Şeyhmus İDRİSOĞLU

Kaos


Şeyhmus İDRİSOĞLU
8 Ağustos 2011 Pazartesi 14:51
Seçimler bitikten sonra her şey normal olacak diye bekliyorduk ki, umduğumuz gibi olmadı. Halk, seçim öncesi agresif ve kışkırtıcı söylemlerin biteceğini, daha ılımlı bir atmosfere girileceğini sanıyordu, o sanılan da olmadı. Aksine kaos her geçen gün daha da büyüdü. Seçilmiş vekillere seçim öncesi kurulmuş komploların seçim sonrası da devam etiği görüldü. YSK, seçim sonrası kamuoyunda şok etkisi yaratan Hatip Dicle kararıyla, ülkeyi olduğundan daha karmaşık hale sokmuştur.
YSK’nın bu kararı, seçim sonrası kamuoyunda şok etkisi yaratı. Asıl amacı BDP blok adaylarına karşı siyasî darbe yapmak olduğu açıkça belli olan bu hukuk dışıkarar, en sakin ve barışçı kesimleri bile keskinleştirmekten başka bir işe yaramamış, toplumda kutuplaşma riskini arttırmıştır.
Halkın öfkesini, tepkilerini ölçmeye mi çalışıyorlar, bilmiyorum. Ama halkın öfkesinin çığ gibi büyüdüğünü görüyor ve biliyorum. On binlerce oy verdikleri vekillerinin hala ceza evinde tutulmaları insanların onuruna dokunuyor. Temsilcilerinin ceza evinde rehine gibi alıkonulmasını halk hazmedemiyor.
BDP’nin meclise girmeme, kararının ülkeyi yeni bir ara seçim veya genel seçime doğru sürüklediği ve bu süreçte ülkenin ağır bedeller ödeyeceğini unutulmaması lâzım.
80.000 civarında oy almış Hatip Dicle’nin hukuksuzca iptal edilen vekilliğine, AKP adayının hiç vakit kaybetmeden üstüne atlamasıve siyasi ahlaka uymadan mazbata alması, hiçbir siyasi etiğe uygun olmamıştır. Güneydoğu’da barışsağlamaya çalıştığını iddia eden iktidar partisinin bir jest ve centilmenlik gereği o vekilliği almayıp boş bırakması gerekmez miydi? Barış için bir jest olarak o üyeliği boş bırakması, hiç ihtiyacı olmadığı halda bir sandalye artırmaktan daha tutarlı ve onurlu bir davranışolacağını Başbakandan başka herkes gördü. İktidar olmak bu kadar mı köreltiyor kişileri? Anlaşılır gibi değil. Bu hukuk dışı ve centilmenliğe yakışmayan davranış, %50 civarında oy alan bir partiye hem yakışmamış,hem de zan altında bırakmıştır..
Her konuşmalarında Türkiye’de hukukun yetersizliğinden ve kokuşmuşluğundan dem vuranlar, ucu kendilerine değdiği zaman Anayasa Mahkemesini eleştirenler; İşlerine geldiği zaman hukuka ve demokrasiye kurşun sıkmakta tereddüt etmediler. Halkın seçilen vekillere yapılan bu hukuksuzluğa,”hukukun gereği yapıldı, yargı kararlarına saygılı olmak gerek” diyecek kadar pişkinlik ve yüzsüzlük göstermişlerdir. Bunu anlamak için her halde başka uzaylardan buraya inmiş olmak gerek.
Sonuç olarak doğru olan; demokrasiye ve hukuka saygılı, uluslar arası sözleşmelerin gereğine uygun davranmak ve bundan vazgeçmemektir. Yol yakınken halkın iradesine saygı duyulursa, halkın incinen duyguları bir nebze de olsa onarılmış olur. Bilinmelidir ki, halkın gücü üzerinde güç arayış ve denemeleri mutlaka herkesten daha uzun ömürlü olan halk tarafından gömülecektir. Bilinmelidir ki her kes bir gün ölür, ama halk yaşamaya devam eder.
Çözüm üretilmezse, ülkemiz zararlı çıkacak ve halk bir dahaki seçimlerde AKP’ ye gereken cevabı verecektir.
Kazanan, halkın iradesi ve onuru olacaktır…

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık