Şeyhmus İDRİSOĞLU

KALICI BARIŞ İÇİN EL ELE


Şeyhmus İDRİSOĞLU
30 Mayıs 2013 Perşembe 15:39

 

Bu ülkeye kalıcı barış gelir mi? Kendime ve sizlere sorduğum bu sorunun cevabı bizi her gün biraz daha barışa yaklaştırdığına inanıyorum. Bu süreçte barışın fotoğrafını renklendire bilirsek ne mutlu bizlere. Olaya pozitif bakıp düşünürsek sorunun cevabına “evet” diyerek girebiliriz. İmralı’yla yapılan müzakere sonucunda provokatörlere inat süreç başlatıldı. Başlayan süreç çoğunluğu fazlasıyla mutlu etti.
Herkes çok iyi bilmelidir ki, kurak topraklar suya ne kadar hasretse biz de coğrafya olarak kalıcı bir barışa ve gerçekçi kardeşliğe o kadar hasretiz. Çünkü barışın olduğu topraklarda kan ve gözyaşı biter. Kör kurşunların yüreklere ağıt düşürdüğü yeter. Güzelim coğrafya, doğal alanlar, ormanlar, meralar bombaların atıldığı yer olmamalı. Yitirdiğimiz fidan boylu, nazlı endamlı onca evladımızın yeniden acılarını kaldıracak durumda değiliz.  Türk bayrağına sarılı yavrularımızın tabutlarını, gerillaların parçalanmış cesetlerinin analarının kucağına atıldığı, kardeş olanların silah çekecek kadar canileşip birbirlerini öldürdükleri ve fotoğraf karelerine yansıyan bu görüntüleri artık ağır gelmekte, yüreklere yangın düşürmekte, dileğimiz daha görmemek.
İşte bundandır hala toplumun bazı kesimi dökülen kanı görmezden gelmektedirler.  Kanın durması için gerçekleri görmeli ve bu vesileyle herkes elinden geleni yapmalı ve söylenildiği gibi her kesin  taşın altına koyup düşünmesi lazım. Çünkü anaların, bacıların, eş ve sevgililerin göz pınarları kurudu artık.  Toprak, hunharca öldürülen cesetlere doydu. Mazlumların feryadı yeri göğü inletir hale geldi. Dahası toplum patlamaya hazır bomba gibi sınırlara sığmaz oldu. Artık insanlar bu acı, kederin altında ezilmektedirler. Bunları kaldıramaz hale geldi. Bu halkın onuru, şerefi, namusu üzerinde öyle oyunlar oynandı ki, toplum bundan sonrasında verilecek kayıpları kaldıracak durumda değildir. Onun içindir ki barışı daha da ileriye götürüp barışı sevenler, kanın dökülmesine karşı olanlar, gözyaşına yeter diyenler bu onurlu barışın arkasında durmaları gerekmektedir.
Bu otuz yıl bizden neler aldı neler verdi çok iyi biliyoruz. Buna rağmen suskun kalanlar ya da tavırlı davrananların hala bu savaştan bir beklentileri var demektir. Bu otuz yılık bir çatışma ortamından geriye kalan kırk bin insan ölümü ve binlerce milyar dolar ekonomik kayıp var. Barışı dillendirilmişken vandalizmin uşakları tarafından yapılan provokasyonlara gelmemeliyiz. Yaşatılan onca ağır acıya rağmen bu sefer her zamankinden daha fazla barışa yakınız diyebiliriz. Ülkede barışın gerçekleşmesi adına kimi sebepler yüreğimizde noktalaşmaktadır.
Birincisi; Kürtler ve Türklerin büyük çoğunluğu artık kardeş kavgasını ve ülkede kaos sonucu oluşan ekonomik krizi istemiyor. STK ‘lar, aydınlar, kanaat önderleri her platformda savaşa karşı olduklarını haykırıyorlar. BDP barış talebini dilinden düşürmüyor. İmralı da her fırsata bu konunun silahla çözülmeyeceğini dile getiriyor.
İkincisi; Türkiye topraklarında yaşayan halklar birbirini tanıma fırsatı buldu. Bu aşamadan sonra ne Türkler ne de Kürtler birbirlerini yok sayarak bu sorunun çözülmeyeceğini anladıkları gibi, birbirlerini bu topraktan kovamayacaklarını da kavradılar. Her iki kesim de bu topraklar üzerinde birbirlerinden farklı hak sahibi değiller. Biri bağ sahibi, öbürü dağlı değildir. Kavga ile çözüm olmadığına göre, tek çare iyi niyete dayalı bir diyalog olmalı. Başka çıkar yol gözükmüyor.
Bizler; adı konulmuş haklarımızla bütün farklılıklarımıza rağmen, barış ve kardeşlik için bir yaşam formülü yakalamalıyız. Kendimizi her açıdan güvende hissettiğimiz yarınlara çok kısa sürede kavuşmuş olacağız.. Gelin kardeşçe bir fotoğraf çekelim ve bu karede mutlu, barışçıl, geleceğe güvenle bakarak el ele tutuşalım.

 

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star