Ercan AKKAR

SEÇİM, HELALLEŞME VE ANAYASA…


Ercan AKKAR
21 Haziran 2011 Salı 08:05
12 Haziran 2011genel seçimi üslup tartışmaları, kaset skandalları, kişilerin etnik kökenleri, dini inançları, kişisel hesaplaşmalar, küfre varan söylemleri ve legal partilerin ‘terörist’ ilan edilmesine kadar varan bir dizi manevralarıyla tarihteki yerini aldı.
 
Hiç kuşkusuz bu seçimin en büyük zaferini AKP elde etmiştir. Aldığı yüzde 50 dolayındaki oy oranı ile 3 seçimden oylarını arttırarak çıkan ilk parti olarak Türk siyaset tarihinde erişilmesi güç bir rekora imza atmıştır.
Önceki yazımda ifade ettiğim gibi AKP, referandumda aldığı yüzde 58 oy oranı üzerine stratejisini kurdu. Bu stratejisi, her ne kadar Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde oy kaybına, Türkiye genelinde oy patlamasına yol açsa da elde ettiği 326 sandalye, AKP’yi tam anlamıyla mutlu etmedi.
 
Seçimin bir diğer kazananı ise, önceki dönem AKP, CHP ve MHP’nin yaptığı yasa değişikliğiyle Hazine yardımından mahrum bırakılan, buna rağmen 29 Mart 2009 yerel seçimlerinde belediye sayısını 54’ten 99’a yükselten ve o çekirdek kadrosundan 2 binin üzerinde Kürt siyasetçisinden mahrum olmasına rağmen Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu adı altında seçime giren BDP olmuştur.
Blok, seçim barajı, ekonomik sıkıntılar, gözaltılar, medya gücünden yoksun bir şekilde girdiği seçimden, adeta bir matematik mucizesi gerçekleştirerek, çok ince hesaplar yapıp adaylarının birbirine yakın oy almasını sağlayarak, önceki dönem 21 olan sandalye sayısını 36’ya yükseltti.
 
CHP’nin durumu ise, bildiğimiz gibi… Seçim bitti hizip başladı. Sahnede yine Türkiye’deki sol harekata büyük darbe vuran Deniz Baykal, Önder Sav ve ömürlerini milletvekili olarak geçirme düşüncesinde olan eski ağır toplar var.
Bu ağır toplar, her gün yeni biri açıklama yaparak, 1 yıl önce partinin başına gelmesine rağmen 2 kurultay, 1 referandum ve 1 genel seçim geçirerek, oylarını yüzde 26, sandalye sayısını ise 135’e çıkartan Kemal Kılıçdaroğlu’nun istifasını istiyor.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun, uçuk projelerin bir tarafa bırakırsak, ‘Yeni CHP’, ‘AB Yerel Özerklik Şartı’, ‘Abdullah Öcalan’la Görüşme’, ‘Hakikatleri Araştırma Komisyonu’nun Kurulması’ ‘Kanın durdurulması’ ve ‘Barışın Sağlanması’ gibi söylemlerini bölgede oy’a dönüşmezse bile izlenmeye alındı.
 
MHP’de ise durum çok farklı… Birçok kesimin baraj altında kalacağını öngördüğü MHP, yüzde 13 oy alarak, baraj altında kalmadı. Baraj alında kalmadı kalmasına ama art arda gelen kaset skandallarıyla üst yönetiminden 10 önemli ismi kurban etti.
MHP, büyük olasılıkla önümüzdeki süreci referandum döneminde meydana gelen oy kayması ve oluşturduğu yeni parti yönetiminin tecrübe kazanmasıyla geçirecektir.
 
BALKONDA HELALLEŞME
 
Seçim zaferinin ardından geleneksel hale gelen balkona konuşmasını yapan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Bugün hesaplaşma değil helalleşme günüdür. Kampanya sürecinde istemeden, kalbini kırdığımız, üzdüğümüz kardeşlerimiz varsa hepsinden başta şahsım tüm arkadaşlarım adına helallik diliyorum. Kampanya sürecinde yaşananların söylenenlerin yanlış anlamaların incitici kelamın meydanlarda kalmasın diliyorum. İstemeden incittiğimiz siyasiler varsa onlardan ad helallik diliyorum. Aziz milletime tüm siyasi partilere hakkımı, hakkımızı helal ediyoruz” diyerek yeni bir sayfa açtığının işaretini verdi. Balkon konuşmasından birkaç gün sonra ise, başta gazeteci ve siyasilere açtığı davaları geri çekti.

Erdoğan’ın helalleşme istediğine, CHP’nin bir kanadı sessiz kalırken, diğer bir kanadı ise bunun AKP’nin 330 sandalyeye alamamasına bağladı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, referandum dönemi ve kaset skandallarını işaret ederek, ‘Hesaplaşma olmadan, helalleşme olmaz’ diyerek, Erdoğan’ın uzattığı zeytin dalını sert bir dille geri çevirdi.
 
BDP Eski Eşgenel Başkanı Hakkari Milletvekili Selahattin Demirtaş ise, 14 Nisan 2009’da başlayan ve halen KCK adı altında devam eden operasyonlara vurgu yaparak, ‘2 binin üzerinde arkadaşımız halen zindanlarda. Bu arkadaşlarımız bırakılmadan helalleşme olmaz’ diyerek operasyonların durdurulmasını ve arkadaşlarının serbest bırakılmasını istedi.

YENİ ANAYASA

Seçim bitti. Artık Meclis’in açılması bekleniyor. Hemen hemen her kesim yeni Meclis’in kurucu Meclis gibi yeni, sivil ve herkesi kucaklayacak, bir Anayasa yapmasını bekliyor.
 
Yeni bir Anayasa tartışması yıllardır var. Başbakan Erdoğan, seçim sürecinde 367’yi buldukları taktirde yeni Anayasayı tek başına yapacağı yönünde sinyal vermişti. Erdoğan, 367 olmazsa bile en azından 330 sandalyeyi bularak, referandum yolunu açık tutmak istiyordu. Ama olmadı.
 
MHP lideri Devlet Bahçeli, seçimin hemen ardından AKP’ye kapıyı kapattı. Hatta Erdoğan’ı ‘bölücü’ olarak ilan etti.
Uzun yıllar sonra Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki tüm kentlerde miting yapan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, meydanlarda seçmene, yukarıda belirttiğim vaatlerde bulunarak, bir nevi taahhütte bulundu.
 
BDP’nin tavrı ise çok net. Daha önce taslak bir çalışma yapan ve bazı taleplerini sıralayan BDP, demokratik ve Kürtleri kapsayacak bir Anayasa’ya koşulsuz destek vereceklerini beyan etti.
 
Yeni Meclis, yeni bir Anayasa yaparak tarihe geçebilecek mi? Doğrusunu isterseniz bunda ciddi şüphelerim var. Seçimden sonra AKP ve CHP kanadından yapılan açıklamalarda Anayasa’nın ilk 3 maddesine dokunulmayacağı belirtildi.
 
Yani AKP ve CHP, bir noktada birleşiyor. Bu tabloya MHP’nın kayız kalacağını da sanmıyorum. BDP’nin tavrı ise ortada…
Dolayısıyla AKP, ilk etapta kendi hazırladığı Anayasa’yı referanduma götürebilmek için dışarıdan 4-6 sandalye arayacak. Ya CHP veya MHP’den destek alacak, ya da her kesimi kucaklayan bir Anayasa hazırlayacak.
 
Ama bana sorarsanız, bu Meclis’in yeni bir Anayasa yapacağına inancım, ortadaki tablo içinde zor gibi görünüyor.
Umarım ben yanılırım ve herkesi kucaklayan evrensel ilkelerle hazırlanmış demokratik bir Anayasamız olur.
 
Sevgiyle kalın.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık