Mumcunun Faresi


2 Aralık 2011 Cuma 20:33
Hayat bir fırsatlar silsilesidir.
İnsanın yakalayacağı fırsatlar kişinin bakış açısıyla alakalıdır.
Başarıları ve başarısızlıkları da öyle.
Hayat insanı bir yaşa kadar ailesiyle destekler,
Eğer bir yaştan sonra insan kendi sorumluluklarını üzerine alamıyorsa kayıpları başlıyor demektir.
Hayat sizinle bir oyun oynar öyle bir oyundur ki bu,
Hayat size sorar "Akıl mı Para mı?" diye.
Akıl burada büyük balıktır.
Para ise küçük balık.
İnsanlar genelde parayı tercih ederler ve küçük balığın peşine düşerler.
Bu da demektir ki sabahın altısından akşamın dokuzuna kadar haldır haldır bir şeylerin peşinde koşturmak.
Kariyer yapmak ise, daha fazla para demek olacağından;
Aileni,
Sosyal ilişkilerini,
Sevgilerini ve hatta sağlığını ertelemek ve Sürekli çalışmaktır.
Akılı tercih eden insan ise parayı tercih edenleri güden çobandır.
Akıl burada büyük balıktır.
Fikir üretir,
Proje üretir,
Yatırım yapmak için kaynak yaratır,
İstihdam yaratır aklını kullanır ve yolunu bulur.
Para onun için amaç değil araçtır.
Parayı tercih edenleri bu araç vasıtası ile kiralar ve kendine, geleceğine yatırım yapar.
Hayat insana arzu ettiği her şeyi sunar aslında.
Fırsatlar yanımızdan gelip geçerken biz genelde küçük balıklarla meşgul oluyorsak kaybettiklerimiz için hayatı suçlamak büyük haksızlık olur.
Hayatımız yönlendiren tercihlerimizdir.
Şanslarımızı doğuran da.
Hepimize bir büyük balık sunulmuştur
Başarısızlıklarımız yanlış tercihlerimizdir.
Bir Öykü ile bu görüşü açıklayalım.
“Mumcu Sabit Efendi,
Atadan gördüğü mesleği dükkânında devam ettiriyordu.
Akşam olunca her zamanki gibi dükkânını kapayıp evine doğru yollandı. Dedesi mum kralı idi.

Babası kendisinden daha zengindi.
Sabit efendi ise şimdi fakir.
Çünkü Elektrik, Havagazı, Petrol kullanımı arttıkça Sabit Efendi’nin Mum satışları azaldıkça azaldı.
Sabit efendi dükkândan çıktıktan sonra farelerin dükkândaki cümbüşü başladı.
Fareler bir yandan oynaşmaya diğer yandan mumları kemirmeye devam ettiler.
Bekçi Sarman gelince çil yavrusu gibi dağılmak zorunda kaldılar.
Bunların içinden genç bir fare komşu duvarını aşarak yürüdü,
Yürüdü nihayet elektrik dairesine girdi.
Her taraf kablolarla doluydu.
Başladı kemirmeye.
Kemirdikçe hoşuna gitti, hoşuna gittikçe daha çok kemirdi.
Birden bire Beyazıt’tan Fatih’e kadar her yerin elektriği kesildi.
Bir Ramazan Gecesiydi.
Herkes “Mum, Mum! diyerek sokağa fırladı.
Mum bir anda büyük bir çölde bir Bardak Su gibi kıymetlendi.
Sabit efendiyi evinden çağırdılar.
Dükkanının önünde uzun kuyruklar oluştu.
Dükkânda on senedir satılmayan mumlar, yarım saatte tükendi.
Sabit efendinin keyfine diyecek yoktu.
“Garip Kuşun Yuvasını Allah yapar.” diye söylendi ve akşamüstü dükkânı kaparken unuttuğu fare kapanını kurdu, kepenkleri indirip gitti.
Sabahleyin,
Dükkânı açtığında o genç fareyi,
Ağzında Kablo ve Kauçuk kırıntıları dolu olarak kapana yakalanmış buldu.
“Bir düşmandan kurtuldum.” diye sevindi.”
İşte buna benzer, Hayatında herkesin bazen farkında olmadan kapısını çalan fırsatlar vardır.
Bu fırsatlar karşımıza o kadar değişik şekillerde çıkabilir ki,
İnsan kendi bile inanamaz.
Bazen bir sınav, bazen bir arkadaş, bazen bir sevgili, bazen bir kağıt parçası bile olabilir.
Bunu değerlendirmek ise bizim elimizdedir.
Kimisi bunları değerlendirir, bu fırsatı kullanıp hayatını değiştirir.
Kimisi bu fırsatı teper, farkına bile varmaz.
Kaçırdığımız fırsatları unutmamalı ama çokta düşünmemeli,
Gelecek fırsatları ise geri tepmemeliyiz.
Kaçan fırsatları iyi analiz edip daha iyisini elde etmeye çalışmalıyız.
Hatta bu fırsatlar çoğu zaman hayatımızın dönüm noktasını dahi oluşturabilir.
Bu noktada vereceğiniz karar tüm hayatınızı etkileyecektir.
Seçim sizin elinizdedir.
Sözün Özü İse
“Şu Dünyada Nice İnsan Vardır ki, Bu Mumcunun Faresi Gibidir.”

Saygılarımla..

İbrahim Halil Okuyan
İnşaat Yüksek Mühendisi
2.Aralık.2011 Şanlıurfa

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık