Bermal MELİK

Kıyamet senaryosu gerçekleşiyor mu?


Bermal MELİK
15 Şubat 2012 Çarşamba 02:28
Ülke olarak çok kritik ve hassas bir süreçten geçiyoruz.
KCK  soruşturması tüm hızıyla sürüyor.Orta Doğu karışıyor,Suriye ’ de rejim sallanıyor,İran’a hava harekatı ihtimali her geçen gün artıyor.Türkiye böyle bir ortama Kürt meselesinde mesafe katetmiş olarak girebilirdi.Oysa maalesef konu,derin dondurucuya konmuş durumda.Ne anayasa hazırlığı ne de müzakaerler cephesinde bir gelişme yok.Bırakın çözümü ,tartışma bile yok artık.Medya son aylarda bu konuyu konuşamaz ,tartışamaz hale geldi.



Türkiye toplumu da, uzun süredir, her yerde aynı şiddette yaşanıp hissedilmese de bazen ’hızlanıp derinleşen, bazen yavaşlayan bir toplumsal bunalım sürecini yaşadı ve hala yaşıyor.
Yaşananlar  ,Türkiye nin, dolayısıyla bölgenin, içinden bir daha çıkılamayacak olan bir girdaba doğru sürüklendiğini gösteriyor.Yanıbaşımızda kaynayan kazanın  ve"Arap baharı "  denilen rüzgarın ülkemizi es geçmesini beklemek biraz  politik saflık olurdu.
12 Hazirandan sonra süregelen olaylar ,Mahmut Alınak’ın 16 Mayıs 2011 tarihli  “Bir felaket senaryosu” başlıklı yazısını akıllara getiriyor  ülkenin ne denli tehlikeli bir süreçten geçtiğine dikkat çekiyor. Alınak korkunç bir senaryodan bahsediyor. Ve bence  gündeme uygun önemli başlıklar içermekte.
Alınak ın senaryosu o tarihte  basında   geniş yer bulmuştu..Bu senaryoya dayanarak Alınakın söylediklerini  bir kez daha  okumakta fayda var:
"Ocak ayı başında görsel ve yazılı medyaya yaptığım çeşitli açıklamalarda, “Seçimden sonra korkunç şeyler olacak ”diye feryat ettim; ama sesimi kimseye duyuramadım. Gel gelelim daha seçim olmadan gerginlik başladı.
Üç gün önce, Gençler Ölmesin Ocaklar Sönmesin Girişimi (GEOS) adına İmralı’ya gidip Öcalan’la görüştükten sonra kaygılarım daha da arttı.
Öcalan kendisi ile yaptığımız bir saatlik görüşmede, devletle üst düzeyde görüşmeler yaptığını, görüşmelerin ümit verici olduğunu, ancak kendisi ile görüşen heyetin Özal, Ecevit ve Erbakan gibi tasfiye edilebileceğini ve bunu heyete de aktardığını söyledi,
Beş ay içinde bir iç müdahale olacak, Parlamento’nun kapısına kilit vurulacak, Ergenekoncu olarak bilinen subaylar serbest bırakılacak, AKP, BDP ve MHP yöneticilerinden sağ kalanlar (başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan) Yassı ada ya da İmralı’da hapsedilip ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılacak. Daha sonra bir dış müdahale olacak, müdahale eden dış güçler o günün şartlarına göre kendilerine uygun bir yönetimi başa geçirecek.

Bütün bunların Türk ve Kürd halkı için neye mal olacağını söylemeye gerek yok. Dediğim gibi (bu gidişatla) korkunç bir iç savaş çıkacak, bu coğrafya kan denizine dönüşecek."
Gelişmeler bu şekilde devam eder,  yangına körükle gidilmekten vazgeçilmezse, çok ama çok kötü şeyler olabilir. Neden böyle olacağına dair hayli yazılıp, çizildi.

Öcalan ile görüşmesini Radikal’e  anlatan Alınak Öcalan’ın kendilerine, ‘iç savaş çıkmasından’ duyduğu endişeyi ve heyetlerle yapılan görüşmelerden duyduğu ümidi ifade ettiğini söyledi.
Alınak, “Ben görüşmelerden sonuç çıkmayacağını düşünüyorum. Bence bu görüşmeler bir mutabakat sağlanmadan sonuçlanacak. Böyle olunca seçimden sonra korkunç bir iç savaş başlayacak. Neredeyse tüm il ve ilçelerde halk birbirine girecek, evlere baskınlar düzenlenecek, devlet kurumları ve medya merkezleri bombalanacak, içeridekiler katledilecek, yollar kesilecek, medyatik kişilere karşı suikastlar yapılacak, sokaklar, alanlar birer ceset tarlasına dönüşecek. Böyle bir durumda bir iç müdahale olmasından endişe ediyorum. O zaman Başbakan Yassıada ya da İmralı’ya hapsedilebilir, farkında değil. Öcalan’ın talepleri yerine getirilmeyecek talepler değil. Bu nedenle hükümet en azından bir açıklama yapmalı” dedi. Alınak Başbakan ile Öcalan arasında aracı olmak istediğini söyledi.

Ancak hala ümit var.
Bu bir felaket senaryosu değil, alevleri yüzümüzü yakmaya başlayan ölümcül bir yangını haber vermedir. Ya “Elle gelen düğün bayram” deyip kan cehennemine yolculuk yapacağız ya da sivil mücadeleyi doruklaştırıp kardeşçe yaşayacağımız mutlu ve özgür bir hayata yelken açacağız. Tercih sizin.”


Abdullah Öcalan ’ın kendisiyle görüşmeye giden kardeşi Mehmet Öcalan ’a bir notla birlikte
"Burası çok hassastır.Görüşe çıkmamız uygun değildir." dediği günden bu yana yaşanan süreçten Mit’ teki depreme kadar yaşananlar  oldukça düşündürücüdür.


Alınak’ın dediği gibi, “tercih sizin”, hepimizin; ya birilerinin fitilini ateşlediği yangında yanacağız, can havliyle yakmak zorunda kalacağız,  Çözümün adı bahar da olsa, yangın da olsa…
Evet; tercih sizin, hepimizin…




YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star