Şeyhmus İDRİSOĞLU

KÜRT KADININA SELAM OLSUN


Şeyhmus İDRİSOĞLU
6 Mart 2013 Çarşamba 04:01

Dünya Emekçi kadınlar gününün 103’üncüsünü kutlama hazırlıkları tam gaz devam ediyor. Konferanslar, sergiler, gösteriler arasında unutulan kayıp analarına rağmen bir “”kutlama” söz konusu. Bin bir emekle yetiştirdikleri evlatlarının cesedine bile ulaşamayan kadınlarımızın yüzüne bakmaya utanmadan “yaşasın 8 mart” çığlıkları atacağız yine.


1910 yılından bu yana tüm dünyada kabul edilen kadınlar günü, özgürlük ve eşitlik arayışının sembolü olarak kutlanıyor.
Ne yazık ki 103 yıllık mücadeleye rağmen kadın sorunu olanca ağırlığıyla devam ediyor. Tabii ki erkek egemen zihniyetinin ve kapitalist sistemin hesabına gelmektedir. Onlara her zaman ucuz işçi gözüyle bakılmaktadır. Erkek kendi ayrıcalığını korumak için kadınların verdiği özgürlük mücadelesine karşı direnmeye ve erkek egemen sınıfı, gerici değer yargıları içinde ve köle olarak görmek istediği kadına her açıdan cehennem hayatı yaşatmaya devam ediyor.

Emekçi kadın işten eve geldiğinde bu kez evdeki iş, çocuk bakımı arkasından kocanın istekleri ve kimi zaman da şiddete direnmek zorunda kalıyor.
Birleşmiş Milletler ve Af Örgütü verileri kadına yönelik şiddetin ve ayrımcılığın dehşet verici oranda arttığına işaret ediyor. Buna göre 150 ile 200 milyon kadının demografik olarak akıbeti bile bilinmiyor.
Ayrıca verilere göre her yıl 700 bin ile 4 milyon arasındaki kadın fuhuşa zorlanıyor. Cinsel kölelik düzeninden elde edilen gelirin yılda on iki milyar doları aştığı iddia ediliyor.
Üç kadından biri şiddete, biri tecavüze, biri de herhangi bir şekilde kötü davranışa maruz kalıyor. Her yıl dünyada 5 bini aşkın kadın öldürülüyor. Dinsel nedenlerden ötürü yılda iki milyondan fazla kadınsa isteği dışında sünnet ediliyor.


Dünyada tüm emekçi kadınlar bir şekilde erkek egemen toplum tarafından eziliyor ama doğuda yaşayan Kürt kadınları ne durumda yeterince araştırma yapılmıyor. Kürt erkek egemen sistemi çok daha güçlü ve etkili olduğu için kimse konuyla ciddi manada ilgilenmiyor ve Kürt kadınının dramı da hasıraltı ediliyor.
Doğuda istatistik yapmak zor olmalı. Kaçının para karşılığı çocuk yaşta köle gibi satıldığı, kaçının ensest ilişkiye zorlandığı, kaçının erkek arkadaşlığı gibi nedenlerden ötürü öldürüldüğü, kaçının töre kararıyla intihara sürüklendiğini tam olarak bilmek mümkün değil


Türkiye’de Kürt kadınının özgürleşme mücadelesini Kürt erkek egemen sınıfı hep engelleyip baskı kurarsa bölgede yaşayan kadın toplum üzerinde nasıl etkili olabilir ve özgürlük mücadelesine katkıda bulunabilir?
Elimizde kesin veriler yok ama kadınlara yaşatılan vahşet biliniyor. Yüzlerce kadının intihar ettiği, yine yüzlerce töre cinayetinin kurbanı olduğu söyleniyor ve Kürt toplumu hiçbir şey olmamış gibi bu utançla yaşamaya devam ediyor.
Kürt kadını hayatını birleştireceği erkeği özgürce seçemediği gibi‘Başlık parası’ veya kan ve aşiret bağı gibi ilkel yöntemlerle istemediği biriyle zorla evlendiriliyor.
Erkekler erkek çocuk doğurmadığı veya tarlada iyi çalışamadığı bahanesiyle 2. eş alma hakkını kendinde buluyor. Ne yazık ki çoğu, bebeğin erkek olmasını sağlayan y kromozomunun kendisinden gönderildiğini bilmiyor!
Kürt erkeği demokrasi mücadelesi verirken kendi özgürlük anlayışında maalesef kadın haklarını içermiyor bu bir çelişki değil midir? Bu nasıl özgürlük ve demokrasi mücadelesi diye sormazlar mı adama? Kadının özgürleşmesi meselesine gelindiğinde sistemle bir olup tüm kapıları kapatıp tepkilerini gösteriyorlar.
Bunun yanında erkeğin neden olduğu cinsiyetçi baskının son bulması, erkeğin kadının iradesini tanıması ve ona saygılı olması da gerekiyor.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dünyada olduğu gibi ülkemizde de baskı ve şiddetin son bulduğu hayatın her alanında eşit olunduğu bir gün olarak kutlansın temennisiyle…


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık