Ercan AKKAR

NEWROZLARLA GELEN ‘BARIŞ’ UMUDU…


Ercan AKKAR
25 Mart 2015 Çarşamba 18:28

2013 öncesi; barış için neredeyse hiçbir umut kalmamış, ardı ardına yaşanan çatışmalar ve bunun doğurduğu kötü sonuçların peş peşe sıraladığı tabutlar, doğudan-batıya, kuzeyden-güneye herkesi umutsuzluğa itmiş ve böylesi bir ortamda kimsenin ‘barış’ı konuşacak ve ‘barış’a şans verecek mecali kalmamıştı.

 

Tam umutlar tükenmişken,

 

Tam bir daha barış konuşulmaz denirken,

 

Tam 1990’lı yıllara dönülecek endişesi her tarafı sarmışken,

 

Tam barış taraftarlarının, savaş taraftarlarına yenildiği sanılırken, 

 

Tam cezaevlerinde insanlar bedenlerini ölüme yatırmışken;

 

İmralı Cezaevi’nde bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan, barış umutlarının yeniden yeşermesi yolunda önce ‘ölüm oruçlarını’ sonlandırdı, ardından Diyarbakır’daki 2013 Newroz’una gönderdiği mesajda; ‘bu topraklar ve üzerinde yaşayan insanların barıştan başka bir seçeneğin olmadığını ve silahlı mücadele döneminin kapatılarak, siyaset dilinin konuşması gerektiğini’ söyleyerek, barışın yeniden filizlenip yeşermesine yol açtı.

 

2014 Newroz’una doğru yol alınırken,  AKP ile Cemaat arasında 2013’ün Aralık ayında patlak veren meşhur kavganın yansımaları ile sertleşen ortam, 30 Mart yerel ve 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimiyle yerini gerginliğe ve milliyetçi söylemlere bıraktı.

 

Daha sonra ardı ardına yaşanan Twitter, Youtube yasağı, Soma ve Ermenek maden ocağı olayları, Berkin Elvan’ın ölümü, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne verilen Irak ve Suriye’ye yönelik tezkere, IŞID terör örgütünün Kobanê’ye saldırması ve son olarak 6-8 Ekim olaylarıyla birlikte tuz-buz olan barış ve süreci, söylemden öteye geçemedi.

 

2015 Newroz’una doğru yol alınırken ise, solmak üzere olan barış umutlarının yeniden yeşermesi, savaş isteyenlerin heveslerinin kursaklarında kalması gerekiyordu. Bunun için devlet veya hükümet veya istihbarat örgütü, PKK veya Kandil, İmralı veya HDP bir çıkış yolu bulmalıydı.

 

Tam da böylesi bir ortamda Öcalan, bu kez 10 maddelik bir deklarasyon veya yol haritası hazırladı. 28 Şubat’ta ilk kez hükümet veya devletin, hem de Dolmabahçe’deki Başbakanlık Çalışma Ofisi’nde, Kürt siyasal harekatı ile biraraya gelerek, tüm dünyaya ilan ettiği metin, barış için yeniden umut oldu. Açıklamaya Kandil ve HDP uyacağını deklere ederken, hükümet veya devlet ise, kafa karıştırma yoluna gitti. Devlet-hükümet kanadından bazı isimler açıklamayı olumlu bulurken, bazıları da iki farklı metin olduğundan dem vurdu.

 

Fakat en şaşırtıcı açıklamalar ise, ‘Demokratik Açılım’ında, ‘Çözüm Süreci’nin de başlatıcılarından olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın peş peşe yaptığı açıklamalar oldu. Önce ‘Kürt sorunu yok’ diyen Erdoğan, ardından süreçten bilgisi olmadığını ve gazetelerden öğrendiğini söyleyerek, “Dolmabahçe Toplantısı’ndan da, İzleme Heyeti’nden de rahatsızım’ diyerek barış umutlarının yeniden yeşerdiği bir süreçte herkesi şok etti.

 

Herkesin ‘acaba barış süreci yeniden mi yok olacak’ endişesi taşıdığı bir dönemde, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın 2015 Diyarbakır Newroz’una bir mektup göndereceği açıklandı. Bu haber tıkanan ve kafa karışıklığına yol açan barış sürecinin diri kalmasını sağladı.

 

Bu ortamda 21 Mart tarihi Diyarbakır Newroz’u geldi-çattı. Kürtler, çevre il ve ilçelerden 7’den 77’ye Diyarbakır’a aktı. Sabahın erken saatlerinden itibaren Newroz alanının yolunu tutan yüzbinler, ulusal ve yöresel ‘kiras û fistan’, ‘şal û şapik’lerle adata renk cümbüşü oluşturdu.

 

24 ülkenin büyük elçisinin davetli olduğu Newroz’u, 500’ün üzerinde medya mensubu, Doğu ve Güney Kürdistan’daki tüm siyasi parti, Avrupa’dan 15’e yakın siyasi parti ve Türkiye ile yurtdışından birçok sivil toplum örgütü temsilcisi izledi. Soğuk hava ve yağmura rağmen alanı hınca hınç dolduran yüzbinler, Öcalan’ın, Kürtçesini Pervin Buldan’ın, Türkçesini Sırrı Süreyya Önder’in okuduğu mektubu can kulağıyla dinleyerek, ‘barış iradesine’ alanda verdiği destekle gösterdi.

 

Öcalan’ın tarihi mesajının özeti şuydu bence: ‘Dolmabahçe Sarayı’nda, hepimizce resmen ilan edilen 10 maddelik deklarasyon temelinde yeni bir süreci başlatma görevi ile karşı karşıyayız. Deklarasyon gereği ilkelerde mutabakat oluşmasıyla birlikte PKK'nin Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı yaklaşık 40 yıldır yürüttüğü silahlı olan mücadeleyi sonlandırmak ve yeni dönemin ruhuna uygun siyasal ve toplumsal strateji ve taktiklerini belirlemek için bir kongre yapmalarını gerekli ve tarihi görmekteyim.’

 

Evet; ‘barış süreci’ ile ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç arasında kimine göre danışıklı, kimine göre gerçek bir kavga yaşanıyor. Ama hiç kimsenin Newrozlarla gelen barış umudunu yok etmeye hakkı bulunmuyor. Yoksa tarih onları ‘barış’ istemeyenler listesine ekleyecektir.

 

Sevgiyle kalın.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star