Mehmet FARAÇ

Maskeyi indiren neşter!..


Mehmet FARAÇ
23 Şubat 2012 Perşembe 03:18
Antalya’da doktorlar ilk yüz naklini gerçekleştirdiğinde, aklıma yalnızca Büyük Önder’in “Beni Türk hekimlerine emanet ediniz” sözü gelmedi; yüzsüzlük ve çehre arasındaki derin uçurumu da düşündüm!..
Saatler süren o çok önemli operasyonun gerisini pek önemsemedim... “İnanmak başarmanın yarısıdır” özdeyişi var ya; işte irade ve inancı üç sözcükle yansıtan o mesajın Türk doktorlarını da başarıya götüreceğine inandım...
Yüz nakli yapılan Uğur Acar’ın ilk görüntüleri üç gün önce medyaya yansıdığında, ben de gazetelere heyecanla baktım...
Doğrusu en çok yüzü bağışlanan Ahmet Kaya’nın yakınlarının tepkilerini merak etmiştim?.. Gazeteciler, Uğur’un eski ve yeni halini yansıtan fotoğrafları kızına ve ablasına gösterdiğinde nasıl bir tepki vereceklerdi acaba?..
Ahmet Kaya’nın yakınlarının şaşkın ve merhamet dolu tepkilerini televizyondan çok dikkatle izledim?.. Örneğin, “Tıpkı babam!..” diyen kızının, “Kardeşim gibi bakıyor...” diyen ablasının insanı hüzne boğan ilk tepkileri çok düşündürücüydü!..
Bunlar, gerçek çehreli insanların değişen bir yüze yönelik şaşkınlığıydı sadece!..
İkisinin de gözyaşları yapmacık değildi!.. Bakış açısının katıksız gerçeği, suratlardan ve yüreklerden düştü değişen bir çehrenin gelgitlerine!..
Gerçeğin son pozu!..
Peki ya küçük yaşında kaderin yüz kızartan ateşiyle çehresini ve de belki de en önemlisi çevresini kaybeden Uğur’un dünyayı şoke eden ilk tepkisi?..
Çocukken yanmış yüzü operasyonla değiştirilen Uğur’un aynaya ilk bakışında ne gördüğünü ve neler hissettiğini çok düşündüm...
Kimin yüzünü gördü acaba o anda?.. Yaşamın eskilerini bünyesinde barındıran ve hayatın ilginç duraklarını sürekli suratımıza çarpan sinema makinesi; onun gözlerine hangi gerçek görüntüleri yansıttı?..
Perdeye ne düştü gerçek çehrelerden?.. Bir tuhaf fragman mıydı beynin aynasına yansıyan, yoksa sürekli rol değiştiren bir oyuncunun son pozu mu?..
Aynaya yansıyan maskeli bir adamın şaşkın bakışı mıydı, yoksa yüzsüzlüğün yapmacık halleri miydi?..
Mesela, onun yanmış yüzüne sırtını dönenleri anımsadı mı o an?..
Onun kadere bulanmış yanık yüzüyle alay edenleri, korkuyla yanından kaçanları, gözlerini ürkerek kaçıranları hayal etti mi acaba?..
İnsanlığın ve de adamlığın görünüşte değil, yürekte olduğunu anlamayan zavallıların ondan uzaklaşması geldi mi aklına?..
Yüzden yansıyan ‘karakter!..’
Yüz naklinin bence dünyadaki ilk başarılı örneği olan Uğur Acar halen Akdeniz Üniversitesi’nde tedavi altında...
Ben, acaba onun ameliyattan sonraki ilk görünüşü dünya genelinde nasıl yankı bulmuştur diye merak ederken, Vatan gazetesinin sitesi, dış basındaki yorumların çevirisini yayımladı...
Umut ve moral verenleri, evlenmek isteyenleri, desteğini iletenleri bir kenara bırakıyorum... Kimi yorumlar, yüzsüzlükle çehre arasındaki uçurumu anlatması bakımından ilginç mesajlar da içeriyordu...
Bakınız; konu yüzsüzlük ve çehre olunca dünya insanları Uğur’la ilgili gazete haberlerinin altına neler yazmıştı:
- Acar’a bana ne kadar şanslı olduğumu hatırlattığı için çok teşekkür ediyorum. (Lesley/ Glasgow)
- Kendine güven dostum. Ameliyat izlerin geçtiğinde benden bile yakışıklı olacaksın... (Alan/ India Wells)
- Çok cesursun. Umarım kısa sürede iyileşirsin. (Nicole/ İngiltere)
- İnanılmaz bir karakterin var. Geçmiş olsun. (Matt/ Paris)
- Harika olmuşsun adamım. Melekler seninle... (Dee/ ABD)
- Çok dokunaklı. Umarım aradığın mutluluğu yeni yüzünle bulursun. (Meg/ ABD)
- İnanılmaz bir hikaye... Ve sen bu hikayenin cesur başrol oyuncususun. (Zizi/ İngiltere)
- Çok tatlısın. Yeni görünüşün harika olmuş. Bence kalbin de çok güzel olmalı. (Obuma/ Colorado)
Yabancıların tepkileri genellikle hangi sözcüklere sığdırılmış fark ettiniz mi; “Şans”, “Güven”, “Cesaret”, “Karakter”, Kalp” ve “Mutluluk...”
Bence gerisi tamamen hikaye!..
Pudraya vurulmuş şamar!

