli, evdekilerin isteklerine de kulak vermelidir. Meşru isteklerine, meşru ölçüler içinde cevap vermeye çalışmalıdır.

f)    Cömert olmalı, cimrilik yapmamalıdır. Cimriliğin en kötüsü, kişinin eşine ve çocuklarına karşı yaptığı cimriliktir.

g)   İradesi kuvvetli olmalıdır. Zira iradesi zayıf olan kişiler, evlilik hayatında başarılı olamazlar. Düzgün karakterli, disiplinli olmalıdır.

h) Evine vaktinde ve haberli gelmelidir.

i)     Evine ve eşine karşı olan sevgisini zaman zaman dile getirmeli ve ileride yapmak istediği planladığı iyilikleri söylemelidir. Böylece eşini ihmal etmediğini göstermiş olur.

j)     Eski, yeni bir takım güzel şeyleri sohbet konusu yapmalı, duyduğu, gördüğü, öğrendiği güzel şeyleri eşine ve çocuklarına da anlatmalıdır. Bu suretle karısına faydalı şeyler öğretmiş, iyi ve doğruyu telkin etmiş olacağı gibi, onunla her mevzuyu konuştuğu kanaatini de uyandırmış olur. Resüli Ekrem (s.a) Efendimiz, bu maksatla hanımlarına geçmiş milletlerin güzel ve ibretli hikâyelerini anlatır, bir yandan onların hoşça vakit geçirmelerini sağlarken diğer yandan da güzel huylar ve iyi davranışlar telkin etmiş olurdu.

k) Zaman zaman şakalar yapmalı, mizahi mevzular anlatmalı, böylece evin içinde samimi bir hava meydana getirmelidir.

Dikkat edelim: Anlaşmazlık çıktığında bozulan, çocukların yaptığı oyuncak ev değil insan yuvasıdır. Yıkılan kuş yuvası değil, aile ocağıdır. Bunun için kadın ve erkeğin karşılıklı uyacakları kurallar vardır. Hayat müşterekse, müşterek olan hayatın yükü beraber çekilir.

Başarı konusunda önemli faktörlerden bir tanesi de düzenli bir aile hayatıdır. Stres ölçeğinde insan hayatına en büyük yükü getiren 14 olayın 12 tanesi aile hayatıyla ilgilidir. Kişi uzlaşma içinde olduğu bir aile hayatı sürdürmüyorsa, sağlığını koruması ve enerjisini işine yönelterek başarılı ve verimli olması mümkün değildir. Bu sebeple başarının temel şartlarından birini uyumlu bir aile hayatı olduğunu söylemek son derece yerindedir. ve selam.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık