Pire Felsefesi


6 Aralık 2011 Salı 22:32
Bilim adamları pirelerin farklı yükseklikte zıplayabildiklerini görürler.
Birkaçını toplayıp 30 cm yüksekliğindeki bir cam fanusun içine koyarlar.
Metal zemin ısıtılır.
Sıcaktan rahatsız olan pireler zıplayarak kaçmaya çalışırlar ama başlarını tavandaki cama çarparak düşerler.
Zemin de sıcak olduğu için tekrar zıplarlar, tekrar başlarını cama vururlar.
Pireler camın ne olduğunu bilmediklerinden,
Kendilerini neyin engellediğini anlamakta zorluk çekerler.
Defalarca kafalarını cama vuran pireler sonunda o zeminde 30 santimden fazla zıpla(ya)mamayı öğrenirler.
Artık hepsinin 30 cm zıpladığı görülünce deneyin ikinci aşamasına geçilir ve tavandaki cam kaldırılır.
Zemin tekrar ısıtılır.
Tüm pireler eşit yükseklikte,
30 cm zıplarlar!
Üzerlerinde cam engeli yoktur,
Daha yükseğe zıplama imkânları vardır ama buna hiç cesaret edemezler.
Kafalarını cama vura vura öğrendikleri bu sınırlayıcı
‘Hayat Dersi”’ ne sadık halde yaşarlar.
Pirelerin isterlerse kaçma imkânları vardır ama kaçamazlar.
Çünkü Engel Artık Zihinlerindedir.
Onları sınırlayan dış engel (cam) kalkmıştır ama kafalarındaki iç engel (burada 30cm’den fazla zıplanamaz inancı) varlığını sürdürmektedir.
Bu deney canlıların neyi başaramayacaklarını nasıl öğrendiklerini göstermektedir.
Bu pirelerin yaşadıklarına ‘Cam Tavan Sendromu’  veya “Öğrenilmiş Çaresizlik” denir.
O zaman insanlar çaresizliği nasıl öğrenir?
Toplumumuzda pozitif başarı eğitiminden daha çok negatif başarısızlık eğitimi veriliyor.
Nasıl yapabilirsin anlatılarından çok,
Nasıl yapamazsın anlatılarının sesi çıkıyor.
Yazılı basında,
Televizyon programlarında,
Aile içi sohbetlerde,
‘Yapamazsın, Olamazsın, Mümkün Değil’ cümleleri,
‘Hayır, Yapabilirsin’ cümlelerinden daha çok kuruluyor.
İnsanlar çaresizliği öğrenmekle kalmıyor,
Çevrelerine de öğretiyor.
Özellikle çocuklara karşı ilginç bir korumacılık var.
“Hayal kırıklığına uğrar” diye çocuklarının büyük hayal kurmasını istemiyorlar.
Bu da öğretilmiş çaresizliktir.
Cam Tavan adından da anlaşılacağı gibi görünmez bir engeli tanımlıyor.
Bir yönetici,
Belirli bir noktaya kadar yükseliyor,
Ama önemli bir terfi beklediği anda bilinmez nedenlerden dolayı arzu ettiği terfii alamıyor.
Siyasette de aynen böyle;
İnsanlar belirli görevlere aday adayı oluyorlar,
Başaracaklarına inanıyorlar ama orada da cam tavan var çarpıp hayal kırıklığına uğruyorlar.
O gizli formatı, o cam tavanı kimse bilemiyor.
Uzmanlar Cam Tavan’ı yaratan çok önemli bir faktöre işaret ediyorlar.
Bu kişinin kendi kendine yarattığı engeller.
Bunlar, aile hayatlarının zarar görmesinden duyulan endişe,
Nasıl olsa yükselmem mümkün değil diyerek sonuna kadar gidememe ve bu yaklaşımın getirdiği özgüven eksikliği şeklinde tanımlanabilir.
Bir insanın gelebileceğine inandığı en üst nokta, onun cam tavanıdır.
Cam tavanınız hayallerinizin tavan yüksekliğini gösterir.
Başka bir değişle:
“Yapabileceğin, Yapabileceğini Düşündüğün Kadardır.”
Şirketlerde yıllarca aileden birinin veya eski bir gediklinin altında çalışan elemanlarda ve siyaset yapanlarda sık sık görülür;
Cam tavan kalkar ama fark edemezler,
Bir de bakmışlar yeni gelen biri zıplayıp gidivermiş.
Bir Çin atasözü derki; 
“Sınırlarınızı Bilin Ama Sınırlarınıza Esir Olmayın...”

Sözün Özü
İnsan inandığına denktir.
Yapabileceği düşündüğü kadardır.
“Bir şeyin imkânsız olduğuna inanırsanız,
Aklınız bunun neden imkânsız olduğunu size ispatlamak üzere çalışmaya başlar.
Ama bir şeyi yapabileceğinize inandığınızda,
Gerçekten inandığınızda,
Aklınız yapmak üzere çözümler bulma konusunda size yardım etmek için çalışmaya başlar”
Dr. David J. Schwartz

Saygılarımla..

İbrahim Halil Okuyan
İnşaat Yüksek Mühendisi
5.Aralık.2011 Şanlıurfa

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık