Mustafa GÜNEŞ

OBAMA-IŞİD VE HİTLER-CHAMBLERLAİN-STALİN


Mustafa GÜNEŞ
6 Kasım 2014 Perşembe 02:34

Hitler, kendi düzenlediği ünlü “Reishtag Yangını”ndan sonra iktidarını iyice pekiştirip parlamentonun bütün yetkilerini üzerine aldıktan sonra fazla vakit yitirmeden “Versailles Anlaşması”na aykırı olarak silah üretimine ağırlık vermeye başladı.

Biraz geriden ele alacak olursak, Hitler, başlangıçta bütün propaganda, hedef ve düşmanlığını Komünizm ve Rusya üzerine yoğunlaştırmıştı. Öyle ki Yahudi düşmanlığı niyetini bile çok açıkça belirtmemişti.

STALİN ENGELLEMEYE ÇALIŞIYOR

Hitler’in, ülkenin bütün enerji ve imkânlarını silahlanmaya yoğunlaştırması üzerine Stalin, Fransa ve İngiltere’yle görüşerek Hitler’in tehlikeli bir yolda olduğunu, böyle giderse Dünyayı büyük bir belaya sürükleyeceğini belirterek daha yolun başındayken durdurulmasını ve silah üretiminden vazgeçirilmesini istemişti.

O sırada İngiltere Başbakanı Chamberlain’dir. O dönemi anlatan hemen bütün siyasi gözlemci ve tarihicilere göre Chamberlain pasif, yeteneksiz ve ufuksuz bir siyasetçidir. Silah üretimini durdurma konusunda Hitler’e birkaç telkin ve ikazda bulunursa da (hatta bir anlaşma bile yapmışlardı), etkili olamaz. Bu gevşeklikten faydalanan Hitler de son hızla silah üretimine devam ederek dünyanın en güçlü ordusunu kurar.

Aslında Chamberlain’in asıl niyeti başkadır. Ona göre Hitler’in asıl hedefi Kapitalizm ve Avrupa değil, Rusya ve Komünizmdir (zira Hitler asıl hedefinin bu olduğu konusunda Chamberlain’i ikna etmiştir.).Böylece Hitler silahlanıp Rusya’ya saldıracak ve hem Sovyet Devleti ve komünist rejim yıkılacak, hem de Hitler ve Almanya tükenecek, dolayısıyla iki beladan birden kurtulmuş olacaktır.

HİTLER-STALİN SALDIRMAZLIK ANLAŞMASI

Chamberlain’i (bu arada Fransa’yı da ) ikna edip pasifleştiren Hitler, bu kez Stalin’le görüşme başlatarak komünizmi ve Rusya’yı hedef göstermesine aldırmamasını, asıl düşmanlarının İngiltere, Fransa, Polonya ve diğer Avrupa ülkeleri olduğunu, bu niyetini gizlemek için böyle davrandığını, onun için ülkesiyle bir “saldırmazlık antlaşması” yapmak istediğini teklif etmişti. Zaten İngiltere ve Fransa’dan bir sonuç çıkmadığını gören Stalin bu zokayı yutmuş ve Polonya’nın bölüşülmesini de içeren bir anlaşma imzalamıştı.

HİTLER AVRUPAYA SALDIRIYOR.

Bundan sonrasını kısaca anlatırsak; Hitler, Stalin’e verdiği sözü tutarak ilkin Avusturya’yı ilhak etmiş, ardından Polonya bölüşülmüş, ardından Çekoslovakya, Fransa ve nihayet bütün Avrupa’yı işgal ederek Dünya Tarihi’nin en kanlı savaşını başlatmış oldu.

Bu arada Hitler’le yaptığı anlaşmaya güvenen Stalin, bütün gücünü Doğu’da Japonya ile olan savaşa yoğunlaştırmıştı.

Ve bir gün Hitler, Stalin’in hiç beklemediği bir anda Rusya’ya da saldırmış, hemen hiçbir zorlukla karşılaşmadan Stalingrad ve Moskova önlerine kadar yürümüştü.

Böylece bu gün Kobani’deki savunmayı benzettiğimiz ünlü Stalingrad Savunması Efsanesi doğmuş, yaklaşık üç yıl süren ve on binler, yüz binler değil tam 26 milyon Sovyet insanının öldüğü kanlı bir vahşet yaşanmıştır.

CHAMBERLAİN’İN PASİFLİĞİNİN SONUCU

2. Dünya savaşının tarihini yazan hemen her tarihçinin üzerinde anlaştığı konu şudur: Eğer Chamberlain daha aktif, daha kararlı davranıp Hitler’i Versailles Anlaşmasına aykırı olarak giriştiği silah üretimini durdurup anlaşma şartlarının içinde kalmaya zorlasaydı, dünya böyle kanlı bir savaşı yaşamayacaktı. Belki gene savaşın çıkmasını engelleyemezdi. Ama 50 milyon insanın öldüğü ve taş üstünde taş bırakılmamış bir dünya olmazdı.

OBAMA VE CHAMBERLAİN BENZERLİĞİ

Bunları anlatmamızın sebebi, Obama’nın Ortadoğu’da takındığı pasif ve korkak tutumunun Chamberlain’inin tutumuyla paralellik taşıdığını anlatmaya çalışmaktı.

Gerçekten Obama, seçildiği günden itibaren o pasif ve korkak tutumu takınmasaydı, bu gün Ortadoğu bu kadar kanlı ve barbarlık ortamına sürüklenmezdi. Elbet hiç savaş olmayacak, hiç kan dökülmeyecek demek istemiyoruz. Gerçek şu ki, Ortadoğu’da taşlar yerine oturup herkes hakkına kavuşuncaya kadar savaş ortamı da geçmeyecektir. Ancak bu kadar vahşice ve bu kadar kontrolsüz olmayacağı da açıktır.

ASIL KIRILMA IRAK’TAN ABD ORDUSUNU ÇEKMEKTİ

Seçim propagandasını askerlerini Irak’tan çekme üzerine oturtan Obama, seçildiğinde de ilk yaptığı buydu. Oysa dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun, mevcut bir rejimi yıkıp yerine yeni bir rejim oturtmak için en azından iki veya üç kuşağın geçmesi gerekir ki, bu da yaklaşık 40 ila 60 yıla denk gelir. Yani, eski rejim artıklarının tamamen dünyadan göçmüş, yeni rejim şartlarında doğan kuşakların iktidara gelmiş, eski rejim alışkanlıklarının artık unutulmuş olması gerekir.

Obama bu basit kuralı yok sayarak çok kısa sürede Irak’a yeni bir ordu kurmuş ve askerlerini geri çekmiştir. Ona ve danışmanlarına göre yeni ve modern bir ordu kurmak yeteriydi.

Oysa eski rejim kurtları henüz toplumun içinde ve toplum üzerindeki etkileri devam etmekteydi.

Obama’nın ikinci hatası, artık Ortadoğu ve özellikle Suriye ve Irak’tan tamamen elini çekip onları kendi haline bırakmak olmuştur.

Üçüncü ve en önemli hatası ise,  Rusya’nın Esat Rejimi ile olan bağlarını önemseyip Rusya’ya baskı yaparak Esat’a desteğini çektirememesi ve muhalif güçleri Suudi, Türkiye ve Katar gibi bölge ülkeleriyle baş başa bırakmasıdır.

IŞİD DOĞUYOR

Fazla uzatmadan belirtelim ki, Obama’nın bu pasif, aldırmaz ve korkak tavrıyla, Chamberlain’in Hitler’i hafife alıp dünyanın ve nihayet İngiltere’nin yıllar süren kanlı bir savaşa sürüklenmesine zemin hazırlayan tavrı arasında fazla bir fark yoktur.

