Osman GEREM

insanlığın yarısı kadının izzeti.


Osman GEREM
30 Haziran 2012 Cumartesi 11:29
               İNSANLIĞIN YARISI KADININ İZZETİ.
 
Kadınların izzeti şerefi itibarı korunması lazım. Kadın meta değildir.
 
Kadını basitleştirmek ilkesiz gayesiz amaçsız,  havayı nefsin aracı haline getirmek. iyi niyetle izah edilebilecek bir durum değildir.
kadın latiftir zariftir ama  kadına değer katan ve  yücelten,iffettir, hayadır,
ardır, namustur, terbiyedir, ahlaktır.batıl zihniyet çok iyi biliyor ki! bu
ve buna benzer değerlerden kadını ayırdığı zaman. kadın olmanın bir çok fıtri  özeliğini kaybetmekle birlikte kadın basitleşmiş ve meta haline gelmiş olur.
 
Müslümanların insanlığa kazandırdıkları yüzlerce “değer” arasında “kadın Hakları” önemli yere sahiptir. Kadın gerçek hak ve hürriyetine  insanlık aleminin  İslam ile karşılaşmasından sonra kavuşmuştur. Batıda insanlığı tartışılan kadın, Doğu’da bir mal gibi satılmaktaydı. Bir bakıma insanlığı tartışılan, alınıp satılabilen kadının yanında henüz gençlik çağında kumlara gömülen kız çocuğu daha talihli idi. Hiç olmazsa onurunu kaybederek her gün bin defa ölmüyordu.sonuçta kadın, İslam’ın kendisine sahip çıkmasına dek “Kabul görmeyen” bir varlık olarak hayatını sürdürdü. Alındı, satıldı, lanetlendi, işkence gördü.
 
“ Allah’ın emaneti vasfıyla nitelendirilen kadın gerçek kimliğini kavuşmuş oluyordu. O günden bugüne kadını “koruma” altına alıp  müdafaa eden  İslam bu konuda en fazla tepkiyi kadın tüccarlarından gördü. Ellerinden giden pazarı kurtarmak amacıyla başlıca hedefleri, İslam’ın  getirdiği hakikatleri örtmeye çalışmak oldu. Her  fırsatta İslam’ı karalamaya, yaşanılmaz bir sistem olduğunu vurgulamaya gayret ettiler. Pazar kaybını getirdiği telaşla her asırda yeni metotlarla ortaya çıktılar. Kazançlarının önemli bölümünü “İslam’ın susturulması” yoluna ayırdılar.
 
 “İnsan bilmediği şeylerin düşmanıdır.” Gerçeğine uygun olarak öğrenilmesine engelledikleri “İslam’ı” çarşı, sokak, köy, kasaba ve şehirden uzaklaştırma planları geliştirdiler. Oysa güneşten kaçanlar karanlığa mahkum olmaktaydılar kadına hakkını vermek adına kadının haklarını gasp edenlere ; ellerinde kadınların göz yaşıyla ıslanmış paraları göreceksiniz. Onlar için kadın vazgeçilmez  bir malzemedir. O olmazsa uyuşturucu, alkol, kumar… olmaz. Uyuşturucu, alkol ve kumara geçiş köprüsünün adı kadındır. Aracı kadınla tanışmayan diğerleriyle bir bağ kuramaz.
 
 Günümüzde kadın uyuşturucu, alkol ve kumar ile aynı sıralamada yer almaktadır. Bunların arasına kurulan “kadın” köprüsü yıkıldığında diğerleri de yaşama hakkını yitireceklerdir. Kadın aradan çekildiği gün bu kirli imparatorluk çökecektir. Bu imparatorluğun karanlık yüzleri varlıklarının tek tehdidi olarak “İslam’ı” kabul etmektedirler. İslam’ın kadın hakları müdafaa edip gündeme getirmesi karşısında ürettikleri yeni sloganlarını kiralık ağızlara söyletmektedirler.Kadına endeksli Pazar tacirlerinin  “Kadın özgürlüğü” ifadeleri bir gerçeğin kamufle  edilişinden başka bir şey değildir. İslam’ın müdahalesine “yasak” getirenler ahlaki çöküntü,ruhi bunalım ve neticesinde haklı olarak ortaya çıkacak “kaos”a davetiye çıkarmışlardır.Onuru ayaklar altına alınan kadının yaşadığı toplumda fazilet aranmaz. “Kadınlara özgürlük” tartışmalarının yapılıp “Kadın Haklarının “ savunulduğu bir ülkede her geçen gün mahkûm sayısı artıp, mahpushaneler genişletilmektedir. Bataklığa sürüklenen kadın sayısı çoğalmakta.
 
Çağdaş kadın olarak lanse edilen tipin örneğinde “mutlu kadın” bulmak zordur. Gündüzü büroda, gecesi baloda geçen bir tipleme var ortada. Anne iş’te, çocuk kreşte yaşıyor. Evin düzen ve temizliği için “hizmetçi” ye ihtiyaç duyuyorlar. Oysa çocuk bakım ve sevgisi anne için angarya bir iş değil, “ihtiyaç” tır. Evin düzeni, temizliği, yemek yapımı kadına mutluluk verir. O mutlulukla günün stresini kaybeder. Ev otel olmaktan çıkar. Fakat bugünün evleri sadece konaklama görevi üstlenmiş otel atmosferi taşıyor.
 
 Evinde huzur bulamayan insanlar onun dışında da bulamazlar. Bu sebeple iş ve eş hayatları krize dönüşür. Annenin şefkat ve sevgisinden mahrum büyüyen çocuk kendisini ruhi yönden zayıf hisseder. Ailede yaşayan huzursuzluklar fertler arasındaki dengeyi sarsar. Duygular zayıflar. Evde bulunmayan huzur alkolde, kumarda aranır. Daha sonra boşanmalar görülür. Evlilikten umduklarını bulamayanlar evlilik müessesine sataşırlar. Yaşlılıkta kadın erkeğe erkek de kadına muhtaç değildir artık. Çünkü çağdaş hayat onlara “Huzurevleri” ni önermektedir.
 
 Kadın, evinin öğretmenidir.
 Çocuklarını yetiştirip topluma faydalı hale getirir. O, sosyolog aynı zamanda da psikolog tur. Anne isimli öğretmenden mahrum kalan çocuk hayatı boyunca bu eksikliğin farkını duyacaktır. Kadın evinin işlerini yapıp evlat yetiştirmekle büyük bir görevi de yürütmektir. Kadın haklarını gündeme getirirken onun onurunu ayaklar altına alanlara karşı çıkmak gerekir. O reklam malzemesi olamaz. Bir malın satışında “kadınlığı”ndan istifade edilerek faydalanılamaz. Güzellik yarışmaları adı altında “Peşkeş” çekilemez. Onurunu kıracak işlerde çalışmaya zorlanamaz.
 
Kadınını ayağa düşüren toplumlar, diğer toplumların ayağına düşmeye mahkum olurlar. Gazete ve televizyonlara bakıldığında elde edilen ölçü iç açıcı değildir. Kimsenin, kadının onurunu ile oynayıp bir milleti ayağa düşürmeye hakkı yok tur...

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star