Misafir Yazar

Müslüm Yücel/ BAHADDİN DEMİR


Misafir Yazar
24 Temmuz 2015 Cuma 19:48

Kimi insanlar, insanın çocukluğudur. Bahaddin Demir benim çocukluğumun bir parsasıdır. Küçük kardeşi Necmeddin ve yeğeni Selahaddin kardeşten yakın arkadaşlarımdı; bir bakıma birlikte büyüdük, o zamanlar Urfa’da mahalle vardı ve komşuluk ekmek gibi bir şeydi. Kadir kıymet, o zamanlar söz değil, gerçekti.

 

Yirmi seneden fazladır Bahaddin’i görmedim ve sanırım en son belediye seçimleri sırasında karşılaştık, kısa konuştuk, yavaş yavaş kazanacağız dedim, bir kereden kazanmak zor. Oyumu size vermesem kalbim sizinle demişti, anlamıştım, bizim meselemiz onun da çocukluğuydu, gözlerini kapattığı zaman, ordaydı o; ama hayat işte; insanı kalbinden yakalar. Bahaddin bugün, bu bayram günü kalbimden yakaladı beni. Genç ölüm, ne dense bir eksikti.

 

Aklımda ne kadar zorlasam da onun şimdiki hali gelmiyor. Gençliği geliyor, kendi çocukluktan çıkışıma denk gelen Bahaddin’in gençliği. Bazen hava soğuk olurdu ve Bahaddin bizi okula bırakırdı; bazen, hava sıcak olurdu, terlemeyin derdi. Araba kullanmak ona çok yakışırdı. Hatırlarım, beyaz bir arabası vardı ve o bu araba ile ikindiüstü Bahçelievler’de bir tur atardı. Üstünde o zamanlar moda olan Havai resimleriyle bir gömlek vardı; ağaçlar, deniz sahili ve güneş. Duyardık, birini seviyor; oradan geçmek bile bir aşkmış meğer seneler sonra bizde hayatın bu olduğunu anlayacaktık. Mesele oradan geçmek değil, sevdiklerine yakın olmaktı.

 

Sonra okulda kavga ederdik; o zamanlar Bahaddin abimiz ve bir yerde veliden ziyade kefilimiz olurdu; bunlar yapmaz hoca bunlar yapmaz. Bahaddin’in abisi vekildi ama kefil olmanın ne kadar hoş bir duygu olduğunu Bahaddin bize ince bıyıkları altında gülümseyerek hatırlattı hep. Bugün, bu bayram günü insana en gerekli olan şey nedir diye düşündüm. Bahaddin ağabeyin ölümü bu düşüncemi geliştirdi, anladım, sevgi yanındayım diyebilmekti. Ayrı siyasi partiler, ayrı ayrı ekonomik modeller ama bir gerçek de vardı işte, bu da topraktı; aynı toprağın insanları birbirine yanındayım derdi.

 

Genç ölmek! Acı ama bir o kadar da insanı düşündürür. Bundan bir buçuk ay önce oğlum, kardeşim, yeğenim, amcam oğlu Hasan’ı kaybettim; Hasan kırk yaşındaydı. Cenazesine binlerce kişi katıldı, taziyeye halen gelenler var. Genç ölüm insana bir şey söylüyor, diyor ki, tertemizim ve herkes bu temizliğe, bu dürüstlüğü ağlıyor ve sonra bu dürüstlüğe sarılıyor. Bahaddin ağabey, genç öldü. Ailelerin böyle kaderleri var. Genç ölüm, bir ruh gibi sarıyor. Biliyor insan acısı hiçbir acıya benzemez ve kaybın yeri asla doldurulmaz ama mekân cennet olsun demekten başka bir şey de bulamıyor insan.

 

Başa dönüp bağlayacak olursam Bahaddin ağabey bana, bu bayram günü çocuk günlerimi hatırlattı. Sonra ölümü ile ilgili facebook’tan paylaştığı şiiri okudum. Tek konu ölüm ve malın, mülkün geçiciliği idi. İnsan çocukluğuna bakınca ne kadar gülen güzel insanların olduğunu fark ediyor. Şöyle bir etrafımıza bakınca, bunu görmek hiç de zor olmuyor. Şimdi o kadar pişmanım ki Bahaddin ağabey bana telefonu vermişti, ara demişti… Arayamadım, benim bugün erişkin başım, çocuk dünyam, tıpkı yakınlarının kalbi gibi yanıyor.

 

Müslüm YÜCEL


YORUMLAR
  • yorum2015-07-27 14:45:45Hasan Almas

    Bir cevap yazın: ji ruhaye

  • yorum2015-07-25 18:18:50ji ruhaye

    surecten uzak ne sacma yazi bu ya. sen bu yaziyi bahattinin ailesine tziye diyebi mektupla yazsan daha mantikli. ne alaka 24 temmuz gibi bir zamanda boyle bir yazi. ortalik barut. bizde sandik32 kisiden biri bahattin.

Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık