Ercan AKKAR

KÜRT SİYASETİ GERİLİYOR MU?


Ercan AKKAR
3 Ekim 2016 Pazartesi 18:02

Kürtler ve Kürt siyaseti, Suriye’deki iç savaşla birlikte hem bölgede, hem dünya genelinde yükselişe geçmiş, özellikle Suriye’de yaptıklarıyla büyük sempati kazanmış, doğal olarak bunun yarattığı atmosfer, dünyanın her yerindeki Kürtleri ve dolayısıyla Kürt siyasetini direk olarak etkilemiştir.

Aslında yakın tarihe baktığımızda Kürtlerin en büyük kazanımı ilk olarak Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesiyle başlayan Körfez Savaşı sonrası elde edildi. Irak Federal Cumhuriyeti'ne bağlı olarak Kürdistan Bölgesel Yönetimi veya Irak Kürdistan Bölgesi kuruldu.

Bu tabloya baktığımızda Irak’taki Kürtler bağımsızlığa, Suriye’deki Kürtler ise federatif yapıya doğru kesin olarak gider demek her halde kısa vadede pek mümkün görünmüyor kanımca. Çünkü bunu sadece Kürtler veya Kürt siyasetçiler belirlemeyecek elbette. Bunda küresel ve bölge güçlerinin etkisinin yanı sıra Ortadoğu’nun o kaygan zeminini göz ardı etmemek gerekir.

Fazla derinlere inmeden sadece bir fikir olması amacıyla bu girişi yaptıktan sonra asıl meselemiz olan Türkiye’deki Kürt siyasetinin geldiği duruma bir göz atalım. İran, Irak, Suriye’de olduğu gibi Türkiye’de de birçok Kürt siyasi parti ve hareketi bulunuyor. Ancak, diğerlerinin affına sığınarak Halkın Emek Partisi (HEP) ile başlayan Halkların Demokrasi Partisi (HDP) ile devam eden en büyük Kürt siyasi partisine bir bakalım.

1990'da Halkın Emek Partisi'yle başlayan serüven Özgürlük ve Demokrasi Partisi, Demokrasi Partisi, Halkın Demokrasi Partisi, Demokratik Halk Partisi, Özgür Parti, Demokratik Toplum Partisi, Barış ve Demokrasi Partisi, şimdilerde Demokratik Bölgeler Partisi ve Halkların Demokrasi Partisi olarak devam ediyor.

Kürt siyasal hareketi, 26 yıllık bu serüvende birçok badire atlattı, birçok bedel ödedi, sayısız siyasetçi geldi-geçti. Fakat bu siyasi hareket, devraldığı gelenekle gerek yerel seçimlerde, gerekse genel seçimlerde hep üzerine koyarak bugünlere geldi.

Halkın Emek Partisi 1991’de yapılan genel seçimlerde Sosyaldemokrat Halkçı Parti listesinde 18 milletvekili ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girmeyi başardı.

1993 yılında Sosyaldemokrat Halkçı Parti'den 8, bağımsızlardan 2, Anavatan Partisi, Doğru Yol Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi ve Demokratik Sol Parti’den de birer belediye başkanı, kapatılan Halkın Emek Partisi’nin yerine kurulan Demokrasi Partisi’ne geçti ve böylece Kürtler yerel yönetimlerde de söz sahibi oldu.

Bu kısa hatırlatmadan sonra, Kürt siyasetinin 2014 yerel seçiminde 3’ü büyükşehir 8 il olmak üzere 103 belediye, 2015 yılı 7 Haziran tarihinde yapılan genel seçimlerin de ise yüzde 10 seçim barajını yüzde 13.1 ile aşarak Meclis’e 80 milletvekili ile girdiğini görüyoruz. Bu da Kürt siyaseti açısında 26 yılın en parlak ve zirve dönemi oldu. Tabi bu tablo 1 Kasım 2015’de yenilenen genel seçimle düşüşe geçti. Bu seçimde hem baraj zor geçildi, hem de milletvekili sayısı 59’a geriledi. Şu anda önümüzde başka bir veri yok. En azından bir dahaki yerel ve genel seçimi beklemek zorundayız. Ama son dönemlere baktığımızda durum Kürt siyaseti açısından hiç de parlak görünmüyor.

Bunun birçok nedeni bulunuyor tabi ki… Ama somut olanlardan bahsedecek olursak;

-Yeni politika geliştirememek veya politikalarını anlatacak kitle iletişim aracı bulamamak.

-Bölgede kazılan hendeklerle birlikte birçok yerleşim alanında yaşanan çatışmalar ve ölümler.

-Bazı yerel yöneticilerin halkın arasına girmeyerek makam belediyeciliği yapmaya başlamaları.

-Yine bazı yerel yöneticilerin, günlük hizmetleri dahi yerine getirmekten aciz olmaları.

-Son dönemlerde siyasette parçalanmışlık görüntüsü vermeleri… Mesela Altan Tan ile Kadri Yıldırım gibi muhafazakar milletvekillerinin parti içi muhalefeti yüksek sesle dillendirmeleri. Ya da Adil Zozan’i gibi önceki dönem milletvekillerinin,muhalif  vekillerle birlikte yeni bir parti arayışı.

-Sokağa çıkma yasakları halen devam ediyor. PKK ile güvenlik güçleri arasındaki çatışmalar her geçen gün şiddetini daha çok arttırıyor.

-15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL ve Kanun Hükmündeki Kararnameler ile belediyelere kayyum atanıyor ve önümüzdeki süreçte daha fazla belediyeye kayyum atanacağı görünüyor.

 -En önemlisi de genelleme yapmamakla birlikte bir-iki dönem seçilen yerel yönetici ve milletvekilinin çok eleştirdikleri diğer partilerde olduğu gibi koltuklarına sıkı sıkıya sarılmalarını sayabiliriz.

Tüm bunların yanı sıra Suriye’deki savaş kızışıyor ve savaşın Irak’a sıçrama riski bulunuyor. Gerek Amerika Birleşik Devletleri, gerek Rusya, gerekse Avrupa Birliği ülkeleri bölgede çıkarları doğrultusunda satranç oyununda en iyi hamleyi yapma peşinde. Bunlara baktığımızda bir tıkanıklık ve gerileme içinde olan Türkiye’deki Kürt siyasal hareketi, bu durumdan nasıl çıkacak veya daha mı geriye gidecek. Hep beraber göreceğiz. 

Sevgiyle kalın.


YORUMLAR
  • yorum2016-10-08 01:56:42Gİzem

    Ercan bey çok güzel bir yazı her zaman olduğu gibi.

  • yorum2016-10-05 04:16:15Ez kurda

    Güzel bir yazı muhafazakâr bir Kürdüm hdp-pkk'yı sevmiyorum kurtlar sofrasindayiz bu yüzden bu Coğrafyada kurd bilgi sart

  • yorum2016-10-03 18:24:05Misafir

    Gerçekten dünden bugüne ışık tutan bir yazı olmuş. Kürt siyaseti 90'lı 2000'li yıllarda çok bedel ödedi, çok sıkıntılar çekti ve davayı bugüne getirdi. Ama bugün bazı Kürt siyasiler bunun kıymetini bilmedi veya bilmek istemedi. Vedat Aydınlar, Mehmet Sincarlar canlarını ortaya koydu. Ama Emine Aynalar, Adil Zozaniler bırakıp kaçtı.

Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star