Bermal MELİK

Kadınlar öldürülüyor


Bermal MELİK
11 Mart 2011 Cuma 16:55
8 Mart Kadının özgürleşme mücadelesinin en önemli günüdür.


100 yıldır alanlara çıkıp 8 Mart’ı kutluyoruz. 1857’de Amerika’nın New York kentinde greve giden 40 bin kadın dokuma işçisinden 129’u, patronlar tarafından yakılarak katledildi. Onların anısına 1910 yılında toplanan Sosyalist Enternasyonal, 8 Mart’ı “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak ilan etti. 100 yıldır, 8 Mart’ı vareden grevci kadın dokuma işçilerinin yarattığı direnişin yolunda, 129 kadın işçinin açtığı yolda yürüyoruz. Cins ayrımcılığına, feodalizmin, kapitalizmin kadına dayattığı statükolara karşı kadın emekçilerin yolunda özgürleşmenin mücadelesi veriliyor. İnsanlığımızı yaralayan bu cinayetlerin vahametinin büyüklüğünü sayısal veriler de ortaya koyuyor. 2002'de 66 kadın öldürülürken, 2002'den 2009'a kadar yüzde 1400 oranında bir artış söz konusu. Ve bu sayının 2009'un ilk 7 ayında 953'e ulaştığı açıklandı. Dava sayısı 7 yılda 12 bin 678'e ulaşmış. Araştırmalara göre son 7 ayda 245 kadın öldürülmüş, 478’i tecavüze, 722’si ise tacize uğramış.

 Bu sayısal tablo bize ürkütücü, düşündürücü ve  kaygılandırıcı gelse de devletin vatandaşlarını koruması gerektiği noktasındaki sorumluluğunu yasaklarla yerine getirmeye çalışan hükümete hiç de öyle gelmiyor. Öyle gelmediğindendir ki, bu ürküten bilançoya karşın bırakın erkeğin dokunulmazlığını kaldırmayı dokunmayı bile düşünmüyor. Aksine, egemenlik alanını daha da genişletmeye çalışıyor.
Mantık kırılmalarının yaşandığı cinayet davalarında tahrik indirimlerinin kaldırılmadığı, pişmanlık, iyi hal gibi nedenlerle müebbetlik adamların dışarıya salıverildiği bir hukuk düzeninin varlığı devam ediyor.
Her gün 3 kadın öldürülüyor artık bu ülkede.
Evet, yanlis okumadiz, her gün 3 kadin öldürülüyor bu memlekette.
Her gün yaşam öğüten bu çarkın ezip, katlettiği kadınların ölüm haberleriyle karşılaşıyoruz.
Son haber ise Mersinden geldi.
Kirk yerinden bicaklanarak öldürülen Hatice Firatin cenazesini  ailesi sahiplenmedi.Cenazesini kadinlar kaldirdi.
Bu ne kin,bu ne mantik, bu ne öfke ki kirk bicak darbesiyle kadin vucudü paramparca edilyior.Cenazesine sahip cikilmiyor.
Kadin erkek esittir diyoruz,esit olmalidir  diyoruz.
Karisini öldüren kocayla ,mezara giden kadin nasil esit olabilir.?
Ciddi bir şiddet var ortada. Üstelik bu şiddet bütün siyasal ideolojileri ve ekonomik düzeyleri hiçe sayarak, sınıf gözetmeksizin özel alanı hepimizin önüne en sertinden seriyor. Dolayısıyla bu ‘özel alan’ artık kimsenin özel alanı filan değil. Toplum olarak hepimizi ilgilendiren bir yer orası. Alenen bir terör var ve görmemizlikten geliyoruz. Bu durumun şiddetsizliğe dönüştürülmesi için bir an önce harekete geçmek gerekiyor.
 
Kadriye, Nuran, Şemse, Güldünya  ve daha adını bilemediğimiz pek çok kadın... 'O kadınlar' öldürülüyor. Bıçak, balta, taş, ip, tel, tabanca gibi çok çeşitli aletlerle son nefeslerini veriyorlar. 'O kadınlar' evde, sokakta, işyerlerinde sürekli yoğun bir şiddetle karşı karşıla. Taciz ve tecavüze uğruyor, dövülüyor, öldürülüyor. 'O kadınların yaşayıp yaşamamaları gerektiğine de hep başkaları karar veriyor. Hep birileri 'O kadınlar' adına kararlara alıyor, kurallar koyuyor. Uymadıkları zaman  üçüncü sayfa haberi  oluyorlar. Bu şiddet hiç bitmiyor, ölümler durmuyor.
Türkiye son iki ayda tırmanan kadın cinayetlerini tartışıyor. Cinayetlerde gerçekten bir artış mı olduğu yoksa medyada daha fazla yer almasının mı onları görünür kıldığı tartışılırken, öldürülen kadınlarda ortak bir yön dikkat çekiyor. Söz konusu kadınlar ya eşlerinden boşanmış ya onlardan ayrı yaşayan ya da şiddet gördüğü yönünde resmi makamlara başvurularda bulunmuş olan kadınlar. Tırmanış gösteren kadın cinayetleri hakkında Taraf’a konuşan Prof. Dr. Arif Verimli “Kadın, artık yavaş yavaş ayağa kalkmak istiyor. Erkek hegemonyasına karşı koyan, direnen, itiraz eden kadınların daha çok öldürüldüğünü görmekteyiz” derken, Mor Çatı gönüllüsü Gülsün Kanat Dinç en tehlikeli durumun kadının ke ndisine yapılan davranışı sineye çekmeyip ayrılmak istemesiyle başladığını söylüyor.
Kadınlar ölmüyor, öldürülüyor bu memlekette. Öyle üç beş ayda bir de değil,  her gün 3-5 kadının öldürüldüğü haberleriyle sarsılıyor insanlığımız. ,bazilarini da duymuyoruz bile.
Bırakın kadınları korumak için bir şeyler yapması gereken erkekleri, kadınlar kendi kendileri için bile bir şey yapmıyorlar
 
'Hak etmiştir' diye düşünen o kadar çok kadın var ki şiddet gören hemcinsi için.
 
 
 
 
Politikacılar kadınlara dönük şiddeti hep birlikte kınıyor. Ancak, bir insanlık utancı olarak erkeğin kadına şiddeti önlenmiyor. Kadına yönelik şiddete son verilebilir. Şiddet meşru ve kabul edilebilir olmaktan çıkarılmalıdır. Devletler ve hükümetler her bir kadını korumak, şiddete maruz kalmasını önlemekten sorumludur. Bu sorumluluk etkin olarak kullanıldığında, kadınların lehine gerçek reformlar yapılıp uygulandığında, erkekleri üstün gören anlayışa taviz verilmediğinde, hukuk ve adalet şiddete uğrayan kadınlardan yana olduğunda şiddeti önlenebilir olduğunu hep beraber görecegiz.
 
 
 Kadınlara yönelik şiddetin başlıca nedeninin erkek egemen bakış açısı ve ekonomik sorunlar olduğunu herkes biliyor. Gelir dağılımındaki adaletsizliğe, yoksulluğa, sosyal güvenlikten yoksunluk hem şiddeti hazırlamakta, var olan eşitsizliği beslemekte, hem de kadınların hayatını çekilmez kılmaktadır. Kadınların sosyal politikalara ihtiyacı var .Bunu da hükümetin yeni yaslarla birlikte ,yürürülüge koymasi gerkelidir.
Hükümet,kadin  demişken sahi, bizim bir de Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanımız var.
Selma Aliye Kavaf gibi 'Kadından Sorunlu' bakanlar olduğu sürece ise biz ancak seçim ve referandum öncesi sokak afişlerinde okuruz 'Kadın Haklarını.'
 
Hemcinslerimin kadinlar gününü  “bugün bayram,nese doluyor insan” tadinda  kutlamak isterdim ama hergün  3 kadinin öldürüldügü  bir ülkeye sahip  olmak ,bunu mümkün kilmiyor...

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık