Osman GEREM

IRKÇILIK YAHUDİ MESLEĞİDİR...


Osman GEREM
19 Kasım 2012 Pazartesi 08:37

IRKÇILIK YAHUDİ MESLEĞİDİR…

Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışasınız diye sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Hiç şüphesiz ki Allah katında en değerli ve üstününüz ondan en çok korkanınızdır.” Şüphesiz ki Allah her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olandır.” Hucurat /13

“ ırkçılığa çağıran bizden değildir. Irkçılık için savaşan bizden değildir.” F. Kadir: 5/386.

Allah-ü Teala tüm insanları, canlıların en üstün ve en şereflisi olarak bir tarağın dişleri gibi eşit yaratmıştır. Tüm insanları yaradan Allah’tır ve bütün insanların hammaddesi topraktır. Tüm insanların atası Hz. Adem’dir. Adem ise bir peygamberdir. Renk, iskelet farklılığı, kaporta sebebiyle hiçbir insan diğerinden daha üstün değildir. Renk, boy-pos, coğrafya farklılığı gibi şeyler imtihanın gereği olarak türlü türlü verilmiş geçici şeylerdir. Bunlardan biri veya bir kaçı sebebiyle üstünlük taslamak ırkçılıktır. Irkçılık ise dinen merduttur.

yeryüzünde ırkçılık davasında ilk defa şeytan bulunmuştur. Hz. Adem’e karşı o çamurdan bense ateşten yaratıldım, ben ondan üstünüm, diyerek ırkçılık yapmış ve Allah’ın emrine karşı çıkmıştır. Daha sonra aynı davayı, insan cinsi içerisinde Yahudi sürdürmüştür. Kendisi yeryüzünün en üstün, en efendi, ırkı olduğunu ileri sürerek. Diğer insan ırkları içerisinde de bu şeytan ve Yahudi mesleğini sürdürenler olmuştur.

Irkçılık, Allah’ın değişik şekil, renk ve surette insan yaratmasındaki hikmete baş kaldırmaktadır. İslam ümmetini oluşturan birlik ve beraberliğe karşı vurulan en büyük darbedir. Vahdete engeldir. Cahiliye davası sayıldığından cennete girmeye de manidir.

İnsanların değişik soy, kabile, kavim, ırk da yaratılmalarının tek bir sebebi vardır, o da: “birbirleriyle daha kolay tanışıp anlaşabilmeleridir. İnsanlar tek bir ırk olarak yaratılmış olsalardı, ren-boy posları standart olsaydı; tanışıp-anlaşmaları daha zor olur ve monotonluk söz konusu olurdu.

Irk, hiçbir zaman üstünlük sebebi olamaz. Allah katında üstünlük ancak takva iledir. Takva ise Allah’ın emirlerini tutmak, yasaklarından kaçınmaktır. Yani kim Allah’ın emirlerine daha fazla tutunur, yasaklarından daha bir dikkatle kaçınırsa o en üstündür. Bu yüzden insanlar en üstünü Hz. Muhammed, sonra diğer peygamberler, sonra mü’minler, en sonra da kafirlerdir. Hatta kafirler daha aşağıdırlar.

Hadis-i şerif de, ırkçılığa çağırmak, ırkçılık uğruna savaşmak ve bu uğurda canını vermek şiddetle yasaklanmıştır. Müslüman ırkçılığı dava edinemez, ırkçılık uğruna canını malını seferber ederek çalışamaz. Gerçek mü’min, İslam’ı dava edinmek ve insanları İslam   kardeşliğine çağırmak zorundadır.ne masonların ''birader''lığına,

ne komünistlerin ''yoldaş''lığına,ne ırkçıların ''soydaş''lığın,benzer

İslam kardeş''lığı...

Nitekim peygamberimizin oluşturduğu altın çağın yıldız nesli, ebu Bekir gibi bir Arabdan, Bilal gibi bir zenciden, süheyb gibi bir Rumludan, Selman gibi bir Farslıdan, Abdullah b. Selam gibi bir Yahudi asıllı Müslümanlardan müteşekkildi. Ve onlar Ümmeti Muhammed in de aslı, temeli, çekirdeğidirler.

Kişinin kendi ırkını şeri ölçüler çerçevesinde sevmesi ve kendi ırkına bu ölçüde yardım etmesi ırkçılık değildir. Zaten kişi kendi ırkının içerisinde yaşayan bir ferd olarak onlarla yardımlaşmak, onlarla konuşup anlaşmak zorundadır. Ancak bu durum, kendi ırkından olmayan bir Müslüman’ ı dışlamak, küçük görmek, unutmak anlamına gelmemelidir.

Kendi ırkımızdan olsa bile bir İslam düşmanı kafiri sevmek, onu müdafaa  etmek, ona yandaş olmak müslümanı dininden eder. Nitekim Hz. Nuh’un kendi öz oğlu kenar, kafir olduğundan onun ehlinden sayılmamıştır. Peygamber’in amcası Ebu Leheb de kafir olduğundan peygamberin ehlinden tardedilmiştir. Ashab, Bediri, Uhudu, Hendeği kendi kavmi olan kureyşe karşı yapmış. Ebu Ubeyde, kafir olduğu için babası Cerrah’ı öldürmekten çekinmemiş. Hz. İkrime, kafir olduğu için babası Ebu Cehil’in adıyla anılmayı hoş bulmamış, Peygamberimizde arkadaşlarından bunu istemiş.

Ameli yavaşlatan, kendisini geri bırakan bir kimseyi nesebi-soyu hızlandırmaz, hoca babamıza değil amelimize güvenmeliyiz…

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık