Şeyhmus İDRİSOĞLU

KUTLA (MA)


Şeyhmus İDRİSOĞLU
16 Haziran 2014 Pazartesi 12:48

 



Bir babalar günü daha kutlandı. Kutlama deyince insanın aklına coşkulu abartılar gelse de elbette her evde durum o şekilde değil. Kızımın beni “ babalar günün kutlu olsun babacığım “ diyerek uyandırması kadar yalın kutlamalar da var. Sade oluşu nedeniyle ruhumun okşandığını hissettim. Kızımın varlığı, sağlıklı oluşumuz bile başlı başına kutlama nedeni olmalıydı.
Kaç hanede coşkuyla, kaç hanede acı ve gözyaşıyla karşılandı babalar günü, bilinmez. Belki de pek çok baba günden haberdar olamadı bile. Fransa, İngiltere, İsviçre ya da Amerika’daki babalar günü kutlamalarıyla Afrika ve üçüncü dünya ülkelerindeki babalar günü kutlamaları arasındaki uçurum, trajik ironiyi anlamak için yeterlidir sanırım.
Ayrıca; Buralarda babalar, anneler ya da sevgililer günü gibi özel günlerin hiçbir anlamı olmadığını hepimiz biliyoruz. Kaçımız kaç kez özel bir günde bir şeyler alıp babamızın huzuruna çıkmışız? Uğrayanlar çok, lakin kaçımız bunu anlamlandırıyoruz?
Ülkemiz şartlarına baktığımızda, çoğunluğu yoksul olan halkın küçük bir hediye alamamanın ezikliğiyle belki de göz göze gelmekten bile kaçınarak kutlamaya çalıştıklarını biliyoruz.
Yıllardır süregelen bu kirli savaşta babalarını kaybeden çocukların hangi duygularla babalar gününü kutladıklarını bilen varsa söylesin.
Hangi taraftan olursa olsunlar babaları katledilen, baba sevgisinden yoksun bırakılan çocukların hüznünü birisi anlatsın. Anlamaya çalışsın.
Bir kısmı acılı anneleriyle birlikte babalarının mezarına gidip birer fatiha okuyarak az da olsa teselli bulur. Ama hiç birimiz neden ve niçinleri  soramıyoruz. Kimbilir belki de yanıtı bildiğimizden, sormaya korkuyoruz.
Kimileri bu teselliyle avunurken, kimi evlere ateş düşmüştür. Babalarının bir mezarının bile olmadığını, kimisinin cesetlerinin bile çok görülüp yok edildiğini düşündükçe kahrolmamak mümkün mü? Neticede insan, duyguların temsilcisidir.
Bir de bölgemizde katledilen, daha baharına gelmeden intikam alırcasına infaz edilen çocuklar var... Onların babaları geldi şimdi aklıma. Sabah uyandıklarında yanaklarına öpücük kondurarak, kendi ana dileriyle, ”Bawémın Rojbava te piroz be” ( baba, babalar günün kutlu olsun) demelerini hayal etmişlerdir.
Ama onlar yoktu artık, zalimin zulmü neticesinde vahşîce ciğerlerinden koparılıp alınmalarının acısını ancak yaşayanlar bilir.
3 yaşındaki Fatih Tekin, 7 yaşındaki Enes Ata, 1Oyaşındaki Abdullah Duran
8yaşındaki İsmail Erek, 17 yaşındaki Mahzun Mızrak, 18 yaşındaki Mehmet Akbulut ve daha bilinmeyenler….
Ve daha onlar gibi nice çocuğun babasının gizli gizli ağlayışını hissetmeye çalıştım. Sırf  tüketimi tetikleyip ekonomiyi canlandırma uğruna, bunca insanın acısına saygısız davranan bir ülkede yaşamanın duyarlı insanları aşağılamakla eş anlamlı olduğunu ve bu tip günlerin sunîliğinden utanmamız gerektiğini düşünüyorum.

Şeyhmus idrisoğlu


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star