Ercan AKKAR

KOMŞUDAKİ SAVAŞLAR VE İÇERİYE YANSIMALARI…


Ercan AKKAR
17 Ekim 2016 Pazartesi 14:11

Suriye’deki acımasız savaş sarmalı yıllardır devam ediyor. Artık neresi kimin eline geçti, kimin neyin peşinde olduğu o kadar önemini yitirdi ki, neredeyse her şey rutine dönüştü. Çünkü bir ülke baştan sona yerle bir olmuş ve ölen insan sayısının çetelesi bile tutulamaz bir hal almış durumda…

Şimdi aynı şeyler Irak için konuşulmaya başlandı. Irak’ın bu konuda kötü tecrübeleri var tabi ki… Hem İran’la yıllarca süren savaşta, hem de Saddam’ın devrilmesi için başlatılan ve ardından da iç savaşa dönüşen süreçlerde ülkede taş üzerinde taş kalmazken, milyonun üzerinde insanda savaş kurbanı olmuştu.

Irak bu kez Musul’un IŞİD’ten kurtarılması için startı verilen operasyonla gündemde… Günlerdir operasyona kimler katılacak, kimler katılmayacak tartışmaları devam ederken operasyonun savaşa, savaşında bir mezhep çatışmasına dönüşme ihtimali orta yerde duruyor.

En kötü komplo teorisi ise bölgenin iki güçlü ülkesi Türkiye ile İran arasında olası bir savaş yaşanma ihtimali ve bu ihtimalin olasılık dışı görünmeyişi. Olası bir mezhep çatışmasının savaşa dönüşmesi ile Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar’ın oluşturduğu Sünni blok ile İran’ın başını çektiği Şii gruplar arasında bölgesel bir savaşın patlak vermesi olasılık dışı görünmediği gibi, bunu tetikleyecek dış güçlerin yanı sıra, iç politikalar da toplumlara empoze edilmeye çalışılıyor.

Denecek ki, Suriye ve Irak’ın başında diktatörler vardı ve halende var. Zaten tehlikeli olanda bu ya… Diktatörler, kaybedince arkasında tufan kopartır, ‘ben yoksam hiç kimse olmasın’ mantık dışılığı ile hareket ederler. Bölgedeki birçok ülkeyi yönetenin, bu mantık dışılık ve düşüncede olduğunu düşündüğümüz taktirde en kötü komplo teorisinin dahi olasılık dahilinde olduğunu söyleyebiliriz.

Komşuda yaşanan savaşlar direk olarak Türkiye’yi özellikle de yıllardır bölgeyi etkiliyor. Tüm bunlara içeride yaşadığımız 15 Temmuz darbe girişimi, FETÖ/PDY’yi devletin içinden söküp atmak için ilan edilen Olağanüstü Hal ve Kanun Hükmündeki Kararnameler, politik gerilimler, çatışmalı süreç, bombalı saldırılar, son günlerde artan siyasi cinayetler ve de yeniden alevlenen başkanlık tartışmaları gölgesinde seçim tartışmaları…

Seçim nereden çıktı demeyin. Birkaç gün önce A&G Araştırma Şirketinin son anketi yayımlandı. Şirkete göre, AK Parti'nin oy oranı yüzde 54.6 çıktı. A&G’nin anketinde CHP’nin oy oranı yüzde 24,8, MHP’nin oy oranı yüzde 12 ve HDP’nin oy oranı ise 7,9 olarak açıklandı.

Bu ankete, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin AK Parti kurmaylarının başlattığı başkanlık tartışmalarını destekler nitelikteki açıklamaları eklenince başkanlık, referandum ve hatta genel ve yerel seçimler dahi gündemin üst sırasına oturdu.

Bunlara ana muhalefet partisi CHP ile MHP’nin ‘AKP’nin yedek lastiği’ tartışmasıyla başlayan ve ‘don lastiği’ tartışmasına dönüşen seviye düşüklüğü,  AK Parti’nin ekmeğine yağ sürdü. Durum böyle olunca da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, uzun süre izlediği tartışmaya, ‘Milletim başkanlık sistemi diyor. Ben de diyorum ki millete götürelim. Milletim 'evet' diyorsa 'hayırlı olsun' diyelim’ ifadesini kullanarak katıldı.

Komşularımızda yıllardır savaşlar sürüyor. Bu savaşlar her yönüyle içeriyi etkiliyor. Etkilememesi de mümkün değil. Emperyalist güçlerin ise, bölgedeki zenginliklerle ilgili hesapları farklı şekil ve pozisyonlarda devam ediyor ve edecekte. Dolayısıyla komşudaki savaşların içeriye yansımaları da sürecektir. Son söz savaşın kazananı olmadı, bundan sonra da olmayacaktır.

HANİFEYİ KEŞFETTİM…

Olağanüstü Hal ilan edildikten sonra FETÖ/PDY’ye yönelik temizleme operasyonları kapsamında örgütün yazılı ve görsel medyadaki gücü bertaraf edildi. Daha sonra farklı televizyon ve radyo kanalları da kapatıldı. Birçok gazeteci işsiz kaldı. Aslında iyi de oldu.

Çünkü bu yayın organlarının kapatılmasıyla, daha önce izlemediğimiz birçok televizyon ve radyo kanalını keşfetme imkanı bulduk. Mesela her televizyon kanalındaki evlilik programlarını fark ettik. Bu programları izledikten sonra neler kaçırmışız neler diye hayıflanıyor insan doğrusu.

Meğerse bizim ekol olmuş gelin adayımız Hanife’miz varmış. Rakip televizyon reyting düşüşünü engellemek için yeni Hanife türetmiş. Bunlarda yetmemiş gibi eski damat adaylarından Caner tekrar ekranlara dönmüş. Hatta hatta bu programlar birbirlerinin izleyicisini bile transfer ediyormuş. Daha neler neler. Bu kadar kısa sürede bunları merakla izledim. Bundan sonra yeni şeyler öğrenince sizlerle paylaşırım elbette.

Yazımı 2 gazeteci arkadaşımla birlikte bir haberden dolayı yargılandığımız davadan beraat ettiğimiz haberini vererek bitirmek istiyorum. Çok sıradan bir haber nedeniyle yargılanmak acı gelse de, bu süreçte meslekte 25 yılımı doldurmama rağmen mesleki dayanışma görmemek daha acı geldi.

Sevgiyle kalın


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık