Rüşvet


20 Mayıs 2013 Pazartesi 07:53

Rüşvet; yaptırılmak istenilen bir işte yasadışı kolaylık sağlanması için bir kimseye mal ya da para olarak sağlanan çıkar.

Ülkemizin % 99 u Müslüman deriz.

Müslüman olan,

Allah’ a Ahret’ e de inanır.

Ölünce işlediği günahlar için hesap vereceğine,

Cehennem’ e gideceğine de inanır.

Allah’ın her suçu affedebileceğini ama

“KUL HAKKI YİYENİ AFFETMEYECEĞİNİ”  bilir.

 

Öyleyse Müslüman bir kişi,

Allah’ a, Peygamber, Meleklere, Kuran’ a, Ahrete,

Hayır’ a ve şer’ e inanan, beş vakit namazını kılan,

Ramazanda orucunu tutan, bir kişi neden Rüşvet alır?

Neden yolsuzluk yapar?,

Neden adam kayırır?

Neden torpil yapar?

Kendisi yapmıyor olsa bile elinde yetki varsa bunları yapılmasını engellemesi gerekmez mi?

Yapan kendi arkadaşı, yandaşı, kardeşi bile olsa cezalandırmaz mı?

 

Bu soruların cevabını bulmak kolay değil tabi

 

Kanuni Sultan Süleyman’ın Bağdat’ı fethinden sonra (1434) Fuzuli Padişaha kasideler sunmuş,

Padişah tarafından beğenilen kasidelere karşılık 9 akçelik maaşla ödüllendirilmiştir.

 

Fuzuli kendisine bağlanan maaşı bir türlü alamaması üzerine padişahı ziyaret edip maaşını almaş için saraya gelir fakat kapıdan içeri almazlar bunun üzerine Nişancı Celalzade Çelebi'ye “Şikâyetname” adlı mektubu yazar.

 

Osmanlı’nın Ahlaki Çürümesini ve

Onun devamı olan Türkiye’deki çoğu bozukluğun özeti sayılabilecek;

İçinde rüşvetin geçtiği dörtlük ve bu topraklarda,

Bin yıllar sonrasında dahi geçerliliğini koruyacak olan sözü şöyledir;

 

“Selam verdim, Rüşvet değildir diye almadılar.

Hüküm gösterdim, faydasızdır diye iltifat etmediler.

Eğer ki görünürde itaat eder gibi davrandılar.

Ama bütün sorduklarıma hal diliyle karşılık verdiler.”

 

Yazıyı konuya biraz mizah katarak bitirelim.

 

“Adam, Rüşvet suçundan Hâkim önüne gelmiş.

Her şey, adamın suçluluğunu gösterdiği için,

Hâkime kararı açıklamaktan başka bir şey kalmamış.

Adama,

Ceza olarak bir tanesini seçebileceği üç seçenek sunmuş.

Suçlu,

Ya yüz tuman ödemek,

Ya elli kere kamçılanmak ya da beş kilo soğan yemek durumundaymış.

 

Adam,

“Bu kesinlikle zor olmayacak..” diye düşünmüş ilk soğana sarıldığında; fakat yarım kiloya yakın çiğ soğanı yedikten sonra kalan soğanlara bakınca midesi kalkmış,

Gözleri sulanmış ve yanaklarından yaşlar akmaya başlamış.

 

“Yüce Mahkeme, Beni Soğanlardan kurtar. Elli Kamçıyı Tercih ederim…” diye yalvarmış.

 

Aklınca kurnazlıkla parasını kurtarabileceğine inanıyormuş.

Zaten Aç Gözlülüğüyle Ünlüymüş.

 

Mübaşir, Hırsızın üstünü soymuş ve sıraya yerleştirmiş;

Fakat Mübaşirin güçlü görüntüsü ve kırbaç onu titretmiş.

Sırtına inen her kırbaçta daha fazla bağırmış ve onuncu vuruştan sonra feryat figan etmiş…

 

”Bana acıyın.

Beni bu kırbaçtan kurtarın…”demiş.

 

Hâkim başını sallamış.

Bu şekilde parasını kurtarmak için kırbacı tercih eden ve sonunda üç cezayı da tadan adam yalvarmış.”

 

Ne olur, yüz tutam ödememe izin verin…”

 

Kıssadan Hisse:

 

İyi Düşün, Doğru Karar Ver, Tercihlerinin Bedelini Fazlasıyla Ödeme!”

 

Saygılarımla…

 

İbrahim Halil Okuyan

İnşaat Yüksek Mühendisi

20.Mayıs.2013 Şanlıurfa

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık