Mehmet FARAÇ

Sahibini arayan insanlık!..


Mehmet FARAÇ
13 Ekim 2011 Perşembe 12:43
İnsanlık o günlerde herhalde başını alıp izne gitmişti!.. İhtimaldir ki şekil bile değiştirmiş olabilirdi!.. Belki kuyruğuna teneke bağlanan dört ayaklı bir yaratık gibi vicdan ve merhameti de ardından sürüklemişti!.. Gökyüzünde kanat çırpan kuşlar, çöplüklerde ekmek arayan kediler görmüştü de günler süren o rezaleti; insan olanlar gözlerini kapatmıştı!..
Orta yaşlı Kâtibe adlı bir kadın bundan 7 yıl önce gözyaşları içinde Mardin’in Ömerli ilçesinde polise başvurarak 13 yaşındaki kızının kaçırıldığından şikâyetçi oldu.
Polis, Remziye Sevdan adlı kızı kısa süre sonra 20 yaşındaki İsmail Gezer’le birlikte Mardin’de yakaladı. Gezer, küçük  kızı alıkoymaktan tutuklanarak cezaevine gönderildi.
5 Nisan 2004... Savcılık araştırmaları yoğunlaştırdı ve Remziye’nin bir süredir para karşılığında cinsel ilişkiye zorlandığını, bazı kişilerin de buna aracılık ettiğini saptadı.
Polis, belediyede görevli bir temizlik işçisi ile ilçede yaşayan iki kadının fuhuş şebekesinin başında olduğunu da belirledi.
Zanlıların sorgulanmasının ardından 50 kadar kişinin küçük kızla ilişkiye girdiği anlaşıldı!.. Rezalet öyle boyutlanmıştı ki, olaya karışanlar arasında bölge yatılı okulu, nüfus müdürlüğü ve belediye çalışanları da vardı.
Remziye, Yeşil Kart alma uğruna gittiği Ömerli Hükümet Konağı’ndaki hizmetlinin bile tecavüzüne uğramıştı!

Maymunların sessizliği!..
Aslında Ömerli sokaklarında herkes uzun süredir yaralı bir ceylanın; ahlaksızlığın kanıyla kirletilmiş bir bedende dolaştığını biliyordu!.. Biliyordu da, feodalitenin hüküm sürdüğü bir bölgedeki aşiret ilişkileri, “görmemişem, duymamışam, bilmiyem”e sığınan üç maymunluğu egemen kılıyordu!..
13 yaşındaki Remziye, gözaltına alınan zanlılarla yüzleştirildiğinde bitkin haldeydi. İnsanlık onurunun kaldıramayacağı yükler bindirilmişti çelimsiz bedeninin üzerine...
Zanlılar onun çaresizce çevreyi süzen, kan oturmuş gözlerine bakamadılar bile!.. Utançtan mı vicdansızlıktan mı bilinmez, başları yerdeydi hepsinin!..
Polis küçük kızı konuşturdukça dram içinde dramla karşılaşmıştı. İddiaya göre Remziye’nin ailesi Mardin’e bağlı bir köyden Ömerli ilçesine gelip yerleşmişti. Ancak babası iş bulamayınca bir süre sonra onu, ağabeyini ve annesini bırakıp köye geri dönmüştü.
İşte ne olmuşsa ondan sonra olmuştu... Remziye evlenme bahanesiyle kandırılmış, tecavüze uğramış ve fuhuş mafyasının kucağına düşürülmüştü.
Kirlenmiş, çökmüş ve yaşamının baharında en ağır tokadı yemişti de, kurtulmak için sığınacak onurlu bir kapı bulamamıştı!..
Küçük kız, acı üstüne acı yaşamış; ihanet ve alçaklığın utanç verici fotoğraflarına figüran olmaktan bir türlü kurtulamamıştı!..
Remziye, soruşturmanın tamamlanmasının ardından devlet himayesine (!) alındı ve 2004 yılının Haziran ayında Niğde Yetiştirme Yurdu’na yerleştirildi.

Duvarların dibinde!..
Ancak Remziye, 2005 yılının Şubat ayında aniden ortadan kayboldu! Kimileri yurttan kaçtığını, kimileri ise fuhuş mafyası tarafından kaçırıldığını öne sürdü. İddia odur ki, bir süre daha Ömerli’de ahlaktan yoksun yaratıkların oyuncağı olmuştu!..
4 Haziran 2005 günü kimliği belirsiz kişiler Ömerli Devlet Hastanesi’nin kapısına küçük bir kızın cesedini bıraktı!.. Bu talihsiz bedenin sahibi Remziye’den başkası değildi!
Cenazesi zatürree teşhisiyle otopsi yapılmadan annesine teslim edildi. Küçük kızın cenazesi annesi ve iki kardeşinin gözetiminde, mahalle sakinleri karşı çıktığı için en yakın mezara 30 metre uzaklıkta bir duvar dibine gömülebildi!
Ancak “cinayet” kuşkusunun basında yer alması üzerine Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı’nın emriyle, 14 Haziran 2005’te Remziye’nin mezarı açıldı.
Defin ruhsatı olmaksızın gömüldüğü ortaya çıkan Remziye’nin cesedi otopsi için İstanbul Adli Tıp’a gönderildi. “Zatürree ve akciğerlerinde su toplanması nedeniyle öldüğü” öne sürülen genç kızın cesedi, otopsinin ardından Ömerli’ye getirilerek yeniden toprağa verildi.

Sokak, adam ve fener!..
Remziye’nin tecavüze uğrayıp uğramadığının tespiti için Adli Tıp’tan daha önce istenen rapor da mahkemeye gönderilmişti. Sorgusunda, girdiği cinsel ilişki sonucu kızlık zarının bozulduğunu iddia eden Remziye’nin “Anatomik bakire” olduğu tespit edilmişti!
Raporda, “İlişkiye girse bile, cinsel organı duhula müsait (esnek) olduğu için kızlık zarı bozulmayabilir” denilmişti! “Küçük yaştaki kızı alıkoymak ve tecavüz etmek” suçlamasıyla tutuksuz yargılanan 22 sanıktan kimi her zamanki gibi delil yetersizliğinden kimi de zamanaşımından serbest kaldı!..
Bir kıza laf atılması yüzünden bile onlarca kişinin öldürülebildiği Güneydoğu’da; bir mezarlığın duvar dibinde, masumiyetinin bile farkında olamayacak kadar küçük bir kız yatıyor!..
Barbarlık ve ahlaksızlığın ölüme sürüklediği o cılız bedene yalnızca toprağın karanlıktaki merhameti kucak açmıştı!..
Peki ya insanlık nerede mi?.. Derler ki; vicdan cana bürünmüş ve Ömerli’nin sokaklarında halen onu arıyor!..
Üstelik güpegündüz ve elinde fenerle!..
NOT: İki yıl önce yazdığım bu öyküyü, Güneydoğu gerçeğinden habersiz bir mahkeme kararı nedeniyle yeniden  yayımladım?.. Çünkü Yargıtay, Mardin’de tıpkı Remziye gibi aralarında asker, memur, korucu ve muhtarların da bulunduğu 26 kişinin tecavüzüne uğrayan 13 yaşındaki N.Ç ile ilgili yerel mahkemenin verdiği “Tecavüzlere karşı koymadığı için rızası olduğu” yolundaki kararın onaylanmasını istemiş!..

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star