Mustafa GÜNEŞ

MÜZİK VE SAVAŞ


Mustafa GÜNEŞ
22 Haziran 2012 Cuma 14:05
İçinde insan olan hiçbir olgunun kanunu yoktur.
Aynı tepkiye farklı insanların göstereceği tepki de farklı olacağı için, pozitif bilimlerdeki gibi sosyal olaylara dair bir kanundan söz etmek mümkün olamıyor.
Ancak  “tarih” dalında istisnai bir kanundan söz etmek mümkündür ki o da,  ne kadar güçlü olursa olsunlar, imparatorlukların bir gün mutlaka çöküp dağılacağıdır.
Buna rağmen hiçbir imparator sırf zorunlu ve sırf kader böyledir diye, postu ucuza satmaya yanaşmaz; hemen hepsi “vuruşarak çekilme” yolunu seçer.
Bunun sonucu olarak, varlığını biraz daha sürdürmek uğruna kuşkucu,korkak ve zalimleşir.
Olayın toplumdaki yankısı ise nefret, itibar yitimi ve defolup gitmesi için türlü yolların denenmesidir.
Astyages, son MED (Kürtlerin ataları) imparatoru ve aynı zamanda da utancıdır. Onun döneminde neredeyse dünyanın yarısına hükmetmiş koca imparatorluk, her imparatorluk gibi çöküş ve dağılma sürecine girmiş, haliyle imparator da klasik tepkileri vermeye başlamıştır.
Mandane adında tek kızından başka çocuğu yoktur. Çöküş korku ve kuşkusu içindeyken bir gece bir rüya görür: Kızının rahminden bir asma çıkacak ve dalları bütün imparatorluğu saracaktır.
Kapıldığı korkuyla, kızını bir Medliye verirse damadı veya torununun kendisini devirip yerine geçecekleri endişesine kapılır. Onun için kızı bir Medli yerine,  ikinci sınıf yurttaş statüsündeki Perslilerden birine verirse bu tehlikeden sakınacağını hesaplar ve öyle yaparak Perslilerin de alt tabakasından bir aileden olan Kambiyes adında birine verir.
Mandane, Kambiyes’ten Kyros (Tevrat’ta Kuruş olarak anılır ki Yahudileri Babil esaretinden kurtaran kişidir.) adında bir oğlan çocuğu doğurur.
Astyages, rüyanın etkisiyle çocuğu öldürtmek isterse de uzun serencamlar sonucu çocuk kurtulur ve zamanı geldiğinde korktuğu gerçekleşir, imparatorluğa el koyar.
Böylece Med İmparatorluğu yıkılmış ve yerine o gün bu gündür ayakta duran Pers Hanedanının imparatorluğu kurulmuş olur.

xxxx

((Bu arada insanoğlundaki “vahşet, zalimlik ve gaddarlık kabiliyetinin” sınırsızlığını gösteren bir örneği vermeden geçemeyeceğiz:
Çocuğun öldürülmesini emrettikten on yıl sonra öldürülmeyip dağda bir sığırtmaca verildiğini öğrenen Astyages, çocuğu öldürtmekte görevlendirdiği (Harpagos adındaki) Vezir/komutanına bir ceza vermek ister.
Gizlice komutanın aynı yaşlardaki çocuğunu saraya getirtir. Çocuğu parçalatarak haşlatıp kızarttırır; bu arada komutanı da yemeğe çağırtır. Sofrada herkesin önüne normal koyun, olaydan habersiz komutanın önüne ise haşlanıp kızartılmış oğlunun eti konulur.
Yemek bittikten sonra adama yediğinin oğlu olduğu söyler.))
xxxx
Kyros’un ilk işi kendisine saldıran Lidyalıları yenmek ve ünlü kral Kroisos’u (Krezus/ Karun) esir almak olur.21.6.2012
Yanında Krezus’la Persia’ya dönerken Lidyalıların isyan çıkardıkları haberi gelir. Çok öfkelenir ve Krezus’a, geri dönüp bütün Lidyalıları köleleştireceğini söyler. Krezus:
--Bu fikir sana şimdi doğru gibi gelebilir. Ama öfkeni yenmeli, suçluyu suçsuzdan ayırmalısın. Bir şehrin tamamına böyle bir ceza vermemelisin. Senin için tehlike olmamaları için, silah taşımalarını yasakla; mantolarının altına uzun gömlekler, ayaklarına kothornos (kundura?) giysinler; çocuklarına “kitara” çalmayı öğretsinler. Kısa zaman sonra bunların erkek değil, kadın olarak yetiştiklerini görecek ve artık sana karşı çıkmalarından çekinmeyeceksin.
Sonrasında Herodotos usta; Kyros’un bu fikirden çok hoşlandığını, bir komutanını göndererek bunları aynen uygulamasını, ancak isyanın elebaşsısı olan kişiyi mutlaka sağ olarak kendisine getirilmesini emrederek yoluna devam ettiğini söyler.
Sonuç:
Bu olaydan anlıyoruz ki müziğin insanı duygulandırıp sakinleştirdiği, barışçı ve savaş karşıtı bir toplum yaratmak için müziğin her tür eğitimden daha etkili olduğu bin yıllar öncesinden biliniyormuş.
Buna göre, Urfalıların bunca êl sever ve sakin insanlar olmasında; Alevilerin de tarih boyunca, kendilerine yapılan tüm zulümlere rağmen, hala barışçı ve hala insanlara “can” gözüyle bakmasındaki temel etkenin “müzik” le diğer insanlardan daha çok uğraştıklarıyla ilgili olduğu sonucuna varmak zor olmasa gerek.
Onun için ,”bir yerde türkü (müzik) sesi duyarsan, korkmadan gir. Çünkü orada kötülük barınamaz” demişler.
Gene onun için, dünyanın hiçbir yerinde “ırkçı” birinden uluslararası bir müzisyenin çıktığı görülmemiştir.
Ve son bir not olarak;
Bu güne kadar müziğin pek çok tarifi yapılmıştır. Bize göre de müzik, “sinir sisteminin toprak hattıdır.” Arada bir sinirlerinizi toprağa boşaltmanız tavsiye edilir.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık