Adalet YILDIRIM

KPSS’DE TORPİL VE OSMANLICA...


Adalet YILDIRIM
23 Aralık 2014 Salı 16:06

KPSS’yi hemen hemen hepimiz üç aşağı beş yukarı biliriz, açılımı ‘’Kamu personeli seçme sınavı’’ ; bu sınav hayatımıza ilkin 17 Ekim 1999 tarihinde girdi. Bu sınavı bu denli önemli kılan şeyde, sınava girenler başarılı olduktan sonra devlete memur olma şansı elde etmeleri. Burada KPSS ile ilgili uzun bilgiler vermeyi düşünmüyorum, bunu başka bir yazımda tüm detaylarıyla sizlerle paylaşacağım. Benim değinmek istediğim KPSS ile ilgili CHP’den gelen torpil iddiaları.

 

CHP Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç, KPSS’de torpil olduğunu iddia edip, AKP’li milletvekillerin ve bakanların akrabalarının KPSS’yi kazanmamalarına rağmen ‘’valilik özel kalem müdürlükleri’’ aracılığıyla bu kişilerin önce devlete memur yapıldığı, daha sonrada maaşı daha yüksek kurumlara tayin edildiğini söyledi. Koç, 85 kişilik bir listede açıkladı. Bu kişiler; Cemil Çiçek’in oğlu Ahmet Çağrı Çiçek, Efkan Ala’nın kızı Elif Ala, Fatma Şahin’in erkek kardeşi Ünal Kıymık vs. vs. liste bu şekilde uzayıp gidiyor.

 

Bütün bunlar yaşanırken, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’tan bazı çevrelerce ‘’itiraf’’ denilecek bir açıklama geldi. Arınç,  TBMM kürsüsünden CHP'nin 'torpil' iddialarına yanıt verirken, "Burada oturan bazı bakan arkadaşlarım oğlum için kadro teklif etti kabul etmedim." Böyle bir durumda ne denilir bilemedim şimdi. Ama bazen bazı mevkilerde bazı kişilerin niteliklerine bakıp da bu adamlar nasıl buralara geldi, demekten kendimizi alamıyoruz.

 

KPSS gerçekten çok zor bir sınav, bu sınavda başarılı olmak için çok gayret sarf etmek lazım. Birde beli bir yaştan sonra bu sınava girildiğini düşünürsek iş baya zorlaşıyor. Çünkü insanlar yaş olarak büyüdükçe sorumlukları da büyüyor. Birçok insan KPSS’yi kazanamadığı için hayatına yön bile veremiyor. Yaklaşık 12 yılını orta öğretim okumak için vereceksin oda yetmiyormuş gibi YGS/LYS gibi zor sınavlara gireceksin, aldığını puanlar doğrultusunda tercih yapacaksın, üniversiteye yerleşirsen 4-5 yılda üniversite okuyacaksın sonra devlete memur olmak içinde KPSS’de yüzde 1,5 (bir buçuk’un) içine girmen lazım. Evet; çünkü yüzde doksansekiz buçuk (yüzde 98,5) eleniyor. CHP’li Koç’un iddia etiği gibi KPSS’de bir torpil söz konusu ise, durumun vahametini siz düşünü artık. KPSS’nin çıkış amacı torpile engel olmaktı, bugün geldiği nokta ise, bu ne yazık ki…

 

OSMANLICA

 

Son günlerin bir diğer tartışma konusu da, hükümetin Osmanlıca’nın tüm liselerde seçmeli ders olarak verileceği yönündeki kararla ilgili tartışmalar. Osmanlıca başka dil mi?, yoksa eski Türkçe mi ?, yoksa Arapça harflerle yazılmış Türkçe mi?, bu herkesim tarafından uzun uzun tartışıldı. Bütün bunlar yaşanırken, bir şey daha öğrendik meğer ne çok Osmanlıca öğretmenimiz varmış. Evet; yanlış duymadınız Osmanlıca öğretmeni; şimdi bu nereden çıktı diyeceksiniz, hiçbir üniversitenin bünyesinde böyle bir öğretmenlik duymadı ki mezunu olsun. Doğru Osmanlıca öğretmeni diye bir şey yok zaten…

 

Üniversitelerin Eğitim Fakülteleri bünyesinde bulunan Türk Dilli ve Edebiyatı Öğretmenliği ve Tarih Öğretmenliği bölümleri ya da Fen Edebiyat Fakülteleri bünyesinde bulunan Türk Dilli ve Edebiyatı veya Tarih mezunlarının  müfredatlarında  Osmanlıca dersleri var. Bu kişiler Osmanlıca öğretmeni falan değiller, birkaç kişiyi çıkar, Osmanlıca öğretmeni olduklarını söyleyen kişiler kendileri iki kelime Osmanlıca konuşamazlar.

 

Yukarıda KPSS’nin ne kadar zor bir sınav olduğuna değinmiştim. Sınavın zorluğunda olsa gerek, diğer yandan yıllardır işsiz oldukları için yukarıda değindim bölümlerin bir kısım mezunu bir anda Osmanlıca öğretmeni oluverdi. Daha nerede mezun olduğunu bile bilmeyenler, Osmanlıca gibi zor bir dili nasıl öğretecekler.

 

Bazı kurs yerleri de hemen kolları sıvayıp ‘’15 dakikada Osmanlıca öğretme’’ sloganlarıyla öğrenci toplama derdine düştüler. Başta İlber Ortaylı olmak üzere birçok uzman Osmanlıca’nın tüm liselerde zorunlu seçmeli ders olmasının gerekli olmadığını, ama bazı bölümler de Osmanlılar’dan kalan kaynakları incelemek için uzman kişilerin yetiştirilebileceğini söylediler. İlber Ortaylı ‘’81 ilde 81 Osmanlıca konuşacak öğretmen bulamazsınız’’ derken konuya bakışını dile getirdi.

Tüm bunlar yaşanırken HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ‘’ben çocuğumu Osmanlıca dersine koymam ‘’ dedi. Benzer bir açıklama da CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Akgül’den geldi.

Hükümetin kanadının konuyla ilgili en büyük dayanağı, yeni neslin Osmanlıca bilmediği için ecdadını da bilmediğini ve milli şuurdan uzaklaştıklarını, bu nedenle de Osmanlıca’nın gerekliliğine dikkat çektiler. Elbette ki yeni neslin kendi atalarını bilmesi lazım… İsteyen Osmanlıca öğrensin ya da çocuğuna öğretsin, ama zorunlu olması pek doğru değil. Çünkü Türkiye’de yaklaşık 20-25 milyon Kürt yaşadığı varsayılıyor. Devlete vergi veren, askerlik yapan her türlü vatandaşlık ödevini yapan Kürtlerin de kendi ana dillerini öğrenmeye hakları olması gerekmiyor mu?. Yalnız Kürtler de değil, Lazların, Çerkezlerin, Arapların, Gürcülerin kısaca her kesin ana dil ve ecdadının dilini bilmesine hakkı var.

Osmanlıca tartışması yapılırken; Osmanlıca’nın Arapça, Farsça ve Türkçe’nin birleşiminden meydana geldiği de söyleniyor. Halbuki Osmanlıca’da birçok kelime de Kürtçe’dir. Geçen yıl TV’de yayınlanan Muhteşem Yüz Yıl adlı diziyi birçok kişi hatırlayacaktır. Başkente ne diyorlardı ‘’Paytaht’’ , Bu Kürtçe de hala kullanılıyor.  Ya da günümüzde Türkiye’de bakana denk gelen kelime Vezir, bu liste uzar gider.

Eğer ki, Osmanlıca zorunlu ders olursa, bu durumda en çok batıdaki öğrenciler zorlanacak.  Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki öğrencilerin büyük bir kısmı Kürtçe, Arapça, Süryanice veya Zazaca dillerinden en az birini biliyor. Arapça harflerin zorluğundan da bahsediliyor. Bu konuda da Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki öğrenciler, yine karlı çıkacaklar. Özelikle Kürt ve Arap kökenliler. Neden mi? Çünkü Suriye, Irak ve İran Arap alfabesini kullanıyorlar. İlerde şartlar değiştiğinde Türkiye’deki Kürtler ve Araplar kendi akrabalarıyla gerek sözlü olarak, gerek yazılı olarak çok daha iyi iletişim kuracaklardır.

Türkiye’de Osmanlıca tartışmaları yaşanırken, Irak’ın Kürt Bölgesinde Mesud Barzani Kürtçe’nin yanı sıra Arapça, Türkmence, Süryanice ve Ermeniceyi de yasal olarak resmi dil olarak kabul etti. Bunu yaparken; Türkmenler için ‘bunlar göçebe Kürtlerdir, çadırda yaşadıkları için çadır kurarken tak tuk sesler çıkardılar, bunlar tak tuk Kürtlerdir’ demedi. Ayrıca öyle bir zamanda yaptı ki, bütün Dünya’nın başına bela olan bir çeteyle birçok cephe de fiili savaş yaşadığı bir dönemde… Bu konuyu ne ‘iç güvenlik’ sorunu, ne de dış güvenlik sorununu da yapmadı. Demek ki, isteyince oluyormuş.

Irak’ın Kürt Bölgesi’nde böylesine insancıl ve cesur bir durum yaşanırken, Türk medyasında bu demokratik adım çok cılız bir şekilde yer aldı. Sadece Kürtlere yakın yayın yapan birkaç kanalda konuya değinildi. 

 

 

 

 


YORUMLAR
  • yorum2014-12-24 11:49:27Ahmet Salık

    Adalet hocam kaleminize sağlık. Bugünkü Türkçeyi konuşamayanlar, kalkmışlar Osmanlıca konuşacaklar. Önce hak hukuktan bahsedenler, şu torpili kaldırsınlar. Günahtır ayıptır. başkasının hakkını yemesinler.

Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star