Şeyhmus İDRİSOĞLU

Neler Oluyor Bize


Şeyhmus İDRİSOĞLU
16 Haziran 2011 Perşembe 21:32
Yaşamda öyle anlar oluyor ki "biz niçin yaşıyoruz bu dünyada, sebep ne, neresindeyiz, bu dünyanın.   Düşünüyorum da. İşkenceye dönüşen böylesine bir yaşamı hak ediyor muyuz?" Bilemiyorum. Öyle anlar oluyor ki kendimden sıyrılıp ilahi bir güçle dünyayı bulutların üzerinden kontrol ederek yaşanan olumsuzluklara yapılan kötülüklere meydana gelen sevimsiz nahoş olaylara müdahale edip engellemek geliyor içimden.   Son zamanlarda, insanın kanını donduracak öyle olaylar meydana geliyor ki, sıcak damarlarımızdan kanımızı dondurur cinsten. Cinayet, yaralama, gasp, hırsızlık dahası say saya bildiğin kadar. İnsanlar bu haberler üzerinden pirim yaptıklarını, reyting yaptıklarını sanıyorlar. Oysa kan ve gözyaşının insanı huzursuzluk deryasına ittiğini bilmiyorlar mı?   Mezhep ayrılıklarının vermiş olduğu kavga ve saldırılardan tutun da, sen Kürt'sün, Ermeni'sin, Süryani'sin, bizden değilsin, laiksin, dindarsın şeklinde basit kafatasçı düşünceler insanların birbirine bakışlarını farklılaştırmış. Kişiler birbiriyle sorununu paylaşmayı aklına dahi getirmediği için sokak ortasında karşısındakine bıçak ya da silah çekebilenlere her gün rastlıyoruz. Oysa hani "insanlar konuşu konuşa" dememiz.   Birilerinin kışkırtması ile dolduruşa gelen tuttuğu takım gol yedi diye eline satır bıçak ve ne geçirdiyse karşısındakini tanımadan saldırılara geçen, saha dahi basabilecek kadar gözü kan bürümüşlere ne buyrulur. Siyasi cinayetleri gözünü kırpmadan işleyebilen, sebep bile olmadan kadınını sokak ortasında bıçaklayıp ölümüne neden edenler hep toplumun düştüğü kargaşanın sebebi olsa gerek.   Tartışmayı, hatta konuşmayı beceremeyen, hayvanlardan bile geri durumda, beyni gelişmemiş canlılar topluluğu haline geldik. Ne yazık ki bu durum aklıselim insanların büyük bir bölümünü düşündürüyor ve aynı soruyu sordurtuyor Neler oluyor bize?   12 Eylül de özelikle kişiliksizleşmiş hasta bir toplum yaratılar.   Birinin diğerine, zarar vermeyi beyninde tasarlaması için ya aklından zoru olması gerek. Ya da, suç işlemeye meyilli bir yapıya sahip olması, diğer bir seçenek ise zihniyet bozukluğundan sayın. Karşımızdakinin daha ne söylediğini bile dinlemeden, anlamadan, karşımızdaki insan daha ağzındaki kelimeyi tamamlamadan hakaret edip hücuma geçmeyi kendimize mubah görüyoruz. Böyle olunca da en ufak düşünce ayrılıkları bile cinnete dönüşebiliyor.   Bu ülkede iş bulmama, gelir dağılımındaki adaletsizlik, hastasını doktora götürüp sağlıktan gereken tedaviyi alamama, ödeyemeyeceği ücretlerin istenmesi, saatlerce çalışıp da emeğinin karşılığındaki ücreti alamama, gibi sorunlar tabi ki insanı çıldırtıyor. Yaşamında hiç kolay sorunlar değil bunlar, çıkardığımız kavgaların nedenleri arasına giremez.   Küçücük bir kıvılcımın ülkeyi kaosa götüreceğini bile bile davranmanın yanlış olduğunu bilmemiz lazım. Sebeplerinin başında iletişim ve diyalog eksikliği yatıyor. Yani konuşmayı sevdiğimiz kadar dinlemeyi bilmiyoruz. Ayrı konuşan, ayrı düşünen, insana hak vermeyi beceremiyoruz. Onları karşımızda bir düşman gibi görüyoruz. İstiyoruz ki herkes bizim gibi düşünsün, bizim gibi kalkıp otursun, bizim gibi yatıp uyusun. Oysa insanın en güzel yönlerinden biri farklılıklarıdır bence.   Bu farklılıkları ortadan kaldırmak için, "bırakın herkes istediği dilde, konuşsa istediği gibi ibadetini yapsa, istediği gibi yaşasa ne olur.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star