Mustafa GÜNEŞ

ÖLMEYİ HAK ETMEK


Mustafa GÜNEŞ
14 Ekim 2014 Salı 12:00

Tarihten beri hemen tüm filozoflar ölüm ve yaşam üzerine görüş belirtmiş,kendilerince felsefe geliştirmişlerdir.

Genel felsefe tarihine baktığımızda yaşam hakkının kutsallığında görüş birliğinde oldukları halde, ölüm konusunda esasta bir birine yakın olsa da ayrıntılarda farklılıklar göstermişlerdir.

Üzerinde birleştikleri noktaların başında bir kişinin yaşamayı hak ettiği kadar, ölmeyi de hak etmesi gerektiği düşüncesi gelir.

ÖLMEYİ HAK ETMEK NEDİR ?

Bu kavram;

Bir kimsenin öldüğü zaman, hayatı boyunca yaptıkları ve fikirleri ona ne kadar değer verileceği, ne kadar saygı duyulacağı, insanlığın neler yitirdiği, insanlık tarihindeki yerinin ne olduğu, ölümden sonra geride bıraktığıyla ne kadar yaşayacağı hakkındaki tüm olguları içerir.

Elbette hayatı boyunca anılmaya değer bir şey bırakmamış biriyle, saygı uyandırmış birine verilecek değer farklıdır. Kısaca ölmeyi hak etmek kavramı bütün bu nitelikleri içerir.

Başka bir deyişle, bir yanda hiçbir varlık göstermemiş birinin sıradan bir ritüelle mezara konulmasıyla; toplumda, hatta dünyada anılmaya değer bir iz bırakmış birinin cenaze töreni o insanın ölümü ne kadar hak edip etmediğini de gösterir.

Tabi bir de hiçbir zorlama olmadan, kendi iradesiyle bir cephede özgürlük ve insan hakları uğruna canını vermiş ve bir mezarı dahi bulunmayanların ölümü hak etmesi, hak etmekten öte bir destandır.

SOKRAT…

Tarihteki ölmeyi hak etmenin en iz bırakan veciz bir ifadesini tek cümleyle Sokrat yapmıştır. Ölüm cezasına mahkûm edildiği zaman;

-Seni haksız yere öldürecekler! Diyen sevenlerine;

-Haklı yere öldürselerdi daha mı iyiydi? Cevabını vermiştir.

BİR ŞİİRİM

Kürtler, yüz yıllardır kendilerin yok sayan, onları eritmek,silmek isteyen değişik devlet ve halklara karşı bu gün Kobani’de olduğu gibi varoluş ve yok oluş mücadelesi sürdürmekte ve kesintisiz can vermektedirler.

Bu mücadelelerin hepsinde de büyük güçlerin karşısında tek silahları olan canlarını ve yüreklerini göz kırpmadan vermiş, vermektedirler.

Öyle ki, ölmeyi hak etme kavramını en yoğun ve en somut yaşayan halkların başında gelmekteler desek abartmış olmayız.

Yıllar önce (2000 yılı) bu duyguyla bir dağın doruğunda kıstırılmış savaşçıların duygularını anlatmaya çalıştığım bir şiir yazmıştım.

Kobani destanına da çok uyan bu şiiri aşağıda veriyorum.

Geçmişte ve bu gün Kobani’deki bütün hakkını vererek ölen şehitlere armağan ediyorum.

14.10.2014

Mustafa Güneş/URFA

 

 

ÖLMEYİ HAK ETTİK

Çıtsızdı ova.

Bir kertenkele yalnızlığında

Sessizdi dünya

Umut çürük,

Ağıt çığlıksızdı.

Biz, dorukta kasırga dehşetinde

gergin;

Can avcısı düşman aşağıda rahat

ve

emin.

Kimden gelsindi medet

Öylesine yanarken

imdat yamaçları.

Beklenti  zamanı kilitlemiş

derinden derine sızlak.

Ay yanlış yere şavkıyor

Evren sırrını düşmana sunmuş

Kucaktan kucağa

arsız, fahiş,  kıvrak.

Ve biz cıgara yakamaz,

göz bile kırpamazdık.

Uyku sürgündü doruğumuzdan,

Ortalık haşarat mahşeri aşağıda…

Ve biz…

Biz ki

Ne geçmişe

ne geleceğe

bel bağlayamazdık

Bir de emir vardı

ağlayamazdık.

Üstelik emri veren de biz

alan da bizdik

Neylersin işte böyleydik,

deliydik.

Kanımızdan sürgün vermişti çalılar

Ülke bellediğimiz şu suratsız kayalarda.

Tıraşsız,

tütünsüz

ve

kadınsızdık.

Kadınlarımız vardı ya

Kulak asma

onlar da kadınsızdı.

 

Teker teker ölmeyi kararladık

Ucuza gitmemek

Düşmanı çabuk sevindirmemek

istatistiklerde rakam olmamak namına.

 

İsim isim

Süreçte

zamanda

ve mekânda

ölmeyi kararladık.

Sıra ikramladık birbirimize

Dehşeti en çok tadan

Öfkesini en pahalı satan

olma şerefini

almak istiyorduk arkadaşlarımızdan.

Beni sona bıraktılar

en büyükleriydim

abileriydim

Bu şiiri nasıl yazdım

nere sakladım,

nasıl buldular…

Şimdi onu yazmaya zamanım yok

Nasıl kahramanca vuruştuğumuzu yazmayacağım

bilinsin ki

Düşman çoktu,

bu anda yenmemizin mümkünü yoktu,

Onları tarihe havale edemezdik

tarih zaten bizden yana bozuktu.

Geleceğe havale edemezdik

geleceğin bize geleceği yoktu

Velhasıl işimiz boktu

Kesin olan şu ki,

güzel ölüyorduk.

Kurşun haznesine yüreğimizi

sürer gibi

Govendte mendil

sallar gibi

Sevgilinin teri  sinemize

damlar gibi

ölüyorduk.

İnsan gibi yaşamadıksa da

adam gibi ölmesini biliyorduk.

Sözün özü dostlar

Ölmeyi hak ediyorduk.

5 Eylül 2000

 

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star