Recep KOÇAK

Nuri Pakdil’den Bir Bayram Hatırası


Recep KOÇAK
16 Eylül 2012 Pazar 00:05

Ankara’da çalıştığım dönemlerde Rasim Özdenören Beyle zaman zaman İslam Mecmuası, Kadın ve Aile Dergisi ya da İlim ve Sanat için röportaj yapardım.

Rasim Bey görüşmek için mesai saatleri sonrasını ve mekan olarak da evini tercih ederdi.

Benim de canıma minnet. Zira o durumda sohbet için de bol vakit bulabiliyorduk.

Uzun çalışma masasının orta kısmında, bir tarafta Rasim Bey, bir tarafta ben otururduk. Kayıt cihazı kullanılmasını istemezdi. Hâlâ öyle midir bilmiyorum. Ben sorularımı sorardım, o ise şifahi olarak gayet net cümlelerle cevaplarını yazdırırdı.

Cevapların arasına konuyla doğrudan alakası olmayan hatıralar ya da izahlar eklerdi.

Bir söyleşi bittiğinde tüm sorularıma cevap almakla kalmayıp, bambaşka konularla ilgili yeni bilgilerle donanmış, etkileyici hatırlarla zenginleşmiş olurdum.

Rasim Beye, sıklıkla Nuri Ağabey’i sorardım. Nuri Pakdil’le ilgili çok etkileyici, renkli, komik ve de neşeli hatıraları vardı.

Onlardan birisini şöyle anlatmıştı;

“Uzun bir süre Nuri Ağabeyle görüşememiştik. Bir gün TRT Ankara Radyosu’nun yakınlarında yürürken Nuri Ağabeyle karşı karşıya geldik.

Birkaç gün sonra bayram idi. Ramazan Bayramı mı Kurban Bayramı mı şimdi hatırlamıyorum.

Selam verdim. Sonra da, ‘Bayramınız mübarek olsun Ağabey’ dedim.

Nuri Ağabey, “İslam Aleminde devam eden bunca zulme, bunca emperyalist baskıya rağmen nasıl bayram kutlayacağız?” karşılığını verdi.

Ben ise biraz muzip, biraz ters bir eda ile, “Bütün zulüm ve baskılara rağmen bayramımızı kutlayacağız. Bayramınız mübarek olsun Ağabey!” dedim.

Başka bir şey konuşmadan ayrıldık..”

İnşirah Suresini hatırlayalım;

1. (Resûlüm!) Senin (Kalbine dayanıklılık ve ferahlık vermek ve hikmetle doldurmak için) göğsünü açıp genişletmedik mi? [bk. 6/125; 20/25; 39/22]

 

2-3. Sırtına ağır gelmiş (belini bükmüş) olan yükünü senden indir(ip hafiflet)medik mi?

 

4. Senin namını da (dünya ve âhirette) yükseltmedik mi?

 

5. Muhakkak güçlükle beraber bir kolaylık vardır.

 

6. Gerçekten (yine) o (geçen) güçlükle beraber bir kolaylık (daha) vardır. (2)

 

7. O halde (bir iş ve ibadeti bitirip) boş kaldığın zaman, hemen (başka bir işe/ibadete) koyul.

 

8. Ve (her işinde) ancak Rabbine rağbet et (O’na sarıl ve O’ndan iste)”

 

DİPNOTLAR:


2. Güçlükler, mârife kelime olduğundan, iki güçlük bir güçlük durumunda olup kolaylıklar da nekre olduğundan ayrı ayrı kolaylığı ifade eder. Böylece bir güçlüğe iki kolaylık var demektir. Zorluğun arkasından kolaylığın pek çabuk geleceğine işaret için de “ma'a" kelimesi kullanılmıştır. [bk. 92/5-7]

 

gumuslale@gmail.com

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star