Mustafa GÜNEŞ

OPERASYON, AKP VE CEMAAT


Mustafa GÜNEŞ
22 Aralık 2013 Pazar 16:54

Yıllardır her ortamda söylüyoruz.

Bir demokrasinin başına gelecek en kötü şey, herhangi bir “darbe” den ziyade, aralıksız ve kesintisiz “mutlak ve rakipsiz sandık İktidarı”dır.

Darbelerde demokrasinin “ortadan kaldırıldığı” veya en azından “askıya alındığı” ayan beyan bellidir ve herkes bu duruma göre kendine bir duruş açısı veya bir yer belirler.

Oysa diğerinde insanlar, demokrasi içinde yaşadığını sanırken zamana yayılarak yavaş yavaş diktatörlüğe alıştırılır.

Türkiye İnsanının demokrasi macerasının en kritik ve zayıf noktası, bir türlü dengeli bir seçim yapamamasıdır.

Ya parçalanmış siyasette “partiler aşuresi bir parlamento”, ya da bütün gücünü “hurraa” diye bir lidere ve partiye yükleyerek karşısında duracak, direnecek bir muhalefeti olmayan bir parlamento!..

Geçmişte Menderes, Demirel, Özal gibi liderlere yaptığı gibi… (ki hepsinin iktidarı değişik biçimde, ama çok kötü sonlanmıştır.)

Son 12 yıldır da aynı “dejavu” ve “anakroni”yi AKP ve Erdoğan’la yaşamaktayız.

GENE ÖLÇÜSÜZ VE KONTROLSÜZ TERCİH

İnsanlık ve demokrasi tarihinin yüzlerce kez deneyip, gözleyip ispatladığı gibi dünyanın en temiz, dürüst ve Samimi lideriyle partisini bile yıllarca rakipsiz bir şekilde tercih etmeye devam ederseniz, mutlaka ve hiç istisnasız bozuşup kokuşarak diktaya dönüşür.

Bunun tersi hiçbir zaman hiçbir ülkede ne görüldü ne de denendi.

Hep örnek veririm ve görünen o ki daha yıllarca vermeye devam edeceğim. Bundan 240 yıl önce ABD Anayasası’nı hazırlayanlar daha o zaman bu tehlikeyi görmüş ve bir başkana 4‘er yıldan en çok iki dönem seçilme hakkı tanımıştır.

Üstelik seçilen başkan da “sırat üstünde” bir oy oranıyla başkanlık yapmak zorunda kalmaktadır.300 milyonluk bir ülkenin böyle sırat üstü bir oy dağılımını sağlaması da ayrı bir demokrasi efsanesidir.

AKP 2008 ‘DEN SONRA KOKUŞMAYA BAŞLADI

AKP’liler ve Erdoğan, ikinci seçimden sonra iktidarlarının pekiştiğini ve daha uzun yıllar rakipsiz ve mutlak bir iktidarda kalacaklarını anlayınca pervasız, muhalefeti ciddiye almamaya, kısaca keyfi davranmaya başladılar.

Bu güvenceli ruh halinin; yavaş yavaş ve azar azar bozuşacağını, ihale yolsuzluklarına, taraftar kayırma, çeşme akarken (elbet hepsi değil)  testi doldurma yarışına dönüşeceğini bilmek için filozof olmaya gerek yok.

Nitekim ülkenin her yerinde hemen bütün ihalelerin ve Hazine Arsalarının partili veya üst düzey yönetici yakınlarına ayarladığını, bilmeyen ve özel sohbetlerde dillendirmeyen kimsenin kalmadığını her kes biliyor ancak bir şey yapamıyorlardı.

Onun için bu gidişatın bir yerde patlayacağına, birilerinin tırpanlanacağına şaşmamak gerek.

CEMAAT-OPERASYON İLİŞKİSİ

Ne hikmetse bu operasyon bombası patladığı andan itibaren bütün ülkenin gözü hiç tereddütsüz “Cemaat”e çevrildi. Oysa bizim kanaatimize göre cemaat bu işi böyle aylarca ve yıllarca kotaracak kadar güçlü değildi.

Gerçi bürokrasinin hemen her hücresine sızmışlardı. Ama bu çaptaki bir operasyonu da kotarıp organize edecek güçlerinin bulunduğunu sanmıyorum.

Fakat herhalde ganimeti fırsat bilip bir yerinden ve bir ucundan içinde oldular.

AKP BOĞAZINA KADAR YOLSUZLUK İÇİNDE, AMMAA…

Bu operasyondan medet umanlara, AKP taifesinin ders alıp bundan sonra dürüst ihaleler yaparak, aracılık, rüşvetçilik yapmayacağına, arsa kotarmayacağına inananlara hemen söyleyelim ki, hayal kurmanın kimseye bir zararı yoktur.

Kurulu sistem yurdun her yanında aynen devam edecek ve tam tersi hükümet bu operasyonu halka ve yandaşlarına kendilerine karşı tezgâhlanan bir komplo olarak yansıtıp diktasını biraz daha pekiştirecektir.

Kısaca bu kahir destek arkalarında olduğu sürece varacakları başka bir sonuç yoktur

CEMAATE GELİNCE…

Eğer montaj değilse, son günlerde Hoca Efendi’nin ortalığı kasıp kavuran “beddua kaseti”nden anlaşıldığı kadarıyla, onca debdebesinin, Humeyni edasının, azametinin ve bürokrasi içindeki birkaç “memuriyeti” ele geçirerek devleti ele geçirdiği hayalinin yıkıldığı ve epey çaresiz kaldığı ayan beyan ortaya çıktı.

Hoca Efendi, “piri”nin kendisine “devleti ele geçirmek istiyorsanız eğitimi ve bürokrasiyi ele geçirin” vasiyetinin devleti ele geçirmeye yetmediğini; devlet denen “canavarın”,   ancak “siyasi iktidar” gücünün rakipsiz biçimde ve en az 15-20 yıl kesintisiz elde tutulmasıyla ele geçirileceğini nihayet anlamış bulunuyor.

Şunu da unutmamak gerek: Kim ki yana yakıla, yakasını yırta yırta  “dua” veya “ beddua” ediyorsa, bilin ki olay kendi gücü ve imkanının ötesine geçmiş, kendisinin yapacak bir şeyi kalmamış demektir.

Çünkü hayat pratiği göstermiştir ki, bir sorunun üstesinden kendi imkanlarıyla geleceğini bildiği sürece kimsenin aklına dua veya beddua etmek gelmez.

Velhasıl, Orhan Veli’nin dediği gibi “Yazık oldu Hoca Efendi’ye”  ve taifesine!

SONUÇ

1-Ak Parti, boğazına kadar yolsuzluk, hukuksuzluğun içinde ve tam bir dikta rejimine dönüşmüştür.

Bütün bunlardan kurtulmanın tek çaresi toplumun, iktidarda kalsalar bile dengeleyici bir oy oranıyla kalmalarını sağlayacak bir oy oranını yakalaması gerekir.

2-Başbakan bunlardan habersizmiş gibi davranamaz; çünkü bu çağda bu kadar söylentinin kulağına gelmemiş olması mümkün değildir. Yıllardır iblis kadar sevmediği Melih Gökçek gibi bir şarlatanın “MHP’ye giderim haa!” şantajlarını sineye çekip tekrar aday gösterdiğine göre, bu işlerden epeyce haberdar olduğu kesindir.

3-Bize göre bütün bu skandallara rağmen, bu toplum AKP ve Başbakan’a kilitlenmiş durumda olduğundan, bu operasyonların oy oranları üzerinde bir etkisi olmayacaktır.

4-Gene kanaatimizce, içinde olmakla beraber, Cemaat’in gücü bu ve gelecek operasyonları kotarıp organize edecek çapta değildir. Ama sonuç olarak  kamuoyuna öyle yansımıştır.

Buna rağmen ne olursa olsun Cemaat’in gündemden düşürülüp gerçek yerine, kendi doğal boyutuna itilmesi için yardımcı olmak gerekir.

Çünkü:

Bu ülke belki diktayı taşıyabilir. Ama tamamen fundamentalist ve dini esasları insanlara dayatmayı hedefleyen  “siyasi olarak sorumsuz” ama pratik olarak yetkili bir teşkilatı taşıyamaz.

Hele ki iyi kötü yürütülen “barış” çabalarına bu kadar karşıyken…

 

22.12.2013

Mustafa Güneş/URFA


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star