Misafir Yazar

Sağlıkta Suç kimde ? / Halil BAYSAL


Misafir Yazar
10 Nisan 2013 Çarşamba 17:14

Son günlerde ulusal basında; sağlık hizmeti sunan kurumlarda yaşanan suiistimallerin mahiyeti ile ilgili bilgiler kamuoyu ile paylaşılmıştır. Sağlık hizmeti hem kutsal hem zahmetli hem de maliyetli bir organizasyondur. Hayatımızın en değerli varlığı sağlığımızdır. Sağlığımızla oynamaya, sağlığımızın üzerinden haksız kazanç elde etmeye çalışmak kimsenin hakkı olmamalıdır.

Sağlık hizmetinin suiistimallerinde sağlık hizmetinin sunucuları kadar sağlığı yönlendiren ve yönetenlerinde büyük payı vardır. Öncelikle Kamu hastanelerinde, hekimin bilgi ve becerisini optimum kullanmak için çıkartılan performans yönetmenliği, bazı yanlış uygulamaları da beraberinde getirmiştir. Maksimum döner sermaye almak için maksimum performans göstermek gerekecektir. Bu durum beraberinde gereksiz tahlil tetkik, uzayan yatışlar ve hasta mağduriyetlerini getirmiştir. Artan istemler, sağlık giderlerini özellikle Kamu hastanelerinde ve Üniversite hastanelerinde arttırmıştır. Kamu ve üniversite hastaneleri Polikliniklerinde hastanın yüzüne bakmayan, sıcak iletişim kurmayan ve hasta ölüm döşeğinde değilse hastayı yatırmayan sağlık çalışanı hastanın peşinden koşar hale getirilmiştir. Bu durum belli bir dönem sonra sırf performans doldurulsun diye hastalar muayene edilmeden ve bazı işlemler yapılmadan SGK’ ya yüksek faturaların çıkarılmasına neden olmuştur. Ancak, her nedense bu durum kamuoyuna yeterince aktarılmamış ve gerekli tedbirlerin alınması adına adım atılmamıştır.

Evet, işin bir diğer tarafında Özel hastaneler ve Tıp Merkezleri var. Aslında, sağlığa harcanan 42 milyar TL nin sadece 5 milyar TL si özel sektöre verilmektedir. SGK, Sağlık Bakanlığı ve bazı medya grupları kamuoyuna durumu farklı yansıtmaktadır. Vatandaşımız sağlık harcamalarının büyük kısmının özel sektör tarafından yapıldığını bilmektedir. Medyada sağlık ile ilgili menfi haberlerin büyük kısmı özel sektör ile alakalı olmuştur. Özel sektörde suiistimaller yok mu? Elbette vardır. Hasta başına düşen MR, BT, Doppler sayıları içler acısıdır. Acil girişlerinin fazlalığı acilen çözülmesi gereken büyük bir sıkıntıdır. Yapılmayan işlemlerin SGK’ ya fatura edilmesi gibi durumların fazlalığı hepimizin malumu.

Aslında şu zikrettiklerimizi herkes biliyor. Neden halen aynı sıkıntılar devam ediyor. Sağlık Bakanlığının ve SGK’nın bürokratları ile yaptığımız görüşmelerde herkesin yapılan suiistimallerden bütün detaylarıyla haberdar olduklarını görmekteyiz. SGK ne yapıyor?. Çok fazla yapılan işlemleri ya paketin içine alıyor, yada fiyatını düşürüyor. Epikrizi tam ve uygunsa ödemeyi yapıyor. Sağlık Bakanlığı ise yönetmelik ve tebliğler çıkararak sağlık hizmetinin sunumunu zorlaştırıyor. Her iki kurumda suiistimallere kalıcı çözüm bulma adına politikalar üretmekten uzak manevralar peşinde. Yapılan yada getirilen önlem paketleri sadece; ahlaklı çalışan, ,işini hakkaniyet kurallarına göre yapan ve samimi bir şekilde hizmet sunma derdinde olan özel sağlık yatırımcısının ve işletmecisinin nafakasını kesmekten öteye gitmemiştir. Zaten suiistimal peşinde olanlar ve yapanlar, kılıfını hazırlıyor, epikrizini tam ve uygun hazırlıyor ve SGK’ya da paşa paşa ödemeyi yapmak düşüyor.

Özel sektörde hem hekimlik yapan, hem yatırımcı olan ve hem de işletmeci olan bir hekim olarak bu yapılanlara üzülüyoruz. Neler mi yapılmalı?

· SGK denetçileri Kamu-Özel-Üniversite ayrımı yapmadan samimi ve tarafsız denetimler yapmalıdırlar. Hastanelerde ve Tıp Merkezlerinde “canlı hasta” avına çıkmalıdır. Çünkü, bir çok Tıp merkezinde ve Özel hastanelerde hasta olmadan T.C kimlik numaraları ile hasta girişleri yapılmaktadır. Hastanelerine ve tıp merkezlerine özel otomasyon sistemi kurdurup, hasta olmadığı halde her hekim başına 60 hasta girişi yapan merkez sayısı az değildir. Merkezlerinde epikriz ekibi oluşturup canlı hasta muayenesi olmadan fatura kesen merkezler biliyoruz. SGK fatura inceleme komisyonları, sadece epikrizlere bakıp haksız kazanç peşinde olanları bertaraf edemez.

· Acile başvuruları yeşil alan muayenesi ile azaltamazsınız. Epikriz uygun düzenlendikten sonra acil hasta sayısını kimse düşüremez. Bir tıp merkezinde tek acil hekim ile bir ay içerisinde 12.000-13.000 hasta bakılıyor ve epikrizi uygundur denilerek SGK ödemeyi yapıyorsa burada suçun tamamı SGK’ nındır. Biyolojik ve fiziksel olarak mümkün olmayan bu durumu SGK hangi gerekçelerle onaylar. Bu anlamda Sağlık Bakanlığı yeni bir düzenlemeyi acilen yapmalıdır. Bir tıp merkezinin ya da özel hastanenin yatak sayısına göre, acil hekim sayısını yeniden dizayn etmeli, yeterli sayıda kadrolar tahsis edilmelidir. Bir Acil servisin sağlıklı işleyişi için en az 5-6 pratisyen hekime ihtiyacı vardır. Kamu hastanelerindeki pratisyen hekim ihtiyacını daha gideremedik diyorsanız; ya mantar gibi her tarafa tıp merkezi açtırmayacaksınız, ya denetleyeceksiniz ya da milleti hırsızlıkla suçlamayacaksınız. 3-4 Acil Tıp Uzmanı, 6-7 pratisyen hekim ile hastanelerinin acil servislerini çalıştıran hastaneleri bina altlarında ruhsatlandırılan, hayali binlerce hasta faturası düzenleyen Tıp Merkezleri ve hastanelerle aynı kefeye koymak doğru bir davranış değildir. acile gelen hastaların aciliyeti sonlandırılıp, polikliniğe gelmesi önerilip reçete yazılmadan hasta gönderilirse acil başvuruların sayısı ancak azaltılabilir.

· Bilimsel olarak 100 hasta başına çekilen BT, MR, Renkli Doppler ve EKO sayıları bellidir. Bugün canlı hastası olan ve hak-hukuk bilerek çalışan merkezlerde % 3-5 CT ve MR çekimleri yapılmaktadır. MR ve CT sayıları % 20’leri bulan merkezlerden ve her gelen hastaya doppler yapılan hastanelerden bahsedilmektedir. Kamuoyu bu durumu basından, ilgili ve yetkililerin söylemlerinden duyuyor. Allah aşkına kimi kime şikâyet ediyorsunuz. MR ve CT sayıları % 5’in üzerinde olan merkezlerin faturalarını kesin ve 3 ay ödemeyin, bakalım bir daha bu suiistimaller gerçekleşecek mi? Yok epikriz tam ve uygundur diyerek fatura incelerseniz bu hırsızlığın önüne geçemezsiniz.

Ya da gelin paketin içine MR ve CT’ yi alalım. MR ve CT çekimlerini % 4-5 gibi hesaplayalım karşılığını pakete ekleyelim. Bakalım MR ve CT çekimleri ne duruma gelecek. Yok pakete biz 700 kuruş ekleriz derseniz hizmeti sürdürebilir olmaktan çıkartırsınız.

Aslında Özel sektörün samimi ve dürüst çalışan tarafları ile oturup, SUT yeniden realize edilerek kamuoyu ve sağlık hizmet sunucularının psikolojileri rahatlatılabilir. Korkarım, Türkiye’de her mevzunun kaosluğunu isteyip, bulanık suda iş ve aş peşinde olanlar sağlık sektörününde derinlerinde yer alıyorlar. Acaba bu kadar her şey bilinmesine rağmen neden çözülmüyor. Sürekli hekimlerin ve özel sağlık kurumların itibarlarını rencide edecek açıklamaların yapılması kimin işine geliyor. Oğlum, damadım, kızım ve gelinim doktor olsun diyen anadolu insanı, artık bu mesleğin itibarsızlaştığını görünce bu beklentilerden vazgeçmiştir. Oysa hükümetin ve sağlığı yönlendiren gücün görmediği ve yeterince tanımadığı bir sağlık çalışanı var. Bıçak parası gibi fakirin cebinde nazarı olan hekim devri kapanmıştır. Genç, dinamik ve bu milletin değerlerini en az bu ülkeyi idare edenler kadar seven bu nesli kimsenin küstürmeye hakkı yoktur.

Ancak, bizler işimizi yapıyoruz. Temiz kazançlarımıza kirli oyunların kirli kazançlarını katmak istemiyoruz. Biliyoruz ki bir gün bu sektör de silkelenecek ve gerçek yatırımlar ve yatırımcılar kalacak.Yoğurtçu, şıracı ve ilgisiz meslek grupları tıp merkezi açmak için Sağlık Bakanlığı kapılarında beklemeyeceklerdir.

 

Halil BAYSAL
kaynak: Şanlıurfa Olay Gazetesi


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star