Mehmet FARAÇ

Kafalardaki çatlak fay!..


Mehmet FARAÇ
3 Kasım 2011 Perşembe 18:28
Şu kafası karışık limonata liboşlarına yanıt verilmeli mi, verilmemeli mi?..
Onlardaki Atatürk düşmanlığı hortladığında suratlarına tükürmeli mi tükürmemeli mi?..
Laik Cumhuriyet fobisi teneke kafalarında trampet çalarken onlara ayar çekilmeli mi çekilmemeli mi?..
Ülke deprem felaketiyle boğuşuyor... Televizyonlar yurttaşlardan harıl harıl yardım toplamaya çalışıyor...
Ulusun gözyaşları batı ile doğu arasında bir nehir gibi coşarken, insanlık yer altında can pazarına düşmüş çaresizlere ağlıyor!..
Toplumun yüreğinde sarsılan fay, merhamet duygularını öne çıkarırken, ulusu acıya boğan bir deprem felaketi dostu düşmanı kenetlerken, kafasına yıldırım düşmüş kimi uğursuzlar, ezeli hastalıklarının dürtüsüyle harekete geçmekten çekinmiyor!..
Onlar, “Fırsat bu fırsat” deyip şu deprem felaketinde eli ayağına dolaşan hükümetin beceriksizliğini sorgulayacaklarına kiralık ve de fason pikaplar gibi yine utanmadan Kemalizm’e saydırıyor!..
Van’da dondurucu ayazda çadır bekleyen garibanlara, mama bekleyen sabilere, ekmek bekleyen analara sahip çıkacaklarına tek yetenekleri olan düşmanlığa saranlara ne demeli?..
Halkın içine düştüğü çaresizliği sorgulayacaklarına, bürokrasinin deprem fayı gibi çatır çatır çökmesini irdeleyeceklerine puslu havayı gören kurt gibi saldıranlara ne yanıt verilmeli?..
Zombilerin vadisi!..
İşte bu zamanda; yani vicdanların, altın bir zincirin umut halkalarına dönüştüğü bir dönemde, hasımların kan davalarını bile unuttuğu bir süreçte ezeli ve de çaresiz bir hastalık yine nüksetmişti kimi mecnun kafalarda!..
Yani deprem sonrasında...
Yani enkaz altında canlar dururken...
Yani hastaneler yaralılarla dolup taşarken...
Kuyruklarda bir kase çorba bekleyen çaresizler insafa el pençe dururken!..
İşte elbirliğiyle birbirimize sarılmamız gereken bu acı ve sarsıcı dönemde; Atatürk düşmanlığının bayrak yarışında paçavra bu kez, PKK destekçisi bir mevkutenin rotasız kalemşoruna verilmişti!..
O da ağababaları gibi içine düştüğü karanlığı unutmuş, her zamanki gibi aydınlığa küfür etmişti!.. Yani bir çeşit zombiler vadisinde kayalıklara bağırmıştı!..
Tıpkı hükümet gazetesinde her emre itaat eden zavallı tombik gibi...
Tıpkı engin vadilerde ümüğüne basıldığında zamansız öten uyuz sabah horozu gibi!..
Kafasındaki çıplaklığı şöyle tasavvur etmiş o çocuk; neymiş efendim “Kemalizm Türkiye’nin en gerici ideolojisiymiş, ondan geriye kutlanacak bir şey kalmamış”!..
Peh... Peh... Peh!.. Duyulmuş görülmüş şey midir, aydınlanmanın adı ne zamandan beri gericilik oldu?..
İnsan içine düştüğü fikir bunalımını nasıl olur da karanlığın eleğine vurup aydınlığın suratına çarpmaya kalkar ki?..
Türkiye’yi çağdaş uygarlık seviyesine taşıyan bir ideolojiyi; genç yaşında eskimiş, pürsümüş ve de şaşırmış kafasında “eski bir hatıra”ya benzeten bir zavallı o!..
Anasonlu naralar!..
Türkiye’de ya cehaletten ya ihanetten ya beceriksizlikten ya da yetersizlikten olsa gerek, yazacak konu bulamadıkları her zamanda Atatürk’e, laikliğe, Cumhuriyet’e ve Kemalizm’e saldıran bir güruhun militanı o!..
Bunlar dinci medyanın yanı sıra Sabah ve Taraf adlı gazetelerde yuvalanmışlar!..
Sırtlarını siyasi otoriteye dayayan, bir grup kafası karışık liboşun gaz verdiği bu zavallıların yazı diye kaleme aldığı hezeyanları okuyamıyorum!..
İşte milletin nefretini kazandıkları her anda, paçavralarına kör kalemle işledikleri o abur cabur saçmalıklar ne yazık ki maillerle ulaştırılıyor bizlere!..
İstemiyorum o saçmalıklarla bu köşeyi kirletmeyi!.. İstemiyorum şu kaotik süreçte aydınlanmacı okurların büyük bir dirençle ayakta tutmaya çalıştıkları moralleri bozmayı...
Ama ortalığı boş bulup anasonlu naralar atanların sayısı iyice artınca, “Birilerinin bunların o suratsız portrelerini tarihin kara defterine işlemesi gerekiyor” diye düşündüm!..
Haftalardır midem kaldırırsa eğer birkaç satırına göz gezdirmek zorunda bırakıldığım o yazılarda tek bir hedef var; Atatürk ve Kemalizm’i milletin gözünden düşürme çabası...
O çabalar; Türkiye’nin bölünmesi, Cumhuriyet’in çökertilmesi, ordunun dağıtılması, Atatürkçü kurumların bertaraf edilmesi ve adına ikinci cumhuriyet denilen limonata liboşluğunun inşasına hizmet ediyor!..
Truva’nın tekmesi!..
Yineliyorum, midemde dün yoğunlaşan bunaltının nedeni Van’da yoksullara verilen çadırları karaborsada satan çeteler değildi!..
Yardım kamyonlarını yağmalayanların görüntüsü de midemi o kadar bulandıramadı!..
Dün, tarafı belirsiz bir mevkutede, belli ki kalemini kusmuğa batırarak sallamış bir zavallının, gereksiz, zamansız, pervasız satırlarını okuyunca tükürüğüme rota aramak zorunda kaldım!..
Söyler misiniz Allah aşkına; millet deprem acısıyla uğraşırken bile 29 Ekim törenlerinin ertelenmesi tartışmaları üzerinden Kemalizm’e saldırma fırsatı yakalayan zavallılara ne denilir?..
Şu AKP Hükümeti’nin bir doğal felaket karşısındaki çaresizliği aşılır belki...
Tüm organizasyon beceriksizliği, entegrasyon sıkıntısına rağmen depremin yaraları da sarılır elbet...
Yıkılan evler fakir fukara için elbirliğiyle yeniden yapılır zamanla...
Yaralar kabuk tutar, acılar azalır, korku ve panik beyinlerden uzaklaşır elbet...
Yani her deprem sonrası olduğu gibi yalnızca pusudaki fayların yürekteki acısı kalır geriye!..
Peki, yalnızca Kemalizm’in ardında kişneyen Truva atlarının tekmeleriyle oluşabilecek kafalardaki çatlaklar ne olacak?..
Kötüye, yanlışa, ihanete, işbirlikçiliğe kan taşıyan o fay çatlağı, bir doğal felaketin ardından bile kendi bunalımının içerisinde debelenip durabiliyorsa eğer, “Vah o kafayı taşıyan zavallıya” denilmez mi?..

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık