Mehmet FARAÇ

Paris cinayetini ancak PKK çözer!..


Mehmet FARAÇ
19 Ocak 2013 Cumartesi 01:31

AKP’nin; MİT Başkanı üzerinden Öcalan’la diyalogu yoğunlaştırdığı bir süreçte, Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Söylemez adlı PKK’lıların Paris’te öldürülmesinin yarattığı şok sürüyor... “Katil kim” sorusuna yanıt arayan komplo teorileri ise havada uçuşuyor...
Olayın tetikçilerini bulmak bir yana, cinayetlerin perde gerisini ve eylem iradesini MİT, Fransız istihbaratı ya da başka güçler çözecek konumda değil!..
Çünkü olayla ilgili en önemli şifreler yalnızca PKK’nın elinde olabilir!.. Çünkü üç kadının kimlerle çelişkisi olduğunu, kimlerin hedefi olabileceklerini hatta kimlerin tekerine çomak soktuğunu en iyi PKK bilebilir!..
Örgüt en azından “Üç kadının üzerinden kimlere uyarı yapıldığı” konusunda, kendi içinde de araştırma yapıyordur!..
“Cinayetler açılım dönemine denk getirildi” saptaması da çok tartışmalıdır!.. Bu “denk”lik planının asıl aktörlerini yalnızca örgüt dışında aramak, geçmişte PKK içinde yaşanan infazlar nedeniyle çok gerçekçi olamıyor!..
Ancak “işin içinde karanlık güçler var” diyenler hatta “kontrgerilla”dan söz edenler de haksız değil!.. Asıl soru da zaten burada... Yani “Hangi karanlık güç?”, “Neredeki kontgerilla?” sorusu da muhatabını aramaktadır!..
Her ne kadar Kongra-Gel Başkanı Remzi Kartal, “Türkiye’nin 2011’de Avrupa’ya infaz timleri çıkardığına dair duyum aldıklarını ve bunu o dönem Avrupalı birimlerle paylaştıklarını” öne sürse de, “PKK’nın asıl yöneticileri dururken, kadınlar niçin hedef alındı” sorusuna da yanıt verilmelidir!..
Ayrıca “süreci sabote edenler” iddiası dışında, PKK içindeki “İmralı-Kandil”, “Suriyeli-Türkiyeli”, “İran-Kandil”, “Avrupa-Kandil” arasındaki sürtüşmeleri de sorgulamak gerekiyor!..

Bu soruları kim yanıtlar?..

Gelelim PKK’nın en rahat hareket ettiği bir ülkede, örgütün  nasıl bu kadar kolay darbe alabildiği konusuna?.. Aşağıdaki sorular yalnızca cinayetin ardında “kimler” var sorusuna yanıt aramıyor; “hesaplaşma sürecek mi” kaygılarını da içeriyor:
- “PKK’nın kasası” olarak bilinen Nedim Seven ile Canan Kurtyılmaz’ın da aralarında bulunduğu 18 kişinin yargılandığı PKK Avrupa davası, İmralı ile Kandil arasındaki görüş ayrılıkları ve örgütte rekabete yol açtı mı?..
- Abdullah Öcalan’ın; Paris’teki PKK davasını öne sürerek Murat Karayılan’ın Avrupa’daki kadrosunu tasfiye etmek istediği doğru mu?.. Öcalan ile avukatları arasında bu konuda bir konuşma kayıtlara geçti mi?..
- 2 Kasım 2011’de sonuçlanan davada 5 yıl tecilli ceza alan Nedim Seven ile Canan Kurtyılmaz’ın geri plana çekildiği iddialarının gerçeklik payı var mı?..
- Öcalan’a yakınlığıyla bilinen PKK’nın Avrupa sorumlusu Sabri Ok, Karayılan’a yakınlığıyla bilinen Canan Kurtyılmaz ile Nedim Seven’e karşı “Fransa’da alternatif bir yapılanma” oluşturdu mu?..
- Oslo’da, MİT ile PKK arasında yapılan görüşmelere de katılan Sabri Ok, “Örgütün parasını ne yaptınız?” diyerek Kurtyılmaz ve ekibinden özeleştiri istedi mi?..
- Paris’teki üç PKK’lı kadının örgütün önemli bir merkezinde toplanmasının nedeni, yeni Avrupa kadrolarının oluşturulması mıydı?..
Fransız polisi ve istihbaratının görevi şüphesiz katilleri bulmak... Hele ölenlerden Fidan Doğan, Fransa Cumhurbaşkanı ile sık sık görüşebilecek nitelikte biriyse, Paris’teki güvenlik birimlerinin sorumluluğu daha da artıyor.
Ancak tüm bunlara rağmen Paris’teki katliamı çözecek tek merkez yine PKK’nın kendisidir...
Çünkü örgütün Avrupa’daki para trafiğindeki karmaşa-çatışma, dış örgütlenmedeki rekabetin yol açtığı kadrolaşma sıkıntıları ve Kandil’deki yöneticilerin Avrupa’ya gönderileceğinin     yarattığı telaş, PKK’yı önümüzdeki günlerde “örgüt içi soruşturma”ya daha da çok zorlayacaktır!..

CHP il başkanı niçin susuyor?..

Geçen hafta bu köşede, halktan kopuk olan Bakırköy Belediyesi’ndeki sıkıntılar, iddialar ve şaibelerin CHP’yi bölgede hızla erittiğine dikkat çekmiş ve CHP İstanbul İl Başkanı Oğuz Salıcı‘nın niçin duyarsız kaldığını sormuştuk...
CHP tabanından ihbar içeren mailler yağmaya devam ediyor. Salıcı bugünlerde düzenleyeceği bir yemek için tanesi “10 bin lira”dan davetiye satmaya çalıştığı için Bakırköy’deki iddialarla pek ilgilenmiyor!..
Hele “birkaç davetiye alan işadamlarına belediye meclis üyeliği sözü verildiği” dedikoduları İstanbul’da CHP’ye büyük zarar veriyor.
Çünkü 10 bin lirayı veremeyen binlerce emektar CHP yöneticisi, yemeğe gidemeyeceklerinden yakınıyor... Bir ilçe yöneticisi bu durumu, “Sosyete partisine çevirdiler” diye yorumluyor.
Salıcı; CHP’li yurttaşların, “il başkanı Bakırköy’deki çöküşü görmüyor mu” sorusuna yanıt vermekten kaçınıyor ama bölgedeki 60 derneği bünyesinde barındıran Bakırköy Sivil toplum Kuruluşları Platformu’nun başkanı Ülker Durukan bakın neler anlatıyor:
“İl Başkanına doğru bir çağrı yapmışsınız ama sizi duyacağını zannetmiyorum. Biz yıllardır il başkanları nezdinde girişim yapıyoruz. Bakırköy Belediye’sindeki yolsuzluk iddiaları had safhaya çıkınca mecliste çatlak oluşmuştu. Dönemin Meclis Üyeleri Yurdanur Kırıcı, Bülent Düşko ve Rıza Zelyut buradaki yeşil alanın ve okul alanının imara açılmasına karşı çıktılar. Biz de İl Başkanı Gürsel Tekin’e gittik. ‘Kesinlikle gereğini yapacağım’ dedi. Ataköy 6. Kısımdaki imar değişikliği planına iptal davası açtığını duyarak sevindik. Ama Bakırköy Belediye Meclisi’nden AKP’lilerle ittifak halinde bu planı çıkardılar. Biz Tekin dava açmıştı derken bir meclis üyesi sırıtarak ‘Gürsel davasını geri çekti hiç uğraşmayın’ dedi. Tekin bize sonra randevu da vermedi. Oğuz Kaan Salıcı göreve geldiğinde ise kendisinden hiç randevu alamadık!.. Demek ki CHP İl Başkanlığı da Bakırköy’de hakkını arayan dürüst insanlara kapalı.”
CHP’lilerin isyanı üzerine Bakırköy’deki rezaletleri, skandalları, şaibeleri ve yolsuzluk iddialarını “belgeleriyle” yansıtmaya devam edeceğiz... Ta ki birileri Ateş Ünal Erzen ve yardımcısı Turgay Akbal’a “yeter artık, dur” diyene kadar!..

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık