Mustafa GÜNEŞ

MÜZİK MÜZESİ VE ŞIVAN


Mustafa GÜNEŞ
7 Mart 2014 Cuma 17:53

Geçen gün bir cenaze dolayısıyla Harran Kapı Camisi’ne gittim. Cenaze namazını beklerken, açılışını duyduğum fakat bir türlü görme fırsatı bulamadığım İbrahim Tatlıses Müzik Müzesi’ni gezeyim dedim.

Gençliğimizde “Yasin’in Kahvesi” olarak epeyce ünlenmiş, arada bir bizim de çekinerek gittiğimiz o virane yapıyı çok güzel restore etmiş, epeyce emek vererek estetik bir görünüme kavuşturmuşlar. Müzik Müzesi’ne dönüştürülmesi yanında, o harap haldeki birimin kurtarılmış olması da ayrıca sevindirici.

Ünlü ünsüz yüzlerce sanatçının sergilenen fotoğraflarına karşılık herkesin ilk yöneldiği yer -haliyle- Urfa’nın yetiştirdiği ünlü üstatların   “balmumu heykelleri” bölümüydü. İbrahim Tatlıses’in ayaktaki heykeli hariç, diğerleri oturur durumda düzenlenmiş ve hepsinin de önüne adları yazılmıştı.

ŞIVAN YOK

Olur ki iyi benzetememişler diye bütün isimlere tek tek dikkatle baktım, Şıvan yoktu.

Adını Urfalılar dışında kimsenin pek bilmediği müzisyenlerin heykelleri unutulmamış; ama ne hikmetse, bırakın Türkiye’yi, uluslararası ortamda Tatlıses’ten bile ünlü bir “Urfalı Sanatçı”nın, o ki meydanlarda depremler yaratan Şıvan’ın heykelini koymaya değer bulmamışlardı.

Çünkü Şıvan Kürt’tü ve tüm dünya onu bir Kürt Sanatçısı olarak biliyordu. Devşirme Türkçüler için bundan daha ağır bir suç olabilir miydi?

ŞIVAN UNUTULMAMIŞ, BİLİNÇİ KONULMAMIŞTIR.

Kimse çıkıp “kusura bakmayın, Şıvan’ı unuttuk”,diye bir düzeltmede bulunamaz. Çünkü yıllara yayılan ve ünlü-ünsüz, ölü-diri (hatta hayatı boyunca iki “xoyrat okumaktan başka özelliği olmayan) kim varsa araştırıp fotoğrafını toplayanlar, Şıvan’ı unuttuk diyemez. Bu işler sırasında mutlaka birileri bir yerde sözünü etmiştir.

GENE DEVŞİRMELER

Onun için diyoruz ki, Şıvan unutulmayıp bilinçli olarak o müzeye konulmamıştır.

Zira her yerde olduğu gibi bu organizasyonu da yürütenler, en yetkilisinden basit memuruna kadar çoğunluğu gerçek Türk’ten daha Türkçü Devşirmelerdir.

Üstelik Urfa’nın demografik yapısı gereği Belediye, Kültür Müdürlüğü ve diğer kamu dairelerinin içinde Kürt kökenli görevli oranı diğer etnisitelerden fazladır.

Her ortam ve fırsatta dile getiririm. Siyaset bilimcisi ve sosyolog olmaya gerek yok. Biraz yakından bakın, bu ülkenin bu kadar ırkçılığa gömülmesinin altından hep o sonradan Türkleşen Devşirmelerin çıktığını göreceksiniz.

Şıvan’ın Heykeli konusunda da aynı devşirme kafalıların işin başında olduğundan emin olabilirsiniz. Aynı şekilde yukarıda da belirttiğim gibi, müze işini kotaranların kökenine bakarsanız çoğunun Kürt Kökenli olduğunu da göreceksiniz.

Onun için Kürt Aydınları, çok isabetli olarak, Kürt siyasi terminolojisinde bunlara “cahş” adını vermişler.

KÜRT SANATÇILAR İRONİSİ

Müzeye heykeli konulan ünlü sanatçılara baktığınızda bir başka ironiyle karşılaşırsınız. Mehmet Özbek, Bekçi Bakır ve birkaç isim dışında, Urfa Müziğinin temel taşları ve en önde gelen üstatlarının hemen hepsi Kürt asıllı: Mesela;

1-Tenekeci Mahmut

2-Kazancı Bedih,

3-Kel Hamza,

4-Seyfettin Sucu, gibi.

Ki Seyfettin Sucu hariç ilk üç usta, Urfa Müziği’nin temel taşları olup hepsi de adına Müze kurulmuş olan Tatlıses’in ya hocası ya da ilham aldığı ustalardır.

((Elbette ayrı bir tartışma konusu olduğundan, bu ustaların aynı zamanda epeyce Kürtçe parçaya Türkçe sözler uydurup okudukları gerçeğini bir tarafa bırakıyorum.))

Mukim Tahir ve diğer heykeli olanların kökenlerini bilemiyorum. Ama eminim basit bir araştırmayla onların da epey bir kesiminin Kürt asıllı olduğunu göreceksiniz.

ABDULLAH BALAK’IN DA HEYKELİ YOK

Bu arada başka bir vefasızlığa da değinmeden edemeyeceğim. İlgilenenlerin dışında, adını sanını çoğu kimsenin bilmediği sanatçıların heykelini koyan akıllılar, Abdullah Balak gibi bir ustanın heykelini koymaya gerek görmemişler. Eğer sırf ölmüş olanları koyduk diyorlarsa, o zaman Mehmet Özbek’in heykeline bir açıklama getirmeleri gerek.

Hele Solak Bedih Ustanın cümbüşünü sağ eline tutturma gafleti de ayrı bir konu.

 

BU MÜZE IRKÇI KAFAYLA DÜZENLENMİŞTİR

Sonuç olarak bu müzeye özür dilenerek Şıvan’ın da heykeli konulmadıkça mevcut tablo, devşirmelerin ırkçı kafayla düzenlediği bir yüz karası tablo olmaktan öteye geçemez.

Bir başka gerçeği daha hatırlatalım ki, bu devşirmelerin o müzeye Şıvan’ın heykelini koymaması Şıvan’ın değerinden bir şey eksiltmez, aksine o her yanından ayrımcılık ve ırkçılık saçılan müzeye evrensellik ve kalite kazandırmış, olur.

Çünkü Şıvan, yalnızca  Kürtlerin Sanatçısı değil, adını Rodrigo veya Pavarotti gibi hem “Kürt Tarihi”, hem de “Dünya Müzik Tarihi”ne, çıkmaz kalemle yazdırmış evrensel bir yetenektir. Onun için O‘nun heykeli o müzeye evrensellik kazandırır diyoruz.

Buna karşılık sırf ilgili yerlere yaranmak uğruna O’nu bu müzeye koymayı uygun görmeyen güdük zekâlılar, vadeleri geldiğinde bir çukura atıldıktan birkaç gün sonra yok olup giderler

Kısacası oraya Şıvan Heykeli’ni koyup koymama o “büyük usta”ya bir değer katmaz veya kaybettirmez. Ama sizlerin ne kadar kof ve yüreksiz yaratıklar olduğunuzu gösterir.

Unutmayın. Yaranmaya çalıştığınız o ırkçı makamların gücü, O’nu vatandaşlıktan çıkarmaya yetebilir. Ama O’nu Urfalı olmaktan çıkaramaz.

Bırakın yeryüzünü, O’na uzayda bile bir kimlik verilse, doğum yeri Urfa olarak yazılmak zorundadır. Bu basit gerçeği bile akıl edemeyecek zekâdan yoksunsunuz.

6.Mart.2014

Mustafa Güneş/URFA

 

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star