Ercan AKKAR

MUTSUZLUK VE PROVOKASYON…


Ercan AKKAR
5 Ocak 2015 Pazartesi 14:24

Türk-İş’e göre; Türkiye’de 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 3 bin 470, açılık sınırı ise bin 175 lira dolayında…
 
Türkiye İstatistik Kurumu’na göre; Türkiye’de işsizlik oranı yüzde 10,5 dolayında… Yani yaklaşık 3 milyon 64 bin kişi işsiz ve bu işsizler ordusu içinde ilk sırayı maalesef ki gençler alıyor. 
 
Başka bir araştırmaya göre de; Türkiye'de 3 milyon 96 bin 409 ev, yani yaklaşık 13 milyon kişi düzenli olarak sosyal yardım alıyor ve yardım alan bu kesim her dönem iktidarların ‘oy’ deposu olarak görülüyor.  
 
Türkiye halkları, 2015’e mutsuz girdi. Bunun en büyük nedeni, henüz yeni yıla girmeden açıklanan zamlar oldu. Yeni yılla birlikte çeşitli vergi, harç ve cezalara yüzde 10,11 oranında zam geldi. Daha önce doğalgaz ve elektriğe yapılan yüzde 10 dolayında ‘zam’ı da unutmamak lazım.
 
BAREM araştırma şirketi, global iş ortağı WIN/Gallup’un bu yıl 38’nci kez gerçekleştirdiği ‘yılsonu anketi’ni açıkladı. BAREM tarafından yapılan araştırmaya, 65 ülkeden 64 bin kişi katıldı. Ve araştırma sonuçlarına göre en mutlu ülke Fiji olurken, Türkiye sondan 10’ncu olarak 56’ncı sırada yer aldı.
 
Bu kadar istatistik ve veriyi işte bu nedenle sıralamaya çalıştım Bu İstatistik ve verilerin ortaya koyduğu tabloya bakınca, Türkiye halklarının mutlu olmasını nasıl bekleyebiliriz ki…
 
Ha bitmedi. Diyelim ki, ‘mutsuzluğumuza ve karamsarlığımıza üzülüp, bir-iki kadeh atıp efkar dağıtalım’ dedik ne mümkün… O dönemler de artık geride kalıyor. Çünkü alkolü içecekler ve tütün ürünlerine de hatırı sayılır oranda zam yapıldı.
 
İşin aslına dönersek; tabii ki sosyal devlet anlayışında yoksul ve dar gelirli vatandaşına yardım etmek vardır. Ve bu yardımlar bizdeki gibi onur kırıcı ve davul-zurna ile ilan ederek yapılmamalıdır. Yani bir elin verdiğini diğer el görmemelidir. Fakat öncelik ise, vatandaşını yardıma muhtaç duruma düşürmemektir.
 
 
PROVAKASYON
 
Türkiye’nin en önemli sorunu ve sorunların anası Kürt sorunudur Yıllardan beri süre gelen bu sorun, bu topraklarda yaşayan tüm halkların hem ekonomik, hem de insan kaynağının heba olmasına yol açtığını hepimiz biliyoruz. Kürt sorununu çözüme kavuşturmamış bir Türkiye ne eğitimde, ne sağlıkta, ne üretimde, ne yatırımda istediğini yapacak seviyeye ulaşamaz. Halkların mutsuzluğunu gideremez.
 
Bu topraklarda yaşayan her ırktan, her dilden, her dinden, her renkten insanın  çözüm sürecine sahip çıkması gerekiyor. Mutsuzluğumuzu, mutluluğa çevirmenin yegane yolu çözüm sürecinin nihayete ermesine bağlıdır.
 
Bazı karanlık güçler, puslu havaları seven çevreler ve bazı rant grupları, çözüm sürecini sekteye uğratmak veya tamamen yok etmek için elinden gelen provokasyonları bugüne kadar yaptı, bundan sonra da yapabilir.Bu provokasyonları yerel seçimlerde Van’da Çaldıran’da ve daha birçok seçim bölgesinde gördük. 6-8 Ekim’de Kobanê olaylarında, bir süre önce Cizre’de Silopi’de şimdi de Şanlıurfa’nın Bozova ilçesinde görüyoruz. Başta devlet ve devleti temsil eden hükümet olmak üzere, herkesim provokasyonların önüne geçmeli. Meşru ve demokratik eylemlere müsaade edilmeli ve provokatörlerin bu eylemlere sızmasını önlenmeli.
 
Bir başka önemli nokta da çözüm sürecinin nihayete erebilmesi için hükümetin, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne atadığı bürokratını özenle seçmeli, bölgeyi bilen, halkın nabzını tutan ve sorunları anında çözüme kavuşturabilecek kabiliyette bürokratlar terci etmeli.
 
Nitekim İçişleri Bakanlığı’nın Cizre provokasyonundan sonra Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki yaklaşık 110 ilçe emniyet müdürünü değiştireceğini öğrendik. Umarım yeni atanacak müdürler, çözüme köstek değil, destek olacak nitelikte olurlar.
 
Eğer ki, çözüm süreci nihayete erer ise, işte o zaman bu coğrafyanın zengin kaynakları insanların huzur ve refahına harcanır mutsuzluğumuz, mutluluğa döner.
 
 
Sevgiyle kalın

 

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star