Osman GEREM

NESLİN YETİŞTİRİLMESİ VE KORUNMASI.


Osman GEREM
30 Kasım 2013 Cumartesi 10:48

 

NESLİN YETİŞTİRİLMESİ VE  KORUNMASI

İslam dini doğuştan beş temel hakkı teminat altına almıştır bunlar:


canın korunması (hayat hakkı)

Dinin korunması (inanç ve itikad hakkı)

Aklın korunması (düşünce hakkı)

Malın korunması (mülkiyet hakkı)

Neslin korunması (ahlaki değer aile ve tolumu koruma hakkı)

İslam dininin neslin korunması maksadıyla çeşitli emir ve yasaklar getirdiğini neslin sağlıklı bir şekilde sürdüre bilmenin temel şartı olarak aile kurumunu işaret eder. Zinanın yasak olması ailelerin nikah akdı ile bir araya gelmesi iffetli ahlaklı nesillerin yetişmesi sorumluluk bilinciyle hareket etmesi ancak sağlam bir aile ile mümkün olabilir. Bir yere kadar.

Nasreddin hoca köye girer köpekler saldırır  hoca kendini savunmak için elini taşa atar don olmuş taşlar yere yapışmış hoca bu nasıl adalettir ki taşları bağlamışlar köpekleri salıvermişler der. Evet bugün neslimizi ifsad etmek için zararlı  ne varsa hepsi salıverilmiş serbest nesli nefsin şehvetin esaretin de ve enaniyetin den korumak için koklu çözümler

Gerek zararlı şeylerin zararlı olduğunu anlatmak yetmiyor. taşların bağlı köpeklerin salıverilmiş bir sistemde sağlıklı nesil yetiştirmek mümkün değildir.

Tek kanatlı kuş misali sadece dünyevi heveslere endeksli,ahiret ceza mükafat helal haramı

Öretmeyen bir sistem de istikbal beklemek hayal olur.

En önemli meselemiz ‘’ sorumlu, edepli, erdemli, dengeli ve sağlıklı bir şekilde gelişmiş bir kişilik ve karaktere sahip, bilinçli, verimli ve huzurlu insan ‘’ yetiştirmek olmalıdır. Şahsiyetli bir millet olarak varlığımızı sürdürebilmemiz ve mutlu olmamız  için de ‘’sağlam değerler ‘’ bütününe sahip olmak gerekir. Korkunun, baskının, cezanın kazandıramayacağını, sorumluluk şuuru  ve sevgiye dayalı ‘’ ahlaki değerler eğitimi ‘’ , kendiliğinden kazandırır, bu da resmi ideoloji ile değil gönüllük esaslarına göre ancak yapılabilir

Sorumluluk şuuruyla birlikte şahsiyet kazandırmaya, çocuk ve gençlerimizin ruhsal ve sosyal gelişimine yani ‘’ ahlaki, insani ve sosyal değerler eğitimi ‘’ ne hiç önem vermemek, en büyük felaketimiz oluyor.

Gençlerimizin pek çoğunun en büyük emeli, en kısa yoldan para ve şöhret kazanmak. Okuyanların bir kısmı da kariyer yapmak peşinde. Gençlerimiz, yalnızca kendi zevkleri ve mutlulukları için yaşıyor. Gençlerimizin insan ilişkileri, dünya algıları, okuma, düşünme, dikkat, anlama,  sorumluluk, başkaları için fedakârlık, ahlak ve estetik zevk seviyeleri çok yüzeysel. Politik duyarlılıkları olanlar ise bilinçsiz ve oldukça fanatik! şiddet, eğlence ve şehvet ten beslenen bir gençlik var karşımızda

Çocuklarımıza aile, okul ve medyada ‘’bütünleşmiş bir şahsiyet’’, ‘’ sağlam bir karakter’’ ve ‘’milli bir kimlik’’ veremediğimiz için sigara , içki, kumar, uyuşturucu, şehvet girdabında teselli arayan; internet, cep telefonu marka tiryakisi olmuş; taklit eden, sadece tüketen, kavga eden sanal ilişkilerle sosyalleşen (!), kişilik sahibi olamayan, sorgulayamayan; kültürüne tarihine, düşman, dilsiz ve tarihsiz, toplumsal yüce bir  davası olmayan veya yabancı ideolojilerin esiri, ‘’değerler yozlaşması’’ na sürüklenmiş, ‘’bencil’’ , ‘’zevkçi’’ , ‘’saygısız’’, ‘’merhametsiz’’ , ‘’hoşgörüsüz’’ , ‘’görgüsüz’’ , ‘’kibirli’’ , ‘’sabırsız’’ , ‘’zayıf karakterli’’ ve ‘’bunalımlı’’ bir nesille karşı karşıyayız.

Gayri milli ve ruhsuz eğitim çarkının öğüttüğü; öğretmenine, doktoruna, polisine saldıran; para için anne babasını öldüren, kısa yoldan zengin ve şöhret olmak için namus ve onurunu satan, aile kutsallığı zedelenmiş, milli ve manevi değerlerine yabancı, ‘’ahlaki çöküntü’’ içinde kıvranan bir gençliğin inşa edeceği bir Türkiye’den asla hayır gelmeyecektir.

Geleceğin erdemli ve güçlü Türkiye’sini inşa edebilmek okullarımızda edep, görgü, dürüstlük, hoşgörü, barış, sabır, kanaat, şükür, fedakârlık, yardımseverlik, şefkat, nezaket, dostluk, vefa, güven , alçakgönüllülük, şeref,  cesaret, bağışlama, adalet, hakkaniyet, empati, sevgi ve saygı gibi evrensel ahlaki değerlere dayalı; bilinçli bir okuma ve düşünmeyle ‘’ahlak dil-tarih şuuru’’ nu önceleyen bir ‘’milli eğitim anlayışı’’nı hakim kılmak zorundayız.

Hür ,güçlü, sağlıklı, medeni, adaletli, erdemli, çalışkan, kültürlü şuurlu ve şahsiyetli bir millet olabilmek için milli ve evrensel ahlak değerlerine bağlı bir ‘’milli eğitim davası’’ ; bu ülkenin en önemli meselesi olmalıdır.

Çocuklarımızın şahsiyetli, sorumlu, ahlaklı, kültürlü, cesur, çalışkan, üretken ve sosyal olmaları için yalnızca ‘’akıllı tahta’’lara değil ; akıllı ve bilgece hazırlanmış müfredatlar la ‘’bilge insanlar’’ın ‘’gönül aynaları’’na ve ‘’aydınlık ufukları’’ na ihtiyaç vardır.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık