Mehmet FARAÇ

Şam - Ankara hattında mal varlığı kavgası!..


Mehmet FARAÇ
24 Ocak 2012 Salı 01:55
ABD’nin 3 yıl önce, aralarında Murat Karayılan’ın da bulunduğu 3 PKK yöneticisini “uluslararası uyuşturucu kaçakçısı” ilan etmesinin ardından örgütün para trafiği de mercek altına alınmıştı. PKK buna karşılık olarak hem yurt içinde hem yurt dışında, mal varlığı kavgasına girişti!.. Bakınız son bir haftada, Şam-Ankara hattında neler yaşandı?..
ABD, Türkiye ve Irak’ın işbirliğiyle Erbil’de oluşturulan “üçlü mekanizma merkezi”nin görevi PKK’nın askeri, siyasi ve ekonomik açıdan yalnızlaştırılmasıydı!.. Uygulamaya konulan üç aşamalı strateji, örgütün tamamen çökertilmesini hedefliyordu!..
Bu kapsamda, 3 yıl öncesinden itibaren Yunanistan’dan İtalya‘ya, Fransa’dan Irak’a kadar PKK’nın para trafiğini yürütenlere yönelik çok sayıda operasyon düzenlendi... “Örgütün kasası” olarak bilinen Nedim Seven ile arkadaşları da Paris’te tutuklandı.
Örgüte yönelik 2 yılı aşkın süredir yoğunlaştırılan hava ve kara hareketi PKK’ya darbe vururken,1.5 yıl önce başlatılan KCK operasyonları ise örgütün siyasi kanadını hedef aldı.
Ancak hem bu iki uygulama hem de ABD ve Avrupa’daki para trafiği operasyonları örgütü ekonomik olarak da sıkıntıya sokmuş olacak ki, PKK’lılar eski mal varlıklarının peşine düştüler!
Suriye’de, 7 Ocak’ta yaşanan bir çatışma da mal varlığı kavgasını iyice su yüzüne çıkardı. Bir grup PKK’lı, Kamışlo kentinde bir evi bastı ve çıkan çatışma bölgede büyük korku yarattı.
Baskına uğrayan kişi, Öcalan’ın Şam’da yaşadığı dönemde PKK’ya ait evleri tapu kaydında üzerine alan ve örgüte kiralamış gibi gösteren Hüseyin Bedro’ydu. Kendisi saldırıda ağır yaralanırken 3 oğlu yaşamlarını yitirdi.
Bedro’nun yakınlarından Behice Bedro’nun da geçtiğimiz Kasım ayında Hakkari’deki Kazan Vadisi’ne yönelik operasyonda öldürüldüğünü ve cenazesinin Suriye’ye gönderildiğini anımsatmakta yarar var.
Ankara’dan şok karar!..
Kamışlo’daki bu mal varlığı kavgasında, Suriye’de örgütlü “Batı Kürdistan Demokratik Toplum Hareketi” (TEV-DEM) Koordinasyon üyesi “Hebat Derik” kod adlı Mahmut Muhammed de öldürüldü.
Örgütün ajansı önceki gün yayımladığı haberde, 1998 yılında PKK’ya katılan ve Kuzey Irak- Şırnak- Diyarbakır hattında üst düzeyde faaliyet gösteren bu militanla ilgili şunları yazmıştı:
“Kürtlerin el konulan mallarını geri almak amacıyla 7 Ocak günü Kamışlo’da, Abdullah Bedro isimli kişinin evine gittiği sırada silahlı saldırıya uğrayan Xebat Derik, dün tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.”
Peki, mal varlığı kavgasının ikinci cephesinde neler yaşandı?.. PKK, Apo’nun Suriye’deki evlerini geri almak için baskınlar yaparken, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi önceki gün ilginç bir karar verdi.
Mahkeme, “Sürgündeki Kürt Parlamentosu” ile “Kürdistan Ulusal Kongresi” adlı oluşumlarda yer alan, Zübeyir Aydar, Remzi Kartal, Nejdet Buldan ve Yaşar Kaya’nın da aralarında bulunduğu 31 sanığın Türkiye’deki mal varlıklarına el konulmasını kararlaştırdı!..
İddianamede, “Terör örgütünün amacı doğrultusunda oluşturulan iki oluşumda yer alan sanıklar hakkında ‘silahlı örgüt kurmak ve yönetmek’ suçundan” 15 yıldan 22.5 yıla kadar hapis isteniyor.
PKK, Şam’ın yanı sıra Avrupa kentlerinde de mal varlığı kavgasına girişebilir... Ancak asıl tartışma KCK operasyonları sırasında yaşanabilir.
Çünkü TBMM İçişleri Komisyonu’nun geçtiğimiz Aralık ayında kabul ettiği “Terörün Finansmanının Önlenmesi Kanun Tasarısı” yasallaşırsa, BDP’liler de zor durumda kalabilir!.. Tasarı, terör örgütüne ekonomik destek verenlerin mal varlıklarına el konulmasını da içeriyor!..
Bilge ile hırka!..
Atalarımız der ki, “kıyafet kişinin anahtarıdır...” Yani, giysi kişinin bedenine saygısını gösterir!..
Anlı şanlı diskoteklerde bile kılık kıyafet kontrolü yapılıyor ya, bu özdeyiş paspallığı entellik sananların üzerine cuk diye oturuyor!..
Konumuz kıyafet ya, aklıma bir sürü manzara geliyor. Hiç unutmam, çalıştığım bir işyerinde yaşına ters kıyafetler giyen  bir densiz, çalışanların paçalarını kaldırıp altlarına pijama giyip giymediklerini kontrol ederdi!..
Ancak gençler, kendisini Pablo Neruda’nın teyze oğlu sanan o zavallının absürt hareketini dengesizliğine verirdi!.. Çünkü herkes onun hangi esaretten dolayı altına içlik giydiğini bilirdi!..
Neyse... Aslında beni şu kıyafet meselesine Sinema Yazarları Derneği’nin (SİYAD) ödül törenindeki ciddiyetsiz manzara getirdi.
SİYAD’ın 44’üncü Türk Sineması Ödül Töreni, önceki akşam Cemal Reşit Rey’de yapılmış. Kar yağıyormuş diye davetlilerin bir bölümü geceye gelme zahmetine bile katlanmamış!..
Ancak törenden yansıyan fotoğraflara bakınca, keşke oradakiler de gelmeseydi dedim içimden!.. Çünkü belli ki, bazı çoook mühim ve de meşhurrr yönetmenler pazar alışverişinden dönüşte uğramışlardı geceye!..
Türk yapımı 70 filmin ödüllendirildiği törende, tam 6 ödüle layık görülen yönetmen Nuri Bilge Ceylan’ın geceye bir tişört ve hırkayla katılması tepki çekmiş!..
Peki, bu yönetmen “Bir Zamanlar Anadolu’da” adlı filmiyle “Büyük Jüri Ödülü”nü almak için Cannes Film Festivali‘ne nasıl gitmiş?.. Smokinle!..
Urfa’da bir söz vardır, “Urfalının terazisi Urfalıyı hafif tartar” diye... İnsanın kendinden olanı hor gördüğünü anlatan bu özdeyiş, smokin-hırka ikileminde sırıtan bilgeliğin iki yüzlülüğünü de tarif ediyor!..
Sanırım Türklerin verdiği ödüller de, Ceylan gibi daha önce Adana, ve Antalya’da yapılan film festivallerine tişört ve kot pantolonla katılan ağır artistlere de hafif geliyor!..
Bir de ağızlarını her açtıklarında “devlet Türk sinemasını önemsemiyor...” demiyorlar mı?.. İşte o zaman insanın aklına Ziya Paşa’nın tokat gibi sözleri geliyor ya, neyse!..
Bilgelikleri; kostümlerinde pejmürde roller sergileyen sinemacılara söylenecek tek söz var; en azından kendisine saygısı olmayan, başkasından alkış beklemesin!..




YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Şanlıurfa





Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star