“MÜSLÜMANA HARAMDIR” ÇEŞMESİ.


22 Temmuz 2012 Pazar 20:22
Türk halkı; duyarsızlığı ve unutkanlığı sonucunda kolay idare edilebilmektedir.
Özetle :“Biz Bakar kör bir Toplumuz!..”
Bir toplum nasıl olur da körleşir?..
Nasıl olur da gözlerinin önünde söylenen yalanları,
yapılan alçaklıkları, ihanetleri, islenen cinayetleri göremez?..
Çok basit;
Eyer 75 milyonluk bir ülkede ortalama 3 milyon gazete,
O da okuyucuya rüşvet vererek satılıyorsa,
En çok satılan Gazete “En az okunan Gazete .!!!” ise
Halkın yalnızca yüzde 6.3 u kitap okuyorsa,
“Okumuş İnsan” oranı ilkokul mezuniyetiyle eşdeğer tutuluyorsa o toplum bakar ama göremez!
“Acı ama gerçek!”
Böylesine körleşmiş bir toplum, doğası gereği duyarsızdır. Sonunda mutlaka ama mutlaka sonsuz acılar çekeceği olaylara bile büyük bir vurdumduymazlıkla bakar (Örneğin Suriye ile ilgili 180 derece değişen pozisyonumuz).
Sadece bakar, göremez!..
Bu tur mazoşist toplumlar,
Kendilerini daha rahat kandırabilmek için atasözleri, deyimler bile icat ederler:
“Bana dokunmayan yılan bin yasasın”,
“Pişmiş Aşım, Ağrısız Başım”,
“Gelen Ağam, Giden Paşam...”
Ama o bin yaşayan yılan eninde sonunda dokunur!.. Dokunmakla da kalmaz ezer, yok eder, köleleştirir!..
Ortada ne pişmiş as ne ağrısız baş kalır.
Duyarsız ve kör bir toplumda düşüncelerin iğdiş edilmesi, Milliyetçilik adına,
Tanrı adına insanların acımasızca sömürülmesi “vakayı adliyedendir!..”
Ne yazık ki toplumun büyük bölümü bu durumun farkında bile değildir.
Farkında olanların büyük bolumu ise sinmiş ya da satın alınmıştır.
Geriye kalanlar da zaten bu sistemi sürdürenlerdir!..
Dehşet verici ama gerçek!..

Örnek olarak Cezaevlerindeki duruma bakalım:
Cumhuriyet Halk Partisi Malatya Milletvekili Veli Ağbaba'nın yazılı soru önergesini cevaplayan Adalet Bakanı Ergin,
“Türkiye'de 328 kapalı,
37 açık,
4 çocuk kapalı,
4 kadın kapalı,
1 kadın açık ve 3 çocuk eğitim evi olmak üzere toplam 377 ceza infaz kurumunun olduğunu,
22 ceza infaz kurumunun da inşasına devam edildiğini” söyledi.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin,
Yazılı soru önergesine verdiği cevapta şunları belirtti: "Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı her geçen gün artıyor.
Adalet Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre
2002 yılında cezaevlerinde 69 bin 512 tutuklu ve hükümlü bulunurken,
Bu rakam 2012 yılı Nisan ayında yüzde 90 artarak 132 bin 60'a çıktı.
Cezaevlerinde bulunanların,
95 bin 652'si hükümlü,
36 bin 408'i ise tutuklu durumda."
Özellikle bazı tutuklamalara toplumun belli kesimlerinde tepki olurken birçoğunda sessizlik gözlenmektedir.

Bursa'da zamanında Müslüman bir zat bir Çeşme yaptırmış. Eski adı Yahudilik yol ağzı,
Bugün ki adı Arap Şükrü muhitinde ve
Başına bir kitabe eklemiş,
"Her Kula Helâl, Müslüman Haram"...
Tabii başkent,
Osmanlı karışmış,
Bu nasıl fitnedir diye...
Efendime söyleyeyim,

Gitmişler Kadıya şikâyete,
Yaka paça yakalanmış adam huzura getirilmiş,
Bu nasıl fitnedir,
Dini İslam ahalisi Müslüman olan koca devlette,
Sen kalk hayrattır,
Sebildir diye Çeşme yap,
Ama suyunu Müslümana yasakla...
Olacak iş midir, Nedir sebebi, Aklını mı yitirdin?
Diye çıkışmışlar adama...
Adam müsaade buyurun sebebi vardır,

Lakin ispat ister,
Delil şarttır der...
Kadı kızar:
"Ne delili, Ne ispatı, Sen fitne çıkardın Müslüman ahalinin huzurunu kaçırdın katlin Vaciptir!" der.
Ama bir yandan da merak eder,
Nedir gerekçen diye sorar,
Adam bir tek Sultan´a derim diye cevap verince,
Karışır yine ortalık.
Söz Sultan´a gider,
Adam saraya yaka paça götürülür...
Padişah sinirlenir ama diğer yandan da meraklanır:

"De bakalım ne diyeceksen,
Bu nasıl iştir ki,
Hem çeşmeyi yaparsın,
Hem de her kula helâl,
Bir tek Müslüman haram yazarsın..."
Adam başı önünde: “Delilim vardır, Lâkin ispat ister.”
-Ya dediğin gibi sağlam değilse delilin?
-O zaman hükme kıldan incedir boynum sultanım.
- Eeee
- Sultanım her hangi bir havradan (sinagog´dan) bir rastgele hahamı izahsız yaka paça tutuklayın,

Bir hafta bakın neler olacak..
Dediği yapılmış adamın,

Tüm azınlıklar bir olmuş,
Başlarında Museviler,
"Ne oluyor,
Bu ne zulüm,
Bizim din adamımıza biz kefiliz,
Ne gerekirse söyleyin yapalım,
O masumdur,
Gerekirse kefalet ödeyelim..."
Efendim çevre ülkelerden bile elçiler gelmiş,
Elçiler mektup üstüne mektup getirmiş,
Bir hafta dolunca:

-Sultan´ım artık bırakmak zamanıdır demiş adam.
Haham bırakılmış,
Azınlıklar mutlu,
Bu sefer sultana teşekkürler,
Hediyeler,
Az zaman geçmiş ki adam; “Aynı işi herhangi bir kiliseden bir papaz için yaptırınız sultanım” demiş.
Aynı işlemle,

Aynı usulle bir Papaz derdest edilmiş,
Yaka paça alınmış pazar ayininden,
Aynı tepkiler artarak devam etmiş.
Haftası dolunca da serbest bırakılmış.
Mutluk ve sevinç gösterileri daha bir fazlalaşmış, teşekkürler,
Şükranlar...
Levantenler din adamlarına kavuşmanın mutluluğu ile daha bir sarılmışlar birbirlerine.
Sultan: "Bitti mi?" demiş adama.
- "Sultanım son bir iş kaldı, sonra hüküm zamanıdır izninizle" demiş.
- Şimdi nedir isteğin?
- Efendim başkentimiz Bursa'nın en sevilen,

En sözü dinlenilen,
İtimat edilen âlimini alınız minberinden.
Dedikleri gibi olmuş,

Ulu camiinin imamını, Cuma hutbesinin ortasında almışlar...
Yaka paça götürmüşler...
Ve ne olmuş bilin bakalım?
Bir Allah'ın kulu,

Tek bir olumlu kelâm etmemiş,
Ne oluyor,
Siz ne yapıyorsunuz hiç olmasa vaazı bitene kadar bekleyeydiniz,
Bile dememiş.
Peşinden giden olmamış,
Arayan soran olmamış...
Geçmiş bir hafta,

Nerde imam diye gelen giden olmamış...
Aptal ve cahil bir imam atanmış yerine,
Ne konuştuğunu kulağının duymadığı yobaz cinsinden,
Halk halinden memnun,
Başlamış bir dedikodu,
O geçen hafta derdest edilen Koca Alim için;
-Bizde onu Adam, Hoca bellemiştik,
- Kim bilir ne haltlar etti de tutuklandı...
- Vah vah acırım arkasında kıldığım namazlar...
- Sorma Sorma...
Padişah, kadı ve adam izlemişler olanı biteni,

Padişah;
- Eee ne olacak şimdi.

Adam ;
- Bırakma zamanıdır,

Birde özür dileyip helallik almak lazımdır hocadan
- "Haklısın" demiş Padişah,

Denilenin yapılması için emir buyurmuş ve Adama dönmüş, Adam başı önünde;
- Ey büyük Sultanım,

Siz irade buyurunuz lütfen,
Böylesi Müslümanlara SU HELÂL edilir mi?


Sultan acı acı tebessüm etmiş;
"Hava Bile Haram, Hava Bile..." demiş...


Saygılarımla.

İbrahim Halil Okuyan
İnşaat Yüksek Mühendisi
22.TeMMuz.2012 Şanlıurfa

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık