Bermal MELİK

Mutluluk


Bermal MELİK
13 Ağustos 2013 Salı 19:48

Yüzyıllardır insanlar hep mutluluğu aramış ve mutluluğun peşinden koşmuştur.

Mutluluğun formülü var mıdır?

 

Mutluluğun iki kere iki dört eder gibi kesin bir formülü ve sonucu var mıdır.?

Mutluluk , hayatta bir türlü alışveriş, verme- alma üzerine kurulu.

Burda verilen en önemli nokta sevgidir. Vermediğiniz şeyi alamıyorsunuz.

Sevgi verirsin , sonra alırsın. Bazen durum değişir,hep verip de alamazsınız. Bir zaman sonra verilecek sevgi de biter istekler başlar. İstedikçe ve sahip olmadıkça mutsuzluğa sürekleniriz.

 

Bazı maddi şeylere sahip olmanın ya da bilgiye ulaşmanın peşinde koşarken , biz yaşamın bilgeliğini kaçırır olduk.

İnsanoğlunun gelişim sürecine baktığımızda eskiye nazaran çok fazla çalıştığımızı, daha fazla şeye sahip olduğumuz ama buna rağmen daha güvensiz ve daha mutsuz olduğumuzu  görememek hiç de zor olmasa gerek. Her şey için dört bir yanımızda kurslar açılıyor, kitaplar yazılıyor, mutlu olmanın on yolu,huzuru yakalamanın sırları, insanları etkilemenin prensipleri, bilmem kaç milyon dolar kazanmanın yolları, çekimin yasası, evrenden isteyin, sahip olun sloganlı yüzlerce kitap...

 

Her şeyin ögrenilecek bir şey olduğunu ve bunu başarabileceğimizi söyleyen bir sürü insan.

Herkes size nasıl mutlu, zengin ya da popüler olacağınızı öğretmeye çalışıyor. Mutluluğun kriteri yüksek maaşlar, marka kıyafetler, sosyal paylaşım sitelerindeki arkadaş sayıları oldu. Herkes daha fazlasına sahip olmak için , gece gündüz çalışıyor. Denize sıfır bir yazlık, daha yüksek maaş, daha yüksek model araba, ve daha fazla beğenilmek için çalışıyor insanoğlu. Zengin ve popüler olunca mutlu olunacağına inanıyor. Sonuçta 10 tane eviniz olsa birinde oturabilirsiniz, beş tane yazlığınız olsa birine gidebilirsiniz, 20 tane arabanız olsa bile bir tanesine binecekseniz.  Tüm yaşam ve hayaller bir ev, bir araba, yüksek maaş hedefleri arasında sıkışmış durumda.

 

Bunlara ulaşmak için o kadar çalışılıyor ve yorulunuyor ki, eve geldiklerinde koltuğa yığılıp , birbiririn aynısı dizileri izlemekten ya da neredeyse hiç değişmeyen bir kaç web sitesinde gezinmekten başka yapılan bir şey kalmıyor.

 

Gittikçe yalnızlaşıyoruz.

Dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığı ve büyük olasılıkla hiç bir zaman biraya gelinmeyecek insanlarla sohbet edip mutlu olmaya çalışırken , yanıbaşında iş arkadaşı yada komşusuyla samimi iki sohbet edemiyor insanlar. Mutluluğu dış dünyada ve insanlarda aramak yerine kendi iç dünyamıza bakmayı düşünmüyoruz bir türlü.

 

Ünlü psikolog  A.Maslow "İhtiyaçlar hiyerarşi" sinde sağlıklı insanın 4 temel ihtiyacı olduğunu söyler;  birinci basamakta yeme-içme ve cinsellik, ikinci basamakta barınma ve güvenme, üçüncü basamkta sevme-sevilme ve ait olma, dördüncü basamakta toplum tarafından beğenilme -onaylanma isteği.

 

Ancak, bakıldığında herkes bunlara sahip olmak için çabalıyor gibi görünse de ölçüyü kaçırınca sorunlar baş gösteriyor. Aşırı yemek takıntısı obeziteye, ev sahibi olma takıntısı, yaşamı erteleyip işkolik olmaya, sevilme ihtiyacının abartılması bizi olmadığımız gibi biri olmaya sürüklüyor.

 

Yaşam dediğimiz şey topu topu 75 yıldan ibaret(tabii şanslıysanız). Ben bu 75 yılı üçe bölüyorum. İlk 25, çocukluktu, ergenlikti, okuldu derken ne olduğunu anlamıyorsunuz. Son 25 yılda hastalıkla uğraşıp,adete bir doktor bilgisine ulaşıyorsunuz. Kalb'e ne iyi gelir, tansiyona ne iyi gelir gibi sağlıkla ilgili bir sürü şey öğreniyorsunuz. Geriye 25-50 yaş aralığındaki sağlıklı ,bilinçli birzaman dilimi kalıyor. Onu da hırslarımızla,geçmişin hayal kırıklıklarıyla, geleceğin kaygılarıyla harcamamak gerek. Dediğim gibi hayat üç parça ve en işe yarar parçasını nasıl yaşayacağımız iyi düşünemek gerek. Hayattan 3 'ün 1'ini alabliyorsanız ne ala.  Boşa geçen bir ömürün, orta yaş bunalımların, başkalarını suçlamalarla ve pişmanlıklarla geçmesini istemiyorsak, belkide hayatımız yeniden gözden geçirmenin tam da zamanıdır.Hayatın sanıldığı kadar zor ve karmaşık olmadığını düşünüyorum

 

Olay karmaşık gibi görünsede gayet basit,anı yaşamak,hemde sevdiğiniz birisi ya da birileriyle yaşamak gerekiyor. Bu anneniz, bu çocuklarınız olabilir, illaki sevgiliniz ya da eşiniz olması gerekmiyor. Hayatı anlamak ,mutluluğu yakalamak için çaba sarfetmek anlamsız. Çünkü, kadınları anlamak zor,erkekleri anlamak zor, kısacası insanları anlamak zor!

 

Biz hayatı ve insanları anlamaya çalışırken hayat kendince akıyor,sular durulumuyor, hiç bir nehir tersine akmıyor.

 

O zaman bu çaba niye?

 

Zaman yavaş yavaş gidiyor,bir bakmşısız ki, yıllar göz açıp kapatıncaya kadar geçmiş. Ve en acısı giden yılları getirmek imkansız. Özetle mutlu bir yaşam için temel ihtiyaçlarımız karşılayabilmek için yeterli miktarda para, dostlara ve hobilere ayrılmış zamanların mutluluğun kapısını arayalabileceğini düşünüyorum.

 

Yaşam ileri doğru yaşansa bile ancak geriye doğru anlaşılabilir.

 

Nostaljiyi yaşabilirsiniz ama geçmişi geri getiremiyorsunuz. Sadece geçmişten güç ve enerji alırısınız,bazen de geçmişten çok önemli dersler alırısınız.

 

Özetin özeti, mutlu olmak için yılların geçmesine seyirci kalmak mı, yoksa anı yaşamak mı gerekli ne dersiniz.?

 

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star