Antalya’da, Prof. Ömer Özkan ve eşi Yrd. Doç. Özlenen Özkan başkanlığındaki 15 kişilik ekibin yaptığı ilk yüz nakli operasyonu sadece bir tıp başarısını getirmedi gözlerimizin önüne...
Yüzü bağışlanan Ahmet Kaya’nın, insanlığın maskeli suratına attığı şamarın izleri de kaldı geriye!..
Bu müthiş operasyon yalnızca doğuşumuzdan itibaren benliğimizin portresi olan çehremiz konusunda da çok önemli mesajlar verdi...
Yaralansa da, çizilse de, kızarsa da, yansa da gerçek yüzümüzü koruma gerçeği!..
Yoksa; Ömer ve Özlenen Özkan’ın masasına yatırılacak o kadar yüzsüz var ki bu ülkede:
Ağdalı satırların arkasına gizlenen balık suratlı yazar müsveddeleri!..
Yüzü, kalemini takip etmekte güçlük çeken dönek yandaşlar!..
Çıkar çarkında, ihaneti meslek edinen Truva kısrakları!..
Pandomim sanatçılarını bile kıskandıran pudralı maskeliler!..
Ve özellikle de, bir dediği diğerini tutmayan, ikiyüzlü, yalancı siyasetçiler...
Ameliyata o kadar ihtiyacı var ki onların!..
Antalya Tıp Fakültesi yönetimi ve doktorlarını, “çehre” konusunda verdikleri müthiş dersten dolayı yürekten kutluyorum...
Ölüme giderken tüm dünyaya insanlığın gerçek yüzünü miras bırakan Ahmet Kaya’ya rahmet diliyorum...
Kaya Ailesi’nin, insanlığın portesine sundukları merhameti selamlıyorum...
Aynayı yüzüne ilk tuttuğunda, “Bundan iyi olamazdı” diyen Uğur Acar’a ise yüzsüzlüğün çamurda yüzdüğü bu dünyada sağlıklı bir yaşam diliyorum!..
Ne de olsa şöyle demişti o; “Ne olursa olsun ben bu hayatın içindeyim!..”
Yaşamın içinde maskeyle dolaşanlara verilmiş ne kadar güzel bir yanıt değil mi?..
Ne dersiniz; hayatın her alanında gerçek çehrelerini gizleyen bukalemunların hangi yüzü kızarmıştır acaba?..

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık