Adalet YILDIRIM

LYS BİTTİ, TERCİH YARIŞI BAŞLADI


Adalet YILDIRIM
31 Temmuz 2012 Salı 00:34
Bir ÖSYS maratonunu daha iyisiyle, kötüsüyle geride bıraktık ve nihayet beklenen gün çatı geldi. Yani tercih tarihi.. Bundan sonra hayatımız boyunca yapacağımız mesleği seçme yarışı başladı. Öyle ya 12 yıl okula gidildi, yetmedi dershanelere gidildi, maddi durumu iyi olan öğrenciler bunlarla da yetinmedi özel dersler aldı. Şimdi yıllardan beri yapılan onca çalışma, harcama ve emeklerin karşılığı olan sınav sonuçlarına göre aldıkları puanlarla mesleklerini belirlemek hiçte kolay bir karar olmasa gerek.

LYS (Lisans Yerleştirme Sınavı) sonuçların açıklanmasının ardından, 3 Ağustos’a kadar devam edecek olan tercihlere göre, bu yıl ÖSYS’ye (Öğrenci Seçme Yerleştirme Sınavı) giren 2 milyona yakın öğrenciden mevcut kontenjanlara göre 937 bin dolayında öğrenci lisans, ön lisans ve özel yetenekle alınan programlara yerleşirken, ne yazık ki diğerleri dışarıda kalacaklar.

Türkiye’de eğitim ciddi bir sektör haline gelmiş durumda. Dershaneler, özle dersler derken özle üniversiteler hayatımıza giriverdi. Sınavda istediği puanları alamayan ve maddi durum iyi olan öğrenciler ya gelecek vadeden yada hayal ettikleri bölümleri okumak için özel üniversitelere yöneliyorlar.

Bilindiği gibi artık her illimizde devlet üniversitesi mevcut.. Özel üniversiteler gelince gün geçmiyor ki yeni bir özel üniversite açılmasın. Hal böyle olunca hem öğrencilerin, hem de velilerin kafaları karışıyor. Öyle ya bu özle üniversiteler hangi ilde?, Eğitim kaliteleri ne?, öğrenciye nasıl bir kampus ve sosyal yaşam sunuyorlar? Ve en önemlisi ücretleri ne? Daha birçok soru uzayıp gidiyor.

Özel sektörün olmazsa olmazı, pazarlama ve reklamdır. Bu anlamda özel üniversitelerde kendilerini tanıtmak için çeşitli reklam yolarına başvuruyorlar. Başta yazılı ve görsel medya olmak üzere ve teknolojinin getirdiği yeniliklerden  faydalanıyorlar. Ayrıca internette en yaygın kullandıkları bir diğer tanıttım aracıdır.

Gerek devlet, gerekte özel üniversitelerin hemen hemen hepsinin kendi veb sitesi bulunmaktadır. Özel üniversiteler kendilerini daha iyi tanıtmak ve öğrenciyle buluşmak anlamında çok çeşitli tanıtımlar yapmaktadırlar. Bunlara kısaca değinirsek başta çeşitli promosyonlar, tanıtım geceleri, seminerler, üniversiteyi tanıtma gezileri, üniversite tanıtım ofisleri ya da üniversite tanıtım temsilcilikleri gibi liste uzar gider.

Bende uzun yıllardan bu yana bu sektörün içindeyim. Bana ait bölgede tanıtım çalışmaları yaparken gerek rehber öğretmenlerine, gerekse de öğrencilere sadece ama sadece temsil etiğim üniversitenin olanaklarını olabildiğince en doğru ve abartısız anlatırken, bir başka üniversiteyi de asla ve asla karalama gibi aciz olaylara girmedim, bundan sonra da girmem. Zaten pazarlama etiğinde karalama diye bir şey yoktur, var olan olanakları anlatmak vardır.

Gerek yıl içinde, gerekse de tercih yapıldığı bu tarihlerde yaptığım ziyaretlerde rehber hocaların büyük bir kesimi, sıcak hava ve Ramazana rağmen büyük bir öz veriyle canla başla çalışıp öğrencilere yardımcı olmaya çalışıyorlar. Ama maalesef küçük bir kısmı özel üniversitelerle yaptıkları gizli anlaşmalar nedeniyle öğrencileri bu üniversitelere yönlendirmeye çalışmaktalar. Bunu yaparken de başka üniversiteleri karalama çabası içine giriyorlar. Yok efendin o üniversitenin denkliği yok, efendim şuyu yok gibi birçok aslı astarı olmayan şeylerle öğrencilerin ve velilerin kafalarını karıştırmaya çalışmaktadırlar.

Tercih tarihlerin devem ettiği bu günlerde gerek öğrenciler, gerek velilerin bana söyledikleri ‘’İşte falanca yerden bize şu üniversitelerin YÖK denkliği yok’’ gibi söylemleri ilk duyduğumda böyle bir şeye inanmak istemedim. Öyle ya ‘’Yeni nesil onların eseri olacaktı’’, ayrıca ‘’Kutsallardı, ana gibi baba gibi’’ yok yok böyle bir şey mümkün değildi olmamalıydı.

Bilindi gibi son yıllarda gençlerin çokca takıldıkları sanat sokaklarına tercih çadırları ya da masaları kurulmakta. İşte tamda böyle bir yerde yukarda bahis ettiğim karalama politikalarına bizzat şahit oldum. Bunu duyunca dondum kaldım, afaladım, önce ne yapacağıma şaşırdım kaldım. Yok ama böyle bir şey karşısında tepkisiz kalınmazdı, kalınmamalıydı. Bunu söyleyenin yanına yaklaştım kendimi tanıtım. Yüzü kızardı, kem küm et. Vicdanı gitmişti ama en azında utanma doygusu hala vardı, neyse buda bir şey. Sonra öğrenci adayına dönerek ÖSYM tercih kılavuzunu göstererek bak evladım şu üniversitelerin hepsinin YÖK DENKLİĞİ var. İnanmazsan YÖK’e telefon açarak yada dilekçe yoluyla sorabilirsin dedim. 

Bu olanlardan sonra bu yazıyı yazmama şart oldu. Hanımlar, beyler meslektaşlarınızın (öğretmenler) büyük bir kısmı canla başla çalışırken siz çalıştığınız kurumun (özel üniversitenin) 3-5 öğrenci sayısın artıracaksınız diye emeklerini heba etme hakkını size kim verdi?. Ya öğrencilerin bunca yıl çalışmaların ve geleceklerin yok sayma hakkını size kim verdi?. Yıllarca yemeden içmeden büyük fedakarlıklarla çocukları iyi bir meslek sahibi olsun diye uğraşan anne-babaların çabalarını boşa çıkarma hakkını kim size verdi?. yapmayın yazıktır, günahtır.

Hazır bu konuya değinmişken yukarıda da bahsettiğim gibi özel üniversite sayısı her geçen gün artıyor. Bununla birlikte bu özel üniversitelerin tanıtım ofisleri veya temsilcilikleri de haliyle açılıyor. Bu temsilciliklerin açılması bence çok güzel bir şey.. Nedeni ise yıllar önce yanlış tercih yapıp kendi alanlarında iş sahibi olamayan birçok kişi en azında iş sahibi oluyor. Ülke geneli içinde iyi bir olgu, işsiz sayısında azda olsa bir azalma oluyor.

Bunları neden yazıyorum çünkü yukarıda bahsettiğim karalama politikalarına yeni başlayan arkadaşların bir kısımda pek hevesli. Tekrar belirtmek isterim ki bu sektörde uzun yıllardır çalışıyorum. Bu süreç içinde bu tarz çalışanlara çok rastladım. Belki o yıl bir iki öğrenci kaydını fazla aldılar, ama sonraki yıl piyasadan yok oldular. Çünkü onları ne öğrenciler, nede çalıştıkları kurumları affetmediler. Benden söylemesi.

Bunca yıl çalıştığım bu sektörde çok şeye tanık oldum. Veliler çocuklarımız okusun istikbal sahibi olsun diye ne fedakarlıklar yapıyorlar. Kim evini sattı, kimi dükkanın sattı ve kimde çok sevdiği arabasını sattı. Kimi bütün yaşamı boyunca çalıştığı işin sonucunda aldığı emekli ikramiyesini verdi. Kimi düğününü bir başka bahara erteledi yada sevdiğinden ebediyen vazgeçti, kardeşi okusun diye. Daha neler neler. Eminim sizlerde bu tarz olaylara şahit olmuşsunuzdur.

Hem çok değil kiminiz 5, kiminiz 10, hadi bilemedin 15 yıl önce sizde bu yollardan geçmediniz mi? Bu yarışta size bu yapılsaydı hoşunuza gider miydi?. Sizi yanıltan birini affeder miydiniz?. İnsan bazen kendisine yapılan kötülükleri affeder ama çocuğuna yapılanı asla etmez. Çünkü insanoğlunun çocuğu doğduktan sonra varlığını hissettikten sonra, bütün planları, hayalleri değişir. Bundan sonra her şey yeni filizlenecek yaşam için yeniden tasarlanır.

Eminim temsilcilik yapanların birçoğu anne veya babadırlar. Böyle bir şey çocuğunuza yapılsa siz kabul eder misiniz?. Etmezsiniz değil mi? Öyleyse sizde başkasının çocuğuna yapmayın. Temsil ettiğiniz üniversitenin imkan ve olanaklarından şüpheliyseniz ki yaptığınız davranış ancak bununla izah edilebilir, o zaman vazgeçin o kurumu temsil etmekten. Tek işinizde değil yani açta kalmasınız nede olsa ek işiniz. 3-5 kuruş daha kazanacaksınız diye ne ruhen nede bedenen bu kadar yıpratmayın kendiniz. Size de yazık(!).

Ha bu arada değerli öğrenciler, sizlerde bir çift lafım var. Uzun yıllar çalıştınız çabaladınız bazılarınız belki hayallerini bir sonraki yıllara erteledi. Önce seneye tekrar sınava girecek olanlar zamanı iyi değerlendirin. Tamam yorucu bir yıl geçirdiniz biraz dinlenin ama bütün bir yazda gezerek tozarak geçirmeyin.. Tabi gezin ama araştırın,  kitap okuyun, gazete okuyun ve kendinizi yetersi gördüğünüz derslere de şimdiden yavaş yavaş çalışmaya başlayın. Zaman denilen kavram çok hızlı, bir bakmışsınız sınav günü geldi çatı. Ayrıca sakın ümitsizliğe kapılmayın daha hiçbir şey kayıp etmediniz. Belki daha iyisi için bir süre ertelediniz o kadar. Unutmayın asıl kaybetmek, sınavları kaybettiğiniz gün değil sınavlara girmeyi bıraktığınız gündür ‘’Taşı delen suyun gücü değil sürekliliğidir’’.

Bu yıl tercih yapacak öğrenciler sizler çok dikkatli olmalısınız. Meslek seçerken annem şu mesleği dedi, babam bu meslek dedi, yok şu meslekte çok para var, yok bu mesleğin KPSS puan çok düşük bunların hepsi geçici. Asıl olan hayatınız buyunca yapacağınız mesleği sevip sevmediğiniz. Eğer kendi istediğiniz ki mutlaka öyle olsun seçtiğiniz bir meleği yaparken, başarılı ve mutlu olursunuz. Dolaysıyla başarılı olduğunuz bir meslekte parada kazanırsınız.

Ben tercih için görüştüğüm öğrencilere hep söylüyorum. Bu sadece iş seçimi değil kişiliğiniz, alışkanlıklarınız, hatta seçeceğiniz eşinizi çoğu kez belirler. Onun için iyi biçin tartın öyle karar verin. Hepinize hayallerinize kavuşma dileğiyle iyi şanslar.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star