Ercan AKKAR

MUSUL OPERASYONU VE KÜRTLER…


Ercan AKKAR
10 Ekim 2016 Pazartesi 19:35

Önceki yazımda Suriye’deki savaşın kızıştığını ve Irak’a sıçrama olasılığının yüksek olduğunu belirterek, tüm güçlerin buna göre pozisyon aldığını ifade etmiştim. Nitekim TBMM Genel Kurulu’nda Irak ve Suriye'ye sınır ötesi operasyon konusunda hükümete verilen yetki süresi 30 Ekim 2017'ye kadar uzatılmasına ilişkin Başbakanlık Tezkeresi, HDP’nin dışındaki 3 partinin oylarıyla kabul edildi.

TBMM’den bu kararın geçmesiyle birlikte Irak’taki Türk askerinin varlığı da yoğun bir şekilde tartışılmaya başlandı. Hatta Irak hükümeti, Türkiye’yi Birleşmiş Milletlere resmen şikayet etti. Başta ABD olmak üzere bazı ülkelerde rahatsızlığını alenen dile getirdi yahut belli ettirdi.

Aslında bakarsanız Türk askerinin Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki varlığı yeni bir şey değil. Bu ta ki 1995’li yıllara kadar gidiyor ve bu varlık sadece Başika ile de sınırlı değil. Birden fazla yerde Türk askeri bulunuyor.

Elbette hiçbir ülkenin askeri, başka bir ülkenin topraklarında olmamalı. Hatta tüm insanlık elbirliği ederek, bu tür durumların oluşmadığı bir dünya yaratmalıdır. Fakat bugünkü bireysel ve ülke çıkarları ile kapitalizm denen canavar ne yazık ki buna müsaade etmiyor, bu dünya düzeninde müsaade edeceğe de benzemiyor. Çünkü her gün onlarca insan bu vahşi çarkın dönmesi için yok yere ölüyor.

İşte saydığım tüm bu hamleler, Lozan’da Türkler ile İngilizler arasında itilafa neden olan, bugünde ise Irak Federal Cumhuriyeti ile Kürdistan Bölgesel Yönetimi arasında itilaf konusu olmaya devam eden Musul içindir.

Irak’ın en büyük kentlerinden biri olan Dicle Nehri kıyısındaki tarihi, çok kültürlülüğü, bereketli toprakları, yeraltı kaynakları ve stratejik konumu ile çok zengin olan Musul, uzun bir süreden bu yana IŞİD’in elinde bulunuyor. IŞİD, buradan ve diğer petrol zengini bölgelerden elde ettiği kaynaklarla sayısız devlete karşı savaşı sürdürmeyi başarıyor.

-Tüm bu denklem içinde Kürtler hangi pozisyonu almalı?

-Irak ve Suriye’deki kazanımlarını kaybedebilirler mi?

-Musul operasyonu sonrası Irak ve Suriye Kürtlerinin olası durumları ve bunun Türkiye’deki Kürtlere yansımaları gibi soruları uzatabiliriz.

Hazır önceki yazımın devamı niteliğinde yazmaya başlamışken, içerideki durumla ilgili de  bir-iki kelam etmeden olmaz sanırım.

‘Kürt Siyaseti Geriliyor Mu?’ demiştim ve yazıma olumsuz tepkiden çok olumlu tepki daha fazla oldu. Ve olumlu tepkilerin büyük çoğunluğu da Kürt siyasetinin içinden geldi. Bu da şunu gösteriyor, son dönemlerde yürütülen siyasetten herkesin bir memnuniyetsizliği var, ama kimse bu süreçte sorumluluk alıp bunu yüksek sesle dile getirmiyormuş.

Gerek yıllardır Kürt siyasetinin içinde bulunanlar, gerekse 90’lı yıllardan bu yana sorgusuz sualsiz Kürt siyasal hareketine destek veren seçmenden büyük oranda mail, telefon ve yüz yüze veryansın işittim. Bu seçmenleri dinledikçe insan daha fazla hak veriyor. Neler mi diyorlar, işte birkaç örnek:

-Eskiden herhangi ve sıradan bir protesto için bile bir çırpıda en az 5-10 bin kişi toplanırdı. (Hemen hemen bölgedeki tüm kentler için söylüyorlar) Şimdi ise bir elin parmakları kadar insan toplanmıyor. (Bunda Kürtlere karşı son dönemlerde yürütülen politikalarında etkisi var tabi)

-Milletvekilleri ve yerel yöneticiler, birçok protesto ve basın açıklamasında halkı yalnız bırakıyor. (Hemen hemen bölgedeki tüm illerde bu şikayet var)

-Son dönemlerde parti il veya ilçe başkanlıklarına sıradan ve politika üretemeyen, en önemlisi de halkı dinlemeyen, kendi bildiğini okuyan yöneticilerin getirilmesi. (Buna rağmen bunlar daha sonra ödüllendirilerek, belediye başkanlığı koltuklarına oturtuluyor.)

-Milletvekili listeleri sürekli olarak belli bir-iki sivil toplum örgütü kontenjanlarına ayrılıyor. Daha nitelikli ve farklı meslek gruplarına mensup kişiler hep dışarıda bırakılıyor.

-Farklı şehirlerden kişiler, garanti seçilebilecekleri yerlere listenin üst sıralarına yerleştirilirken, o şehirlerin kabul görmüş değerlerinin hep liste dışı kalması. (Bu 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde bariz bir şekilde görüldü. Örnek Van, Diyarbakır, Siirt, İstanbul, Mardin, Urfa gibi illerin listeleri)

-Bazı sivil toplu örgütü seçimlerinde ya farklı siyasi görüşten kişilerin desteklenmesi, ya da o koltukları dolduramayacak vasıfta kişilerin aday gösterilmesi.

-Birkaç dönem milletvekilliği yapan kişilerin zoru gördüğünde siyaseti bırakması…

-Bazı belediye başkanlarının yanlış icraatları… (Kırklar Dağı’nın imara açılması  gibi)

-İş birliği yapılan bazı siyasi parti ve sivil toplum oluşumlarının Kürtlere yeterince destek vermemesi veya hassasiyetlerini göz ardı etmesi.

Daha fazla uzatmaya gerek var mı bilmem ama bu kadarı bile yeterli kanımca. Tüm saydığım bu maddeleri kişiler üzerinden isim isim örnekleyerek de yazabilirdim, ama bunu gerek yok. Çünkü bunları söyleyen zaten halk yani seçmen, bilmesi gerekenler ise, Kürt siyasetine şekillendirenlerdir.

Sevgiyle kalın.  


YORUMLAR
Kurumsal

İçerik

Şanlıurfa





Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star