Gerçekten üç yıldır Suriye’de patlak veren isyana, hiçbir gelecek analizi yapılmadan, muhalifim diyen herkese silah ve mali destek sağlayan Suudi, Türkiye, Katar ve diğer Arap ülkelerinin ,“Esat gitsin de ne olursa olsun” mantığı, sonuçta IŞİD gibi kontrolsüz bir dehşet örgütünün türemesine zemin hazırlamıştır.

Oysa daha başından bu durumun ortaya çıkması önlenebilirdi.

SONUÇ UZUN BİR MARATON

IŞİD her ne kadar kendini İslam Devleti olarak ifade etmekteyse de, aklı başında herkes bu çetenin aslında katı bir Arap Milliyetçisi, eski BAAS siyasetinin en kanlı uzantısı olduğunu bilir.

Onun için bütün enerjisini Kürtlerin üzerine yoğunlaştırıp uzanabildiği alanlarda saf bir Araplaştırma sağlamaya çalışmaktadır. Kısacası her işini bırakıp sırf Kürtlere saldırması bundandır.

IŞİD MUTLAKA ÇÖKECEKTİR

Dünya Tarihi göstermiştir ki, bu tür kontrolsüz barbar örgütler ve kurdukları uyduruk devletler asla uzun süre yaşayamamış, yaşamalarına izin verilmemiştir. Bu nedenle uzun ve kanlı sürecek de olsa bu çete akıbet çökertilecektir.

Ancak başlangıçta Obama’nın sözünü ettiğimiz bu pasif ve “ne haliniz varsa görün” tavrı olmasaydı IŞİD gibi bir dehşet örgütü doğmayabilir, doğsa da bu kadar etkili olmaya bilirdi.

AVRUPA NEREDE?

Son olarak okuyucunun aklına, neden sürekli ABD ve Obama’ya yüklendiğim, başta İngiltere ve Fransa olmak üzere Avrupa ülkelerine hiç değinmediğim sorusu gelebilir.

Hemen belirteyim ki, Avrupa’nın son iki yüz yılık Tarihi ödleklik, korkaklık ve konformist yaşam tarihidir. Özellikle 1. ve 2. Dünya savaşlarda kendini kurtaramayıp tam bir bataklığa ve yok oluşa saplanmışken, her seferinde ABD gelip ortalığı temizlemiştir. Nitekim bunun en son örneği Boşnak-Sırp olayıdır. Ellerinde NATO gibi dev bir organizasyonun bütün imkânları olmasına rağmen, katliamları izlemekten başka bir iş yapmamış, sonuçta gene ABD gelip savaşı sonlandırarak Boşnakları soykırımdan kurtarmıştı.

Onun için tüm İslam Âlemi sabah akşam ABD’ye küfrederken Boşnaklar her ortama teşekkür ve minnetlerini ifade ediyorlar. Üstelik hiçbir Müslüman’ın buna itiraz ettiğini de duymadık.

Bu yüzden şahsım olarak hiçbir zaman bu tür analizlerde Avrupa’yı bir faktör olarak düşünmemiş, hesaba katmamışımdır. Onların konformist yaşamları ve kedi-köpeklerini düşünmekten başka bir dertleri yoktur.

Belki bir tek Almanları bunların dışına tutabiliriz. Ancak onların da 2. Savaştan sonra silah taşıma ruhsatları iptal edilmiştir.

OBAMA GİTMEDİKÇE IŞİD’İN YOK EDİLMESİ ZOR

Sonuç olarak IŞİD sorununun tam olarak çözülebilmesi için Obama ve Demokrat Parti’nin gidip yerine Cumhuriyetçi Parti ile bu partiden bir başkanın gelmesi gerektiğine inanıyoruz.

Yeter ki o güne kadar Kobani ve PYD direnip ayakta kalabilsin.

 

4.11.2014

Mustafa Güneş/URFA

 

 

 

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık