Şeyhmus İDRİSOĞLU

KRİZ ÇÖZÜMÜ


Şeyhmus İDRİSOĞLU
6 Kasım 2012 Salı 14:20

Hükümetin yılardır halka yutturduğu "ekonomik kriz yok" hikâyeleri sonucunda çaresiz kalınca, arkası arkasına tüm kalemlerde vergileri arttırdı. Buna ek olarak akaryakıttan sigara ve içkiye kadar pek çok tüketim malına da zam yapmaktan geri kalmadı. Sanayide ve hanelerde halkın olmasa olmazı doğal gaza gelen zam kışın daha da zorlu geçeceğinin habercisi oldu.

İşçisini, köylüsünü, halkın tüm ücretli çalışanlarını ağır bir sefalet ve yoksulluk içine atan hükümet sözcüleri insanların gözlerine bakarak; "her şeyin güzel gittiğini" nasıl söyleyebilirler, anlaşılır gibi değil.

Ülkede bir yandan savaş tamtamları çalarken öte yandan cezaevlerinde bedenlerini ölüme yatıran insanları yok saymalar nereye kadar gidecek, kestirmek zor.

Hükümeti bütçe açığını bahane etiği zamların ana sebebinin; güvenlik ve savaş malzemeleri alımına son iki ayda sekiz yüz milyon liraya yakın para harcanmış olmasının sonucunda olduğunu neden halkıyla paylaşmadığını sorgulamak lazım. Türkiye devletinin giderlerinin hangi kalemde artmış olduğunu böylece öğrenmiş oluyoruz.

Artan devlet harcamalarının önüne geçmenin yolu var mı? Başka bir ifadeyle devlet bütçesini düzeltmenin yolu var mı? Var tabi ki.

Yanıtlamak için devletin tanımını yapmamız lazım. Devletin egemen sınıfın çoğunluğun üzerindeki bir baskı aracı olduğunu biliyoruz.

Daha ileri giderek, otorite araçlarıdır, polistir, ordudur, zindanlardır, mahkemelerdir, memurlar ordusudur. Halkının boğazına çöküp bir eli Ceplerini boşaltarak ülkedeki hantal bürokrasiye ve yandaşlarına peşkeş çekerek bir şekilde susturmaktır.

İşte bundan dolayıdır ki, vergiye yönelik bir saldırı veya eleştiri hükümeti emziren memeye, kapitalist egemenliğin bekçilerinin ceplerine saldırı olur ki bu, devlet tarafından affedilmez. İşte o zaman "devlet düşmanı" deyip ordusu, polisi, mahkemeleri devreye girer.

Peki devletin ekonomik olarak ayakta kalmasının yolu nedir; diye sorarsak yanıtlamak için ekonomist olmaya gerek yok. Yeni bir anayasayla burjuva toplumundan uzaklaşarak kendi halkıyla barışık, paylaşımcı, eşit ve her alanda özgürlükler veren bir yaşam vaat ederek.

Peki sonucu ne olur?

Savaşa şimdiye kadar ayrılan 400 milyar dolar gibi bir para halkın cebinde kalacak, yirmili yaşlardaki gencecik çocukların cenazeleri yerine büyük bir iş gücü sağlanmış olacak. Ülkedeki kaosun bitmesi demek koca bir hantal ordunun küçülmesi ve az bürokrasiyle ülke yönetimi demektir.

Ekonomik krizin önlemenin bir yolu da budur. Hükümet bunları yapmadığına göre bundan sonra ne yapacak?

Açığın gidermenin yolu ahmak olmayan tekelci sermaye sahiplerinin sırtına vergi yükleyerek almak olmadığına göre kimin cebinden çıkacak?

Her zaman olduğu gibi ezilen çoğunluğun temel ihtiyaçları olan akaryakıttan doğal gaza kadar tüm ürünlere yapılacak zamlardan sağlanacaktır. Halktan alınan bu paraların halka dönüşümü nasıl olacak?

Söyleyeyim;

Savaş uçakları! Tanklar! Ağır makineli silahlar! Polislerimizin kullanımına biber gazı! Mahkumlarımıza F tipi cezaevleri tesis edilecektir!


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık